“Öyle maymun gibi taklide özenmek bilmez;
Hiss-i milliyyeti sağlamdır onun, eksilmez.
Garb’ın almışsa herif, ilmini almış yalnız,
Bakıyorsun: Eli san’atli, fakat, tırnaksız!
Fuhşu yok, içkisi yok, himmeti yüksek, gözü tok;
Şer’-i ma’sûma olan hürmeti bizlerden çok.
Böyle evlâd okutan milletin istikbâli,
Haklıdır almaya âgûşuna istiklâli.
Yarın olmazsa, öbür gün olacaktır mutlak...
Uzak olmuş ne çıkar? Var ya bir âtî ona bak!
***
Mütefekkir geçinenler ne diyor sizde bakın:
“Medeniyyette teâlîsi umûmen Şark’ın,
Yalınız bir yolu ta’kîb ederek kàbildir;
Başka yollarda selâmet gözeten gâfildir.
Bakarak hangi zeminden yürümüş Avrupalı,
Aynı izden sağa, yâhud sola hiç sapmamalı.
Garb’ın efkârını mâl etmeli Şark’ın beyni;
Duygular çıkmalı hep aynı kalıptan; ya’ni:
İçtimâî, edebî, hâsılı her mes’elede,
Garb’ı taklit edemezsek, ne desek beyhûde.
Bir de din kaydını kaldırmalı, zîrâ o belâ,
Bütün esbâb-ı terakkîmize engel hâlâ!”
***
Ne yapsa Avrupa, bizlerce asl olan hareket:
“O halde biz dahi yaptık!” deyip hemen taklit.
Bu türlü bir yenilikten ne hayr edersin ümit?
***
NEVRUZ’A
İhtiyar amcanı dinler misin, oğlum, Nevruz?
Ne büyük söyle, ne çok söyle; yiğit işde gerek.
Lâfı bol, karnı geniş soyları taklit etme;
Sözü sağlam, özü sağlam adam ol, ırkına çek.
***
Küçük âdemlerinin rûhunu tedkîk ettim.
Büyük âdemlerinin fikrini ta’mîk ettim.
İstedim sonra, neden böyle Japonlar yüksek?
Nedir esbâb-ı terakkîsi? Yakından görmek.
Bu uzun boylu mesâî, bu uzun boylu sefer,
Bir kanâat verecekmiş bana dünyâda meğer.
O kanâat da şudur:
Sırr-ı terakkînizi siz,
Başka yerlerde taharrîye heveslenmeyiniz.
Onu kendinde bulur yükselecek bir millet;
Çünkü her noktada taklit ile sökmez hareket.
Alınız ilmini Garb’ın, alınız san’atini;
Veriniz hem de mesâînize son sür’atini.
Çünkü kàbil değil artık yaşamak bunlarsız;
Çünkü milliyyeti yok san’atin, ilmin; yalnız,
İyi hâtırda tutun ettiğim ihtârı demin:
Bütün edvâr-ı terakkîyi yarıp geçmek için,
Kendi “mâhiyyet-i rûhiye”niz olsun kılavuz.
Çünkü beyhûdedir ümmîd-i selâmet onsuz.
Sonra, dikkatlere şâyân olacak bir şey var:
İnkişâfâtını bir milletin erbâb-ı nazar,
Kocaman bir ağacın tıpkı çiçeklenmesine,
Benzetirler ki, hakîkat, ne büyük söz bilene!
Bu muazzam ağacın gövdesi baştan aşağı;
Sayısız kökleri, tekmil dalı, tekmil budağı;
Milletin sîne-i mâzîsine merbut, oradan
Uzanıp gelmededir... Öyle yaratmış Yaradan.
Bir cemâat ki: Nihâyet ona gelmez de iyi,
Ağacın hey’et-i mecmûası, yâhud çiçeği,
Ta gider, sîne-i milletten urup hâke serer;
Milletin kendi olur işte o baltayla heder!
İnkişâf etmesi âtîde de pek zordur onun:
Çünkü meydanda kalan kütle yığınlarca odun!
Hastalanmışsa ağaç, gösteriniz bir bilene;
Bir de en çok köke baksın o bakan kimse yine.
Aşılarken de vurun kendine kendinden aşı.
Şâyed isterseniz ağcın donanıp üstü, başı,
Benzesin tâze çiçeklerle bezenmiş geline;
Geçmesin, dikkat edin, balta çocuklar eline!
İşte dert, işte devâ, bende ne var? Bir tebliğ...
Size âid sizi tahlîs edecek sa’y-i belîğ.
Yâ İlâhî bize tevfîkini gönder...
— Âmin!
Doğru yol hangisidir, millete göster...
— Âmin!
Rûh-i İslâm’ı şedâid sıkıyor, öldürecek.
Zulmü te’dîb ise maksûd-i mehîbin, gerçek,
Nâra yansın mı berâber bu kadar mazlûmîn?
Bî-günâhız çoğumuz... Yakma İlâhî!
— Âmin!
Boğuyor âlem-i İslâm’ı bir azgın fitne,
Kıt’alar kaynayarak gitti o girdâb içine!
Mahvolan âileler bir sürü ma’sûmundur,
Kalan âvârelerin hâli de ma’lûmundur.
Nasıl olmaz ki? Tezelzül veriyor Arş’a enîn!
Dinsin artık bu hazin velvele yâ Rab!
— Âmin!
Müslüman mülkünü her yerde felâket vurdu...
Bir bu toprak kalıyor dînimizin son yurdu!
Bu da çiğnendi mi, çiğnendi demek Şer’-i mübîn;
Hâk-sâr eyleme yâ Rab, onu olsun...
— Âmin!
Ve’l-hamdu li’l-lâhi Rabbi’l-âlemîn...”
Mehmet Akif Ersoy’un diliyle taklit
Mahmut Toptaş
Yorumlar
En Çok Okunanlar
Kaşif Kozinoğlu'nun şüpheli ölümünde Kurtlar Vadisi izi: Senaristler ifadeye çağrıldı
Bunda ne var demeyin! Günün sonunda elinizde ne kadar kazandığınız değil ne kadar tasarruf ettiğiniz kalır! Koç Grubu'nun tutumluluğu ve Vehbi Koç etkisi! Rahmi Koç'un israf etmediği balığın baş kısmı
İşte TOKİ’nin kiraya vereceği evlerin görüntüsü! Bakan Kurum paylaştı
Yıldız Sarayı nasıl yağma edildi? 450 bin altın lira, inciler, 90 bin banknot lira... Beş gözlü çekmece içerisinde elmas, yakut, zeberced... Osmanlı'nın son döneminde bir utanç sayfası!
GKRY'li tarihçiden çarpıcı "Kıbrıs" itirafı: "İkinci bir İsrail kuruyorlar, Türklere haksızlık ettik!"
Kılıçlar çekildi: Gökçek'ten Arınç'a 'Sakız' tepkisi
Sivas'ta akılalmaz itiraf: 11 aylık bebeği babası sattı
Cumhur İttifakı'nda erken seçim hareketliliği: Celal Adan'dan Erdoğan ve MHP çıkışı
Plaka A.Ş. değil, seçim finansmanı A.Ş.! Şoförlükle ilgisiz başkanlara Plaka A.Ş.’den danışma kılıfı
Moro Müslümanları seçim sınavında: Bangsomoro’da tarihi seçim