7 Ekim 2023 sabahı Filistin’den gelen haberlerle uyandık…

Hayır, hayır… Bu sefer Gazze’nin nasıl bombardımana tutulduğunu anlatan haberlerle uyanmadık.

Terörist İsrail askerlerinin postalları ile Mescid-i Aksa’mıza nasıl girdiklerini, oradaki Müslüman kardeşlerimizi nasıl zulmettiklerini anlatan haberlerle de uyanmadık.

Sırf Müslüman oldukları için katledilen Filistinli kadın, çocuk ve gençlerin haberleri ile de uyanmadık…

7 Ekim sabahı işgal edilmiş topraklarımızı kurtarmak için taarruza geçen Filistinli mücahitlerin haberleri ile uyandık.

Şöyle diyordu HAMAS’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları Komutanı Muhammed ed-Dayf: "İsrail'in ihlallerine karşı bir çizgi çekme kararı aldık, İsrail'e karşı Aksa Tufanı operasyonunu başlattık."

Bu Müslümanların artık savunma pozisyonundan çıktığını ve taarruza geçtiğini bildiren önemli bir gelişmeydi. Bu hepimizi heyecanlandıran ve uzun yıllardır beklediğimiz bir haberdi.

Hepimizi sevindirmeliydi bu haber. Fakat öyle olmadı.

İtibarına çok önem veren, dünyanın sözde “süper gücü” İsrail’in itibarını yerle bir eden Aksa Tufanı’na sevinemediler bile!

İsrail’in asla kaybetmeyeceği illüzyonuna öyle bir kapılmışlardı ki…

Arkasında ABD gibi büyük bir güç yokken HAMAS’ın asla kazanamayacağı, bölgeyi tehlikeye götürdüğünün yaygarasını koparttılar.

Adeta “evinize tecavüz edilirken susun ve oturun, sizin ağlamaktan başka çareniz yok” denmek isteniyordu. Öyle bir alışılmıştı ki mazlumun sadece ağlaması gerektiğine… Ayağa kalkmasına kimse tahammül edemedi…

Hayır bu sefer öyle olmadı! Yıllardır ayağa kalkmanın hayalini kuran mazlum bugün o gücü gösterdi.

Ve İsrail’in sanıldığı kadar büyük olmadığını gördük. Ölülerini dahi servis etmeyen İsrail yüzlerce ölüsü olduğunu ilan etmek zorunda kaldı. İlk gün resmi açıklamaları yüz civarında ölüden bahsetse de gerçeğin bunun en az altı yedi katı olduğunu biliyorduk.

Dünyanın en büyük silahlarına sahip olmakla övünen o işgalciler, taş ve sapanla kendilerini savundukları gerekçesiyle hor görülen Filistin halkının hiç beklemedikleri saldırıları sonucunda akın akın havalimanlarına doluştular.

İsrail’in tüm dünyaya korku salmak için giydiği güç kostümü yırtılmış, maske yere düşmüştü…

Tüm bunlar olup biterken teröristlerin hamisi ABD, İsrail’i destekleyeceğini açıkladı. Beklediğimiz gibi…

Bizimkilerse tarafları “itidalli yaklaşmaya” davet ettiler.

“İki devletli” çözümler sundular.

Taraflar… İki devlet… Taraf derken hangi taraftan bahsediliyordu? Hani taraf olmayan bertaraf oluyordu?

Ortada iki devlet de yok… Bizim tanıdığımız tek devlet Filistin devleti… Diğerleri işgalci… Evet, her zaman olduğu gibi işgalcileri meşrulaştırmak için ellerinden geleni yapmaya devam ediyorlardı…

“Ama İsrailli siviller”, “fakat İsrail çok güçlü” kelimeleri de havada uçuşuyordu…

Hayır, hayır… Tüm bunlara kızmayacağım. Çünkü bugün konuşmamız gereken çok daha önemli bir mesele var. O da HAMAS’ın, İsrail’in oluşturduğu bu algıyı nasıl kırdığı…

Tüm “ama”lara rağmen… Yıllardır abluka altında tutulan Gazzeliler tüm dünyaya bir ders verdiler.

Son teknoloji savaş aletlerine… Demir kubbelerine rağmen… Dünyaya korku saldıkları istihbarat ağlarına rağmen… Nasıl gafil avlandıklarını bütün dünya canlı canlı izledi.

Demek ki mazlum ayağa kalkınca her şey değişiyormuş.

Sonucu ne olursa olsun bu savaşın galibi Filistin halkıdır.

Çünkü bugün Filistin halkı, bize küçücük ebabil kuşlarının, koca koca filleri yerle bir ettiği gibi roketlerin dahi işlemediği demir kubbenin nasıl delinebildiğini, İsrail’in sarsılmaz imajının nasıl sarsılabileceğini gösterdi.

Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak…