Malatya’da öğretmen ağırlıklı sohbetlerimiz, ilginç karakterlerle karşılaşmamız yazı heybemizi doldurduğu için mecburen iki günlük bir köşeye yayıldı aktaracaklarımız.
Hepsi çok cana yakın, toplumun derdini yüreğinde hisseden, insan kardeşlerine güven aşılayan öğretmenlerin yanı sıra elbet ufak tefek hüzün bulutları da yaşamadık değil.
Sabah programında şehir dışındaki okulda böyle küçük bir olay yaşadık.
Okula gittik lakin konuşma yapacağım öğrenciler hazır değildi.
Müdürün odasında otururken, müdür “nasıl yapacağız” diye bilmiyormuş gibi bize sordu, bana refakat eden Ayten öğretmen, “konferans salonunda toplayın”, dedi, müdür, “yok, dışarı toplayalım, yazar; orada hitap etsin” dedi. Ayten ciddileşti, “hayır, çocukların
dikkati konferans salonunda daha iyi toplanır” dedi. Müdürün gelişimizden pek de memnun olmadığını anladık.
Zira o bakışları okumak çok kolaydı, “ah ah eskiden olsa idi şöyle 28 Şubat’lı gelenekte, ben sizi bu okulun bahçesinden bile sokmazdım”.
Ben üzerinde durmadım, tavrını önemsiz buldum ama Ayten bu bakıştan çok rahatsız oldu; ”hesap sorulmalı, neden çocukları toplamamış, ayak sürümekte, ne yapsak diye, üst birimlere aktaracağım” dedi,”boş ver be Ayten” dedim, “bu kafalar hep olacak, onlar da ırmağını bulsun, sizler de çağlayanlar olup akın” dedim. Toplumda onlar da olacak ki, siz iyilik meleklerinin değeri iyice ortaya çıkabilsin.
Elbet pirincin içinde taş da çıkacak asıl önemli olan, Malatya dostlarla ne kadar güzeldi. Çeyrek asırlık dostum Fatma Üzmez Hanımefendiyi eşi, yeğenleri komşuları ile karşımda görünce nasıl sevindim. Güzel geçmişi anımsadım, siyasi koşutta çalışmalar yaptığımız dönemde Fatma Üzmez’in evinde çocuklarımla, anne babamla, eşimle az mı kalmıştık, onun olağanüstü misafirperverliği ve güzel yemekleri, fedakârlığı, dostluğu asırlar geçse yine unutulmaz. Bugün belki de insan öz kardeşinde bütün ailesi ile birlikte değil birkaç gün, birkaç saat bile kalamaz. Fakat eskiden ya da dostlar arasında daha mı bir samimiyet vardı diye bazen şaşıp kalmaktayım. Malatya’nın annesi diyebileceğim bu güzel kardeşim yıllar var ki öğrenci yetiştirmekte, kendisinin belki çocuğu yok ama binlerce talebesi ile Hz.Aişe gibi toplumun annesi olarak kutlu misyonunu sürdürmekte.
O günde örnek bir aile olan asaletleri yüzlerinden okunan talebeleri anne ve kızını tanıştırdı. Öğrencisi Birgül üniversite mezunu, belediyede çalışmakta, küçükken geçirdiği salıncaktan düşme kazası, yıllar sonra etkisini gösterip şimdi genç kız olan Birgül’ün hareketlerini kısıtlamaya başlamış, derken bu kısıtlama yürümesini, konuşmasını da engellemeye başlamış. Fakat ay yüzlü zeki bakışlı Birgül okumaktan asla vazgeçmemiş, standları dolaşarak kitap almakta idi. Kitap okumayı sevmeyenlere inat Birgül, yer gibi yutar gibi kitap okumakta idi.
Düşünmeden edemedim, Malatya Birgül’lerle, Fatma’larla, Ayten’lerleRahime’lerle, Sevgi’lerle, Sevde’lerle, Meryem’lerle, Rumeysa’larla, Rukiye’lerle güzeldi. Toplumun, insanın derdini kendi sıkıntılarının önüne bırakan bu kutlu kadınlarla şehir; şefkat halelerini kuşanmış, erkekleri de bu soylu annelerin eğitim ve tedrisinden geçtikleri için son derece terbiyeli, saygılı, hürmetli kimliklerini bulmuşlardı.
Malatya’dan çok güzel anılarla döndüm, emeği geçen herkese teşekkür ederim.