Medyanın “kamu gözcüsü” rolü

Medyanın işlevlerinden bahsedilirken “Kamu Gözcüsü” rolü vurgulanır. Bu görüşe göre medya, kamu gözcüsü olarak devlet otoritesinin kötüye kullanılmasına karşı mücadele etmeli ve kötü uygulamaları açığa çıkartmalıdır; bu medyanın görevidir.

Medyanın “Kamu gözcüsü” rolü, aynı zamanda medyanın örgütlenme biçimiyle de yakından alakalıdır. Çünkü kamu otoritesinden bağımsız örgütlenemeyen, ekonomik özgürlüğünü kazanamayan hiçbir medya kuruluşu “Kamu gözcüsü” olarak görev yapamaz.

Devlet otoritesi tarafından kurallara bağlanmış bir medyanın iktidardakilerin çıkarlarını olumsuz etkileyecek sorunları gündeme getirmeye başladığı anda iktidar erki tarafından siyasi baskıya maruz kalacağı kesindir. Bu sebeple medya, devlet erkinden bağımsız ve yalnızca serbest piyasa şartları içinde tam anlamıyla kamu gözcülüğü yapabileceği, bu şekilde olmaması durumunda kamu gözcüsü değil, iktidarın hizmetkârına dönüştüğü görülecektir.

Medyanın “Kamu Gözcüsü” rolünün medyanın politize ve muhalif olduğu dönemlerde işlevsel olduğu, günümüzde medyanın çoğunluğu eğlence araçları haline geldiğini savunan James Curran, “Artık kamusal olaylarla ilgili haberler medya içeriğinin yalnızca küçük bir bölümünü oluşturmaktadır” der.

James Curran’ın üzerinde durduğu medyanın magazinsel ve eğlenceye yönelik haberler yapması günümüzde en önemli sorunlardan birisidir. Bu bakımdan medyanın ne yazdığının değil, neleri yazmadığının görülmesi gerekmektedir.

Medyanın kamu gözcülüğü rolünden magazinsel habercilik ve siyasileri incitmeyecek hatta iktidarları destekleyecek haberler yaptığı bir ortam, çıkarcılığın gözcülüğüdür ve medya açısından kabul edilemeyecek bir durumdur.

Medyanın konumlandığı yerin güç merkezli oluşu medyanın güvenilirliğini etkileyen unsurlardan birisidir. Güven sorunu aslında güç merkezinin yanında yer almanın getirdiği güç sarhoşluğu ve hırs, tarafgirlik ve tezviratı beraberinde getirmektedir.

Medyanın güvenilirliği eskiden beri hep sorun olmuştur. Bu durum, gerek Cumhuriyet sonrası ideolojik medyada gerek kartel medyada gerekse muhafazakar ve din referanslı medyada da böyledir. Bireylerin iktidar, güç ve parayla imtihanı sonrası geldiği noktanın büyük çaplısı medyada görülmektedir.

Özellikle medyanın kartelleşme sürecinde bu güven yerle bir olmuştur. Son dönemdeki medyanın da aşırı tarafgir tavrı da benzer bir süreçtir. Güven sorununda Millî Gazete’yi ayrı bir yere koymak lazım. Millî Gazete’de hiç tevzirat yapılmamış, hiç tekzip yayınlanmamıştır. Yani iftira ve yalan habere tevessül edilmemiştir. Görüşlerini kıyasıya savunmuştur ancak bu tür güven sarsıcı haberlere imza atmamıştır.

Medyanın “Kamu gözcüsü” rolünü icra edebilmesi için yapması gereken ilk hamle güven sorununu ortadan kaldırmaktır. Devletle menfaat ilişkisine girmiş bir medyanın kamu gözcülüğü yerine çıkarcılığın gözcülüğünü yapması kaçınılmazdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Türkiye'de erken seçime gidilmeli mi?