Elmalılı merhumdan uyarı

15.01.2021 tarihinde yayınladığım, Merhum Elmalılı Hamdi Yazır hoca efendinin  tefsirinden önemli bir bölümü nakletmiştim. Ancak okuyucularımız, “Anlayamadık, sadeleştirilmiş halini bekliyoruz” dediklerinden  orijinalini ve sadeleştirilmiş halini tekrarlıyorum.

Buyurun okuyun, siyah renkler orijinal metinden:                    

“Lisanı İslâm’da hürriyyet, hukukuna malikiyyet diye tarif olunur, (Keşfi Pezdevî) ki bunun zıddı hukukuna başkasının malik olması demek olan esaret ve rıkkiyettir.”

Sözlü ve yazılı İslami eserlerde “hürriyet”,  hukukuna malik/sahip olmaktır (Keşfi Pezdevi). Bunun zıddı hukukuna başkasının sahip olması demek olan esirlik ve köleliktir.

“Aslı hukuk ise vaz-ı ilâhidir. Binaenaleyh herhangi bir ferdin vaz’ı ilahi olan hukuku kendi rızası munzam olmaksızın diğer bir vaz’ı beşerî ile tebdil, tagyir veya tasarrufa mahkûm olabiliyorsa o artık yalnız Allah’ın kulu değildir. Ve onda bir hisse-i esaret vardır.”

Hukukun aslı ise, Allah’ın koymuş olduğudur. Bundan dolayı herhangi bir kişi Allah’ın koyduğu hukuku, kendi rızası olmaksızın, başka bir insanın yaptığı diğer bir hukuk ile değiştirmeye, bozmaya veya tasarrufta bulunmaya mahkûm olabiliyorsa  o artık yalnız Allah’ın kulu değildir ve onda bir esirlik payı vardır.

“Ve artık onun vecaib-ü vezaifi mahzı hakkın icabına değil, şunun bunun keyf-ü iradesine tabidir.”

 Ve artık onun yapması gereken vazifeleri yalnız hakkın gereği için  değil, şunun bunun heves ve isteğine tabidir.

“Binaenaleyh Haktealâyi tanımayan kimse de hukukuna malikiyet manasına hakkı hürriyet farz etmek bir tenakuz olduğu gibi, Haktealâdan başkasına kul olanlarda da hürriyet farz etmek imkânsızdır.”

Bundan dolayı Allah-ü Teala’yı tanımayan kimsede, haklarına sahip olma anlamında hürriyet hakkını farz etmek/sanmak için bir çelişki olduğu gibi, Allah-ü Teala’dan başkasına kul olanlarda, hürriyet farz etmek/sanmak imkânsızdır.

“Ve bunun için zamanı hürriyet yalnız Allah’a ubudiyettedir.”

Ve bunun için hürriyetin garantisi, yalnız Allah’a kulluktadır.

“Ve sıratı müstakimin mebdei bu ubudiyet ve ilk gaye-i dünyeviyesi de nimeti uzma olan bu hakkı hürriyettir.”

 Ve doğru yolun başlangıç noktası bu kulluk ve dünya ile ilgili, ilk maksadı da en büyük nimet olan bu hürriyet hakkıdır.

“Bunun başı da niam-ı vehbiyeden hayat, niam-ı kesbiyeden imandır.”

 Bunun başı da Allah hediyesi nimetlerden olan hayat ve kazanılan nimetlerden olan imandır.

“İşte bu ikisi usuli niamdır.”

 İşte bu ikisi nimetlerin asıllarıdır.

“Bunların mebdei de meunet ve hidayet-i ilâhiyedir. İstenen tarik de bu meunetin tarikı müstakimidir.”

 Bunların başlangıcı da  Allah’ın yardımı ve yol göstermesidir. İstenen yol da bu yardımın doğru yoludur.

“Ve işte nimeti islâm bu tarikı mustakimdir.”

 Ve işte İslam nimeti, bu doğru yoldur.

YALNIZ SADELEŞMİŞ HALİ:

Sözlü ve yazılı İslami eserlerde hürriyet, kişi haklarına sahip olmaktır (Keşfi Pezdevi). Bunun tam tersi haklarına başkasının sahip olması demek olan esirlik ve köleliktir.

Hakların aslı ise, Allah’ın koymuş olduğudur. Bundan dolayı her hangi bir kişi Allah’ın koyduğu hukuku, kendi rızası olmaksızın, başka bir insanın yaptığı diğer bir hukuk ile değiştirmeye, bozmaya veya tasarrufta bulunmaya mahkûm olabiliyorsa  o artık yalnız Allah’ın kulu değildir ve onda bir esirlik payı vardır. Artık onun vecibeleri ve vazifeleri yalnız hakkın gereği için  değil, şunun bunun heves ve isteğine tabidir.

Bundan dolayı Allah-ü Teala’yı tanımayan kimsede, haklarına sahip olma anlamında hürriyet hakkını farz etmek için bir çelişki olduğu gibi, Allah-ü Teala’dan başkasına kul olanlarda da, hürriyet farz etmek imkânsızdır. Ve bunun için hürriyete kefil olma, yalnız Allah’a kulluktadır. Ve doğru yolun başlangıç noktası bu kulluk ve dünya ile ilgili, ilk maksadı da en büyük nimet olan bu hürriyet hakkıdır. Bunun başı da Allah vergisi nimetlerden olan hayat ve kazanılan nimetlerden olan imandır. İşte bu ikisi nimetlerin asıllarıdır. Bunların başlangıcı da  Allah’ın yardımı ve yol göstermesidir. İstenen yol da bu yardımın doğru yoludur. Ve işte İslam nimeti bu doğru yoldur.”

Şeriat kaldırılırken, Batı’nın kanunları terceme edilip bu millete dayatılırken, Kur’an harfleri yerine Grek harfleri kabul ettirilirken, Elmalılı merhum Hamdi Yazır hoca efendi, Meclis’in isteği üzerine yazdığı Fatiha süresinin tefsirinde söylenmesi gerekeni söylemiş.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Bilal - Esselemualeykum Allah razı olsun Mahmud hocam elinize, yüreğinize sağlık.....

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 19 Ocak 17:24


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?