Turizm adı altında, sahil şehirlerimizde yaşanan her türlü ahlaksızlığa göz yumulurken, Turizmi Geliştirme Ajansı (TGA) Karadeniz Temsilcisi Metin İnan skandal bir açıklamaya imza attı. Sümela Manastırı’nın daha fazla ziyaret çekebileceğini fakat buna Trabzon halkının milli duygularının engel olduğunu iddia eden İnan, bununla yetinmeyerek “Keşke diğer Hristiyanları da bir şekilde buraya alsak. Çünkü bugün dünya pazarına baktığınız zaman dini bir pazar var. Mekke’de de bunun turizmi yapılıyor; yani insanlar orada ibadet ederek kazanıyor her şeyi.” kıyaslama cüretinde bulundu.

ORTODOKS AYİNLERİNİN ARTMASI GEREKİYORMUŞ

Turizmi Geliştirme Ajansı (TGA) Karadeniz Temsilcisi Metin İnan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile birlikte yılın 6 ayını değerlendiren bir toplantı düzenlediklerini ve bu toplantıda Sümela Manastırı’nın masaya yatırıldığını açıkladı. Yerel bir gazeteye konuşan İnan, Sümela Manastırı’nın artık eski rantabl halinin olmadığını söyleyerek, toplantıda Ortodoks ayinleri üzerine ciddi şekilde değerlendirmelerde bulunulduklarını açıkladı. İnan, Sümela’da düzenlenen ayinlere gelen kısıtlamaların yarattığı olumsuz durumu anlatarak, bazı yazarların milliyetçilik akımları üzerinden turizm potansiyeline engel olduğunu söyleyerek, “Öncelikle Karadeniz Bölgesi'nde Sümela Manastırı en eski destinasyonlardan bir tanesidir. Bununla alakalı son yıllarda Sümela Manastırı'nın eski rantabl hali yok.” İfadelerini kullandı.

BÖYLE KIYASLAMA OLUR MU?

​Konunun bizzat Bakan Ersoy’a iletildiğini söyleyen İnan, ayin için mutlaka kotanın arttırılması gerektiğini “Biz daha önceden Bakan Bey'e de söyledik, daha önceden turizm toplantılarında bunu özellikle ifade ettik. Trabzon din turizmi için çok iyi potansiyeli olan bir yer. Bakıyorsunuz Arap dünyasından da buraya insanlar geliyor, Ortodokslar da geliyor. Keşke diğer Hristiyanları da bir şekilde buraya alsak. Çünkü bugün dünya pazarına baktığınız zaman dini bir pazar var. Mekke’de de bunun turizmi yapılıyor; yani insanlar orada ibadet ederek kazanıyor her şeyi.” Değerlendirmesinde bulundu.

SÜMELA’YI MEKKE İLE KIYASLAMAK NASIL BİR AKIL TUTULMASIDIR?

Bu densiz açıklamayı gazetemize değerlendiren Müstafi Tümamiral Cihat Yaycı “Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı Karadeniz Temsilcisi Metin İnan’ın Sümela Manastırı’ndaki ayinleri savunurken verdiği örneği okuyunca gerçekten hayret ettim: “Mekke’de de bunun turizmi yapılıyor.” Ne demek bu? Mekke ile Sümela’yı hangi tarihî, dinî veya sosyolojik ölçüyle birbirine benzetiyorsunuz? Suudi Arabistan Müslüman bir ülkedir. Mekke, İslam’ın doğduğu coğrafyanın merkezidir. Kâbe, yaklaşık iki milyar Müslümanın kıblesidir. Müslümanlar dünyanın neresinde bulunurlarsa bulunsunlar günde beş vakit yüzlerini Kâbe’ye dönmektedir. Hac ise İslam’ın beş temel şartından biridir. Siz bunu Sümela’daki ayinle nasıl kıyaslayabilirsiniz? Bu sadece yanlış bir benzetme değildir; meseleyi hiç anlamamaktır. Bir başka temel meseleyi de konuşalım. Bugün Sümela’nın bulunduğu Trabzon ve çevresinde, bu manastırın düzenli ibadet ihtiyacını karşılaması gereken yerleşik ve kayda değer bir Ortodoks cemaat mi bulunmaktadır? Hayır. O hâlde soralım: Bu ayin kimin günlük dinî ihtiyacını karşılamak için yapılıyor? İnsanlar başka ülkelerden getirilecek, özel tarihler belirlenecek, kotalar konulacak, uluslararası organizasyonlar gerçekleştirilecek ve tarihî bir manastır belirli günlerde yeniden dinî tören alanına dönüştürülecek. Bunun adı yerel cemaatin ibadet ihtiyacının karşılanması değildir. Dolayısıyla bunun siyasi ve sembolik boyutunun sorgulanmasından daha doğal ne olabilir?

Muhabir: Gökçen Göksal