Balığın suyu terk etmesi; Arının çiçekten kaçması; Hastanın ilaç şişesini kırması veya haplarını dil altında tutup sonra tükürmesi;

Çocuğun anasından firar etmesi;

Uçsuz bucaksız çölde kişinin kafileden sıvışması ne ise bu dünya hapishanesinde bizi güzel bir hayata götürecek, ahirette cennete vardıracak kılavuz kitabımız olan Kur’an-ı Kerim’den uzak durmak daha tehlikeli ve daha korkunçtur. Çünkü bu dünya nasıl yaşarsak yaşayalım sonu gelecektir.

Sonu gelmez senelerde hayatımızın güzel olmasını sağlayacak yolu gösteren kitaptan uzak durmak, kişinin kendisine yapabileceği en kötü iştir bu dünyada.

Mahşer yerinin dehşetli hallerini gören ve cehenneme sevk edilenler feryada başlayınca Rabbimiz onlara şöyle söyleyeceğini Kur’an’ında haber veriyor ki akıllarını başlarına alsınlar:

“Bu gün feryat etmeyin. Çünkü bizden size yardım yoktur.

Ayetlerim size okunurdu da, siz ökçeleriniz üzerinde geri döner­diniz.

(Ayetlerime karşı) kibirlenerek, gece heze­yanlarıyla ayetlerimizden uzak­laşıyorsunuz.

Onlar bu sözü (Kur›an›ı) düşünmezler mi? Yoksa onlara ön­ceki ba­balarına gelmeyen bir şey mi geldi?” (Müminun Suresi, ayet: 23/65-68).

Sevgili Peygamberimizin de Kur’an’ı terk edenlerden şikâyetçi olduğunu Rabbimiz haber veriyor:

“Resul şöyle dedi: Ya Rabbi benim kavmim, bu Kur’an’ı ter­kedil­miş bir şey kıldı” (Furkan Suresi, ayet: 25/30).

Kur’an’ı terk edenlerin halini bildiren bu ayetlere baktığımızda

1-Kur’an’a sırt dönmeleri;

2-Kibirlenmeleri;

3-Kendi laf ve lakırdılarını Kur’an okumaya tercih etmeleri; 

4-Kur’an’ın manası üzerinde düşünmemeleri olarak gösterilmekte.

Dikkat edelim bizde bunlardan kaç tanesi var bir gözden geçirelim ve eğer imanımızda zayıflık varsa kuvvetlendirelim.

Emrettiklerini yerine getirmede, yasaklarından kaçınmadaki eksiklerimizi tamamlayalım.

Muhtevasını/içeriğini bilmedeki eksikliğimizi hemen tamamlayalım.

Hiçbir kitabı Kur’an’ın önüne geçirmemeye dikkat edelim.

Hava almanın zamanı yoktur. Her saniye havaya muhtaç olduğumuz gibi her an, her saniye biz Allah celle celalühe muhtacız.

Kur’an okumada zaman sınırı olmasın. Aylardan Ramazan ayı, günlerden Cuma günü gibi sınır koyarak Kur’an’ı belirli günlere hapsetmeyelim.

Mekânların tamamı Allah tarafından yaratılmıştır. Onun için Kur’an okumayı camilerle, mevlitlerle, cenaze evleriyle hapsetmeyelim.

Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz, 46 defa aklı kullanmamızı, 46 defa tefekkür etmemizi, 4 defa tedebbür yapmamızı, 51 defa da tezekkürden bahsetmiş.

Rabbin kâinat kitabını ve Kur’an’ını anlamak için aklını kullanması, anladıkları üzerinde tefekkür edip düşünmesi, geçmiş zamanlarda olanları tezekkür ederek hatırlayarak yanlışlardan uzak, doğrulara yakın olması ve geleceğe Kur’an’la hazır hale gelmek için tedebbür ederek sonucun da hayır olmasını sağlamaya çalışması gerekir.

Bize düşen görev, akıl ve nakil madenini tefekkürle işleyip, tedebbür yoluyla sonuca varmak ve tezekkür halinde kullanıp hayatımızı pırıl pırıl etmektir.