Bismillahirrahmanirrahim;
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a (C.C.) hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya (S.A.V.), âline ve sahabelerine olsun.
ZULÜM mefhumu; Kur’an’da çokça kullanılan kelimelerdendir. Kur’an’da zulüm, hepimizin bildiği eziyet, işkence ve haksızlık anlamlarının dışında, esas olarak İslam’ın zıddı, İslam’dan din ve düzen olarak sapma ve haddi yani Allah’ın koyduğu maruf ve münker, helal ve haram sınırlarını aşma anlamlarıyla kullanılır. Bu yüzden, Allah’ın bildirdiği hak ve adalet ölçülerini, ilahi ahkâmı aşanlar zalimdir. Allah’ın yasak kıldığı faiz, içki, zina, kumar, batıl düzenleri yürütme gibi günahları işleyen insanlar kendilerine zulmederler. İnkârcıları, müşrikleri, münafıkları veli, dost ve yönetici edinmek zulüm; bunu yapanlar ise de zalimdir. Kâfirlerin tümü zalimdir. Şirk en büyük zulümdür. Nifak içinde bulunmak zulümdür. Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeyenler, zalimlerin ta kendileridir. İslam’ın bir yarısını yaşayıp diğer yarısını yaşamayanlar zalimdir. Bunlar ilahi hükümlerdir. Dünya hayatında insanlar, cüzi iradelerini istediği gibi kullanabilirler. Hak veya batıl yollardan birisini tercih edebilirler. Bu hayat, bir imtihan hayatı olduğu için Allah, kişilerin yaptığı tercihlere müdahale etmiyor. Bu hayatta insana, istediği her şey istediği şekilde veriliyor, çünkü kul imtihan oluyor. Allah kimseye zulmetmiyor, hatalı tercihleriyle insanlar, ancak kendilerine zulmediyor.
ZULMÜN ANLAMLARI
Kur’an’da zulüm kelimesinin, üç anlamda kullanıldığını söylemek mümkündür. 1-Işığın karşıtı olarak karanlık anlamında kullanılır. ENAM 1: “Hamd, gökleri ve yerleri yaratan, zulümatı (karanlıkları) ve nuru (ışığı) var kılan Allah’a aittir.” 2-Küfür, şirk, nifak ve isyan anlamında kullanılır. LOKMAN 13: “Hani Lokman oğluna öğüt vererek demişti ki; ey oğlum, Allah’a şirk koşma. Hiç şüphesiz ki şirk, gerçekten büyük bir zulümdür.” 3-İnsanlara karşı yapılan haksızlıklar ve baskılar anlamında kullanılır. Haksız yere adam öldürmek, hırsızlık yapmak, insanların mallarını haksız yere yemek, ilâhlık taslamak veya halkına baskı ve işkence etmek, faiz yemek, müminlere baskı ve şiddet uygulamak, onları yaşadıkları yerden sürüp çıkarmak gibi şeylerdir. BAKARA 114: “Allah’ın mescitlerinde, Allah’ın adının anılmasına engel olan ve onların harap olmasına çalışandan daha zalim kim vardır? Aslında bunların oralara ancak korkarak girmeleri gerekir (başka türlü girmeye hakları yoktur). Bunlar için dünyada bir rezillik, ahirette de büyük bir azap vardır.” BAKARA 165: “İnsanlar arasında Allah’tan başkasını Allah’a eş ve ortak edinenler vardır ki, onları Allah’ı sever gibi severler. İman edenlerin Allah’a olan sevgisi ise daha güçlüdür. Keşke zalimler, azabı gördükleri zaman (anlayacakları gibi) bütün kuvvetin Allah’a ait olduğunu ve Allah’ın azabına dayanmanın zorluğunu önceden anlayabilselerdi.” ENAM 157: “…Artık Allah’ın ayetlerini yalanlayan ve (insanları) onlardan çeviren kimseden daha zalim kimdir? İnsanları ayetlerimizden alıkoymaya kalkışanları, yapmakta oldukları engellemeden dolayı azabın en kötüsü ile cezalandıracağız.” SAF 7: “İslâm’a çağrılırken Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalim kimdir? Allah, zalimler topluluğunu doğru yola erdirmez.” Bütün bu anlamlarıyla zulmü bilip tanıyan bir Müslüman, zalim sıfatını taşımak istemez ve zulümden ve zalim olmaktan kaçınır. Bir kutsi hadiste Peygamberimiz şöyle buyurdular: “Allah buyurdu ki: Ben zulmü kendime haram ettim. Onu, sizin aranızda da haram kıldım. Öyleyse sakın birbirinize zulmetmeyin” (Müslim). Peygamberimiz buyuruyor: “Kim bir kişinin zalim olduğunu bilerek ona yardım etmek üzere o zalim ile birlikte yürürse, İslâm’dan dışarı çıkmış olur” (Ramuz).
ZALİM SİYASET
Siyasetin bir manası da, insanların yönetimine talip olmaktır. Biri adil diğeri zalim iki türlü siyaset vardır. Adil Siyaset, Peygamberlerimizin ve onların izinden giden şuurlu kimselerin siyasetidir. Bu siyaseti günümüzde Milli Görüş’ün tek temsilcisi Saadet Partisi temsil etmektedir. Zalim Siyaset firavunların siyasetidir. Günümüzde bu siyaseti ırkçı emperyalizm, müşrik Batı ve işbirlikçiler temsil etmektedir. Ülkemizde bu zalim siyaset hâkimdir ve bu siyaseti takip eden partiler; iktidar partisi olarak AK Parti, muhalefet partileri olarak CHP, MHP ve diğerleri partileridir. Bu partilerin tamamı Zalim Siyaset’in partileridir. Zalim Siyaset’in benimsediği düzen faizci kapitalist zulüm düzenidir. Bu düzen, aynı zamanda fesat ve kölelik düzenidir. Zulüm Düzeni, yaratılış düzenindeki uyumu, imar ve ıslahı bozmaktır. En büyük zalim, böyle bir düzeni yürüten partiler ve bu partilere destek olan aydınlar, hocalar, işadamları, STK’lar ve toplum önderleridir. Bunlar iyi değil kötü insanlardır. Yaratılış düzenini, tabiatı ve toplum bünyesindeki dengeyi hep bu kötü insanlar bozmaktadır. Müslüman’ım diyen insanlar nasıl olur da bu zalim siyasetten fayda umarak bu siyasetin destekçisi olabilirler? Kur’an ve sünnet, onları karanlıktan aydınlığa, zulüm düzeninden adil düzene davet edip duruyorken bu Müslümanlar, hangi gerekçeyle haktan batıla dönüveriyorlar? Bu bir şuursuzluk ve hidayet kararması hastalığı halidir. Bu hastalıktan kurtulmanın tek çaresi Milli Görüş’tür. Milli Görüş’ün şifa kapısı ise Saadet Partisi’dir. Bu kapıdan içeri girmeden şifa bulmanın imkânı da yoktur. Bilinmelidir ki insanın benliğinde ve yeryüzünde dengeyi kurmak için “din ve düzen” olarak gönderilmiş olan ilâhî ilkeleri, yaşama düzenini reddedenler; haddi aşarlar, yoldan çıkarlar, ölçüsüz hareket ederler, bozgunculuk yaparlar ve olması gereken adil düzeni bozar, bunalıma, haksızlığa, zulme ve adaletsizliğe yol açarlar. Böyleleri bu yaptıklarının farkında da olmazlar. Hâlbuki Allah, insanlara kendi doğru yolunu, hak İslam yolunu göstermiş ve bu yolu emretmiş, diğer batıl yolları da bildirmiş ve bu yollardan menetmiştir. Hak yoldan sapıp batıl yollara sapan insanların yaptıkları bu tercih zulüm; kendileri de zalimdir. Selam hidayete tabi olanlara…