Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam…
“Kadcâekümrasûlüna / Şimdi resulümüz size gelmiştir.” (Maide 19)
İşte, insanlık bu organizasyona ulaştığı zaman Kur’an’ın “Kadcaekümrasûlünâ” hitabı tamamlanmış olacaktır. Yenibosna’da Dr. Lütfi Hocaoğlu ve çalışma arkadaşlarının hazırlamakta olduğu “Ruhu’l-Kur’an Programı” rasihlerin, fakihlerin ve zakirlerin yetişmesinde yeni imkânlardan yararlanma yolunu açmaktadır.
Gelecekte artık dersler okullarda okunmayacaktır. Namazlar arası zikirde dersler yapılacak ve beşikten mezara kadar bu ilimler tahsil edilecektir. Bilgisayar sayesinde herkes hocalık yapabilecektir. Okullar sadece imtihanlar yapıp diplomalar vereceklerdir. Eğitim yerinden ve namazlar arası olacaktır.
Söylediklerimiz üzerinde düşünün, siz de söylediklerimizi tasdik edeceksiniz.
“Kadcâekümrasûlüna / Şimdi resulümüz size gelmiştir.”(Maide 19)
“Resul” burada marifedir. Bu resul Hazreti Muhammed’dir.
Hazreti Muhammed önce kendi aşiretini inzar etmiştir. Sonra Kureyş’e hitap etmiş, tüm kentin halkına gelmiştir. Sonra Medine Devleti’ni kurmuş ve tüm Arapların resulü olmuş; öldükten sonra da artık tüm insanlığın resulü olmuştur.
Her bucak başkanı resuldür. Ne var ki bu hilafet şeklinde anlaşılacaktır. Kâinatın rabbi Allah var, O’nun yeryüzündeki halifesi bucaklardır. Her bucak Allah’ı temsil etmektedir. Merkez bucaklar da Allah’ı temsil etmektedir; onlar hâkim değil hadimdirler, ümme’l-kuradırlar. Başkanları da bucak halkı seçer. Yani başkanları onlar gönderir. Resulün yani Hazreti Muhammed’in halifeleridir. Bu sebepledir ki ezan ve kamette Hazreti Muhammed’in adını zikrediyoruz. Eğer bucak başkanları Hazreti Muhammed’in halifeleri olmasaydı biz o zaman kendi bucak başkanımızı zikrederdik.
“Namaz cemaatle farz olunca nasıl duyuralım?” dediler. “Yahudiler gibi borazan öttürelim, Hristiyanlar gibi çan çalalım” dediler. Hazreti Muhammed hiçbirini tasvip etmedi. Gece sahabelerden biri rüya gördü, bugünkü ezana yakın ifadeler kullanıldığını gördüğünü anlattı. Hazreti Peygamber de tasvip etti. Ezan böyle doğdu. Sonra bazı değişiklikler yapılmıştır. Bu şunu gösterir ki, ezan üzerinde değişiklik yapmak bucaklar için caizdir.
Biz şunları öneriyoruz. “Allah’tan başka ilah yoktur” dediğimizde, “Muhammed Allah’ın resulüdür” demeden önce “Eşhedü enne el-Kur’an’ekitabullah” dememiz gerekir. Çünkü biz önce Kur’an’a inanır, ondan sonra Muhammed’in resul olduğuna inanırız. Kur’an’da bu sıra gözetilmiştir. Kitapları ve resulleri zikretmektedir.
Böyle bir ezan ve kamet okunması ise artık aşiretin oluştuğunu ifade eder. Bunun için on aile olarak bir araya gelmemiz ve birinin başkanlığında karar kılmamız gerekir. Beş vakit namazı da o kıldıracaktır. Bugün olduğu gibi başkan yerine daha iyi kıraat yapanın namaz kıldırması yanlıştır. Aşiret mensubu olmayanlar aşirete namaz kıldıramazlar. Aşiret başkanı yoksa, aşirette en kıdemli olan kimse imam olur. Cuma namazı kılınırken veya cuma namazında ezan ve kamette “Eşhedü enneMuhammedünrasulullah ve ennefulanuemiruna” dememiz gerekir. Bu suretle bucağı kurmuş ve başkanımızı seçmiş oluruz. İşte, yeryüzünde hayatta olan başkanlarla beraber Hazreti Muhammed’in adını zikretmekle tüm ehli kitaba yani başkanlara resul gelmiş olur.
“Yübeyyinüleküm / Size beyan ediyor.” (Maide 19)
“Beyan etme” zaten mevcut olan bir şeyi ortaya çıkarma demektir.
Peygamberler yeni şeyler icat etmezler, sosyal kanunlar olarak mevcut olanları açıklarlar ve ortaya çıkarırlar. Evinizin bir yerinde evin anahtarı saklanmıştır. Dışarı çıkacaksınız ama anahtarın nerede olduğunu bilmiyorsunuz. Arasanız bir günde bile bulamazsınız. Cebinizdeki telefonla eşinize telefon edersiniz. O size anahtarı filan yere koydum der, siz de gidip alır, dışarıya bir dakika içinde çıkarsınız. İşte, eşinizin size anahtarın yerini göstermesi “beyan”dır. (Devamı var.)