27 Mayıs 1960 askerî darbesi sonrasında sivil hayata
geçerken yeni cumhurbaşkanı seçimine teşebbüs edildiğinde ciddi bir krizle
karşılaşıldı.
Cemal Gürsel e rakip olabilecek bir aday istemeyen
darbeciler, muhtemel adayları bertaraf ettiler.
Fakat bir sorun vardı; siyasete İstanbul senatörü olarak
giren ve İstanbul Hukuk Fakültesi nde anayasa hukuku profesörü olmasının
yanında fikir ve yazı hayatımızın da değerli isimlerinden biri olan Ali Fuat
Başgil, cumhurbaşkanlığına aday olmaktan vazgeçirilemedi.
Adaylıktan çekilme teklifleri, zamanla tehdide dönüştü.
Darbenin önde gelenlerinden biri tarafından özel
ziyaretle tehdit edilen Ali Fuat Başgil, şahsı için değil, ama yeniden ayağa
kalkmaya çalışan demokratik hayat için adaylıktan çekilmeyi uygun buldu.
Darbecilerin bir amacı daha vardı; Başgil in adaylıktan
çekilmesini sağlamakla beraber, bu olayın kamuoyu tarafından bilinmesini de
istemiyorlardı.
Ama istedikleri gibi olmadı.
Başgil kıvrak bir manevra ile adaylıktan doğrudan
çekilmeyip İstanbul senatörlüğünden istifa etti.
Böylece, adaylığının düşmesini sağladı, maruz kaldığı
muamelenin, en azından ana hatla rıyla, kamuoyunca bilinmesini temin etti.
***
Bu son derece önemli hadise nasıl yaşandı, peki
Genelkurmay Başkanı Cevdet Sunay, örgütten 3 gün süre
aldı. Sunay, İsmet İnönü ye hükümeti kurdurtmak, Ali Fuat Başgil in
Cumhurbaşkanı olmasını önleyerek Cemal Gürsel i bu makama oturtmak istiyordu.
İsmet İnönü nün başkanlığında 24 Ekim de Çankaya da parti
genel başkanları ile askerî yöneticiler bir araya geldi. Çankaya Protokolü
olarak isimlendirilen belgeye imza koydular. Protokolün esasları şöyle
açıklanıyordu: Çankaya Protokolü ile partiler Millî Birlik Komitesi nin
emekliye sevk ettiği subayları geri getirmemeyi, Gürsel i cumhurbaşkanı seçmeyi
ve başka aday göstermemeyi, İnönü nün başbakanlığını kabul etmeyi taahhüt
etti.
Şu anda AKP sıralarında politika yapan, Gaziantep
milletvekili Şamil Tayyar, Çelik Çekirdek adlı kitabında şu iddiaya yer
veriyor: Bu protokolden hemen sonra Ali Fuat Başgil i Başbakanlığa çağıran
komitenin iki üyesi Fahri Özdilek ve Sıtkı Ulay hemen senatörlükten istifa
etmesinin hayatı için elzem olduğunu, komite istediği için böyle
davrandıklarını söylediler. Bir iddiaya göre de başına silah dayadılar.
***
Sonuçta Adalet Partisi (AP), Başgil i aday gösteremedi.
21 Ekim Protokolü yürürlüğe konmadı. Ama demokraside kesinlikle olmaması
gerekenler kara bir leke olarak tarihe geçti.
İhtilalin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel den sonra Cevdet
Sunay asker cumhurbaşkanı geleneğini sürdürerek Çankaya ya çıktı.
Genelkurmay a yeni isim aranıyordu. Millî Savunma Bakanı
Ahmet Topaloğlu, 15 Mart 1966 da Hürriyet gazetesinde yer alan açıklamasında
En kıdemli Cemal Tural dır, o gelecektir. diyordu. Bir gün sonra da bu
gerçekleşti.
Araştırmacı-Akademisyen Prof. Dr. Hikmet Özdemir,
Ordu nun Olağan Dışı Rolü adlı kitabında AP - Tural ilişkisi hakkında Yankı
Dergisi nin 100. sayısına (12 Şubat 1973) atıf yaparak şunları yazıyor:
Orgeneral anlatıyor: Yıl 1965 Seçimler yapılmış. Adalet Partisi tek başına
meclislerde çoğunluğu sağlamış. 1960 ta düşürülen ve feshedilen DP nin devamı
olduğunu söyleyen AP iktidar olmuştu. Ordu çalkalandı. Genelkurmay Başkanı
Sunay, Ordu komutanlarını Ankara ya davet etti. 1. Ordu Komutanı Cemal Tural da
İstanbul da orduya alarm vermiş, Parlamento açılmayacak demiş, hazır
olmalarını istemişti. Bu hava içinde Ankara da toplanan Ordu komuta heyetinde
Sunay ın benimsediği şeref sözü verdik, anayasa yaptırdık; şimdi demokratik
rejim konusunda attığımız adımları geri almayız İktidar kazanana teslim
edilmeli, parlamento serbest çalışma imkânına kavuşmalıdır görüşü hakim
oldu.
***
Ne günlerden geçerek bugünlere geldik!
CHP-MHP nin Cumhurbaşkanı adayı belli gibi; Ekmeleddin
İhsanoğlu.
AKP nin Köşk adayını, 1 Temmuz 2014 tarihinde Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan açıklayacak. Sürpriz olmazsa bu isim büyük ihtimalle
Erdoğan olacak. Erdoğan kendisini nasıl anons edecek merak içindeyim. Yoksa bir
başka isim mi Erdoğan ın adını kamuoyuna duyuracak. Bu isim Abdullah Gül
olabilir mi
Bekleyip göreceğiz
Mevlam görelim neyler, neylerse güzel eyler
Tılsım kimde Bize ne oldu
Yakın bir zamana kadar başımıza ne geldiyse hep suçu
başkalarında aradık. Haklıydık da. Dine ve maneviyata mesafeli zihniyetler,
dindarı sevmeyenler tarafından yönetildik hep. Ama sanırım şu anda bazı
şeylerin sorumlusu onlar değil artık.
Geçmişte yoklukla imtihan olurken şimdi varlıkla, makam
ve mevkiyle, para ile imtihan oluyor dindar kesim.
Geçmişin hızlı hatipleri sustular, mücahit kalemleri
yazamaz oldular. Yanlışları değiştirmeye talip olanlar kendileri değiştiler bir
kalemde. Hayır o meşhur mücahit müteahhit deyişini tekrar etmeyeceğim. Ama
kalbim buruk. Takip ediyorum, etliye sütlüye dokunmamaya özen gösteriyorlar.
Hatta yılmaz bir AKP savunucusu olmuşlar Saadet i eleştiriyorlar.
Anlayamıyorum. Ülkemizde her şey düzeldi mi Yoksa o zamanda mı faizciliğe, zinanın
serbest bırakılmasına, domuz eti satılmasına, kilise restorasyonlarına, dinler
arası diyalog çalışmalarına, AB eksenli dış siyasete, BOP projelerine
inanıyorlardı da haberimiz yoktu
Gençliğin/eğitimin/okulların bugünkü haline ne diyorlar
şimdi, çok merak ediyorum bir eğitimci olarak.
Siz asgari ücreti artırdınız, eğitimi düzelttiniz,
benzini 5 liradan 1 liraya indirdiniz, emeklilere doğru dürüst para verdiniz,
Irak ı, Filistin i, Suriye yi kurtardınız da paralelciler/muhalefet mi
engelledi
Bir de dindar gazetelerimiz vardı! Şimdi yandaş medya oldular. Okuyucu
köşelerine CHP yi ya da paralel yapıyı eleştiren yazılar gönderildiğinde yayımlıyorlar,
ancak hükümeti eleştiren yazıları makaslayarak yayımlamıyorlar ya da ciddiye
almıyorlar. Şunu da görmezden
geliyorlar. Yıllardır Türkçe olimpiyatlarında paralel yapıya övgüler düzen
kimdi Devletin tüm imkanlarını
hizmetlerine sunan kimdi O zaman neden susuyordunuz Televizyon ve
gazetelerinde Saadet e ambargo koyanlar, neden başka kanallara çıktıklarında rahatsız oluyorsunuz
Bu muydu bizim din, hak, adalet ve özgürlük anlayışımız
Sanmayın ki bu İslam! Bu, sizin menfaatçiliğiniz! Ne oldu size Demek ki tılsım
bu camiadaymış. Kişilerde değil. Ayrılan şaşırıyormuş. Şu son 15 yılda dindar
kesimin yaşadıkları büyük bir hayal kırıklığıdır bence. Biz 90 larda böyle
hayal etmemiştik. Bir de 28 Şubat ta Erbakan Hoca ya pusu kuranlar şimdi 28
Şubat ın hesabını soracaklarmış. Sadece gülüyorum size. (H. K. Fizik Öğretmeni)
Bunları biliyor musunuz
* Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler , Yumurtayı
Hangi Ucundan Kırmalı gibi yazdığı birçok kitapla gündeme gelen, yazar Rasim
Özdenören in, bugün akşam Ankara da Server Vakfı nda Yedi Güzel Adamın Önden
Gidenleri konulu bir sohbet programına katılacağını,
* Eski TBMM Başkan Vekillerinden, Saadet Partisi Yüksek
İstişare Kurulu Üyesi Yasin Hatiboğlu nun Sessiz Çığlıklar isimli kitabının
çıktığını,
* Milli Gazete nin çalışkan ve başarılı muhabirlerinden
Mustafa Kılıç ın, Köprüden Önce Son Çıkış-Çözüm Süreci isimli kitabının kısa
sürede ikinci baskısını yaptığını, biliyor musunuz
NOT: Bugün 25 Haziran 2014, Çarşamba 1) Emekliler yılda
15 20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli
nasıl geçineceğim diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP
iktidarı, 2011 den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine
getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu
çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli.
Otur, sıfır!