Milli Görüş Lideri, önceki Başbakan Prof. Dr. Necmettin Erbakan, bildiği hak yoldan asla ve kat’a dönmedi. Yılmadı, vazgeçmedi, yorulmadı. Zikzaksız bir hayat çizgisiydi O’nunki…

Tarih bunun örnekleri ile dolu… Birkaç örnek vermek istiyorum;

1) TOBB: 1969 Genel Seçimleri öncesi bütün gözler, Türkiye Odalar Birliği Başkanlığı’na (TOBB) seçilen Erbakan’daydı. Gazete ve dergi sayfaları ilgili haber ve yorumlarla doluydu.

TOBB’un sanayileşme hamlesindeki rolünü çok iyi bilen ve Gümüş Motor tecrübesiyle buranın iyi yönetilmesi gerektiğini düşünen Erbakan Hoca, önce Sanayi Başkanlığı, sonra Genel Sekreterlik gibi çeşitli kademelerinde görev yaptığı bu kurumun Genel Başkanlığı’na seçildi.

Hocanın, meşhur mason Sırrı Enver Batur’u devirip TOBB Genel Başkanlığı’na oturması, masonik çevrelerde panik başlattı.

Zira Erbakan, “döviz dağıtımına puantaj sistemi getireceğini, kredi paylaşımında İstanbul sanayicisiyle Anadolu sermayesini dengeleyeceğini, yatırımları verimli üretimlere yönelteceğini” söylüyordu.

Rant çevreleri bu gelişmeden haliyle ürktü!

Erbakan’ın amacı, vurguna ve soyguna son vererek, İstanbul’un pastadaki büyük payını Anadolu’ya aktarmaktı.

Erbakan Hoca bu makamda bir şey daha yaptı; haksızlıklara son vermek ve milli sanayiyi kurmak amacıyla, İstanbul dışından işadamlarının ve Anadolu girişimcilerinin, Genel İdare Kurulu Üyeliği’ne seçilmelerini sağladı.

Ve yine kanunların öngördüğü şekilde Hocayı Odalar Birliği Başkanlığı’na atayan da bu idare heyetiydi, zaten.

***

Bakın bu gelişmeden sonra neler yaşandı

Masonların baskısı ve büyük locaların talimatıyla, önce; “Sizi iflas ettiririz, Erbakan’a uymayın!” diye Anadolu tüccarlarına gözdağı verildi. Ama dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, bunda başarılı olamadı.

Sonrasında nam-ı diğer “Baba” en zor ve antidemokratik yönteme başvurmaktan kaçınmadı;

TOBB seçimlerinin iptali için Danıştay’a dava açıldı. Fakat talep Danıştay tarafından haksız bulundu.

Bu sefer kaba kuvvetle ve polis marifetiyle, seçimle o makama gelmiş olan Erbakan Hoca’yı görevinden uzaklaştırmak yoluna başvurdu Demirel ile başında olduğu Hükümet.

‘Demokrasi aşığı’(!) hürriyet havarisi(!) Süleyman Demirel, o günlerde planladığı Trabzon gezisine çıkmadan önce, Ankara Valisi Ömer Naci Bozkurt ile Emniyet Müdürü İbrahim Ural’a telefonda, “Ne pahasına olursa olsun, bu adamı mutlaka TOBB genel merkezinden çıkarın!” talimatı verdi!

Emniyet Şube Müdürlerinden Kamil Özdilek ve Ahmet Özal, TOBB’a gelerek, Erbakan’dan makamını terk etmesini istedi.

Ertesi gün dönemin Hükümeti, iki şube müdürü daha görevlendirdi ve kapının önüne polislerden bir ordu yığıldı neredeyse.

Amaçları gece geç vakit evine giden Erbakan Hocayı sabahleyin binaya sokmamaktı.

***

Kalenin düşmediğini gören Demirel adeta çıldırdı. Yetkililere kesin talimatını yineledi; “Hocayı makam odasından çıkarın!”

Bu kez bizzat Emniyet Müdürü, yanında bir manga polisle TOBB’a gitti ve Erbakan’dan odayı boşaltmasını istedi. Erbakan Hoca bu kez 54 sayfa tutan zabıt tutturdu ve makamdan çıktı.

2) Bir başka örnek de Erbakan Hocanın siyaset serüveniyle alakalı.

Yıl; 1969… Milletvekili seçimlerinin hemen öncesi. Erbakan Hoca, İTÜ’den arkadaşı Süleyman Demirel’in Genel Başkan olduğu Adalet Partisi’ne (AP) milletvekili adaylığı için başvuruda bulundu.

Sonuç ne oldu dersiniz

Hocanın, Adalet Partisi’nden milletvekili adaylığı Süleyman Demirel tarafından veto edildi.

Erbakan Hoca da yılmadı, vazgeçmedi, yorulmadı, Demirel’e minnet eylemedi ve Konya’dan bağımsız aday oldu.

Peki, sonuç; Erbakan iki milletvekili seçtirecek kadar oy alarak Konya’dan bağımsız milletvekili seçildi.

***

Yıllar sonra anılarını yazacak olan dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı Mehmet Turgut, ağızları açıkta bırakacak bir gerekçeyi ileri sürecekti; “Sayın Erbakan’ın milletvekilliği adaylığı askerlere yakın olmasından dolayı partimiz yönetimi tarafından tasvip görmedi!”

Yesinler!...

***

Örnekleri çok fazla. Söyleyeceğim şudur; Erbakan Hoca kimseye minnet eylemedi, Allah’tan (C.C.) başkasına boyun eğmedi…

DÜN 28 ŞUBATTI!

Dün 28 Şubat’tı. Antidemokratik 28 Şubat sürecinin yıldönümü idi… Hatırlayacaksınız; 28 Şubat Soruşturması açıldı... Soruşturma kapsamında Çevik Bir başta olmak üzere 28 Şubat sürecinin en etkili isimlerinden bazıları tutuklandı... Peki, ama sonra ne oldu

Bir soru daha; 28 Şubat süreci sadece apoletlilerin marifeti miydi Elbette, hayır!

Sormak gerekmiyor mu; nerede sermaye gurupları Sormak gerekmiyor mu; nerede asparagas haberlere imza atarak sürece su taşıyan dönemin anlı şanlı gazete yöneticileri

Sormak gerekmiyor mu; nerede adına STK denilen 5’li çeteler

Sormak gerekmiyor mu; ve en önemlisi nerede, dönemin siyasi aktörleri Sormak gerekmiyor mu; bir gecede binlerce memuru sürgüne gönderen, atama kararnameleri hazırlayan dönemin Başbakanlık Müsteşarı Yaşar Yazıcıoğlu nerede

Sormak gerekmiyor mu; İmam Hatip Lisesi mezunlarına “yarasa” yakıştırması yapan Mesut Yılmaz nerede   28 Şubat süreci bunlarsız olur mu

Şimdi birtakım kalemler diyor ki, ‘28 Şubat süreci bitti, yerle yeksan oldu!’

“28 Şubat süreci bin yıl devam eder” diyen kimdi Sahi nerede, zamanın kudretli ismi emekli Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu 28 Şubat’ın mağduriyetleri devam ederken, bu mağduriyeti yaşatanlar nerede

MÜSAİT OLANLARI BEKLERİM…

Konya her zaman bana bir başkan heyecan verir, nedense.  Birkaç sene önce yine Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın vefatının sene-i devriyesi vesilesiyle Konya’daydım. Önümüzdeki Çarşamba günü, 2 Mart 2016 tarihinde yine Konya’dayım, inşallah. Allah (C.C.) nasip ederse, Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Necmettin Erbakan Üniversitesi Komisyonu tarafından düzenlenen “Prof. Dr. Necmettin Erbakan ve İlim” konulu programda gençlerle hasbıhal edeceğim. Yer; Eğitim Fakültesi, Prof. Dr. Erol Güngör Konferans Salonu. Saat, 13:30’da.  Müsait olanları beklerim…