Erzincan’da sivil toplum kuruluşu temsilcileri bir araya geldi.
Konu neydi? Şeker fabrikasının özelleştirilmesine karşı bir duruş sergilemek…
Şeker İş Sendikası Başkanı Bülent Bulut burada son derece çarpıcı cümleler kullandı.
* Bülent Bulut dedi ki; “Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Eşref Fakıbaba Erzincan Şeker Fabrikası’nın satışına karşı…”
* Bülent Bulut dedi ki; “Sağlık Bakanı Ahmet Demircan Erzincan Şeker Fabrikası’nın satışına karşı…”
* Bülent Bulut dedi ki; “Erzincan milletvekilleri (Sebahattin Karakelle ve Serkan Bayram) Erzincan Şeker Fabrikası’nın satışına karşı…”
Görüldüğü gibi, kabine üyelerinden tutun da milletvekillerine kadar hemen herkes Erzincan Şeker Fabrikası’nın satışına karşı…
* Peki, ama kim o zaman Erzincan da dâhil 14 şeker fabrikasını özelleştirmek için düğmeye bastı?
* Peki, o zaman kim Erzincan da dâhil 14 şeker fabrikasını özelleştirme kararını Resmi Gazete’ye yollayıp yayınladı?
Dilerseniz sorunun cevabını yine Bülent Bulut’tan dinleyelim;
“Bilmediğimiz bir lobi bu satışın yapılması için çalışıyor. Önerimiz; çiftçimizin, işçimizin ve devletimizin kontrol edeceği bir özerk yapıya kavuşturulmasıdır. Yoksa buralar şahsa verilerek, Türkiye şeker sektöründen çekilerek birileri ülkemizi pazar haline getirecektir. Bizler Sayın Cumhurbaşkanımızın ve onun değerli ekibinin bu tip bir özelleştirmeye izin vermeyeceğini temenni ediyoruz. Çünkü sinesinden çıkıp geldiği görüş çizgisi ve düşüncesinin önderliğinde boy gösterip bu günlere gelmiştir bu güzide kuruluş, diyoruz…”
Peki, kim bu “bilinmeyen” lobi!..
***
Konu, özelleştirilmesi düşünülen Erzincan Şeker Fabrikası olunca…
Başbakan Binali Yıldırım da Erzincanlı olunca…
Tam da bu açıklamanın yapıldığı saatlerde Başbakan Binali Yıldırım’a bu soru da soruldu, AKP’nin genişletilmiş il başkanları toplantısında.
Partililer, ısrarla şeker fabrikalarının bulundukları şehrin dinamikleriyle ayakta kalması gerektiğinin altını çizmesine karşılık Başbakan Binali Yıldırım’ın şu sözleri dikkat çekiciydi: “Özelleştirme kararından geri adım atılmayacak. Şeker faabrikalarının kapatılması söz konusu değil. Üretim devam edecek. Yapılan özelleştirme. Çalışanların sosyal hakları, özlük hakları korunacak…”
Bugüne kadar bu konuda en üst seviyede bir açıklama bu.
Fakat şunu buradan hatırlatmak isterim;
- Sayın Başbakan; bugüne kadar özelleştirilen fabrikaların durumu ortada. Önce ağır ağır işten çıkarmalar. Zamanla tüm işçilerin işten çıkarılması ve sonra da kapılarına kilit vurulması. Ardından da bu arazilerin rant olarak değerlendirilmesi. Birçok örneği var bunun. En yakın örneği de sizin de gayet iyi bildiğiniz Erzincan İplik Fabrikası…
Hatırlatmak istedim…
***
Son bir soru; sahi Kars Şeker Fabrikası özelleştirme havuzundan son anda nasıl çıkarıldı?
ERBAKAN’IN LİDERLİK SIRLARI (3)
Partililerin tıklım tıklım doldurduğu salonda neredeyse adım atacak yer yoktu…
Erbakan Hoca basın toplantısı düzenliyordu…
Başbakanlığa giden yıllardı…
Tam da o günlerde gazetelerden biri tamamen “asparagas” (yalan) bir habere imza atmıştı.
Gerçi, o güne kadar kendisine “büyük-çok satan” sıfatını layık gören bazı gazeteler(!), Erbakan Hoca hakkında olmadık yalanlar uydurmuş, akla hayale gelmeyen iftiraları birbiri ardına sıralamışlardı.
Ama bu defaki tabir yerindeyse tam manasıyla “kuyruklu” bir yalandı.
Güya, Erbakan Hocanın bir katır yükü altını varmış!.. Koskoca bir yalan…
Neyse…
Basın toplantısı bitti…
Sıra sorulara geldi.
En önde oturan muhabirlerden biri tam da bu “asparagas” (yalan) haberle ilgili soru sormaz mı;
- “Hocam, bir gazete sizin katır yüküyle altınınızın olduğunu yazdı. Bu altınları nerede saklıyorsunuz?”
Salonda önce buz gibi bir hava esti…
Partililerin bu soruyu soran muhabire öyle hiç de iyi gözlerle bakmadığını anlamak için kâhin olmaya gerek yoktu!
Araya 3-4 saniyelik bir sessizlik girdi. Ama uzatmadı, Erbakan Hoca. Gülerek, tebessüm ederek,
- “Hımmm, yerini söyleyeyim de gidip alasın, değil mi?”
Salonda asılan suratlar yerini tebessüme bırakmıştı…
Gerilen sinirler yatışmış, hemen herkes gülmeye başlamıştı.
O soru ve bu cevaptan sonra bir daha Erbakan Hocaya bu soru sorulmadı.
Bir şey daha oldu; bu mizah dolu cevaptan sonra o tarihten sonra hiçbir gazete böyle bir asparagas habere cesaret edemedi…
***
Erbakan Hocanın “liderlik sırları”ndan birisi de hiç kuşku yok ki muhatabını kırmadan, dökmeden, incitmeden fikirlerini, düşüncelerini iletmesi, meramını naif ve nezaketle anlatması idi… (Devam edecek.)
ERBAKAN HOCA’NIN ÖZLÜ SÖZLERİ’NDEN…
Dün (27 Şubat 2018), Milli Görüş Lideri, Refah-Yol Hükümeti Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızın hicretinin 7. sene-i devriyesiydi. Erbakan hocamızın özlü sözlerinden bazılarını “rahmete vesile olması temennisiyle” buraya alıyorum. Buyursunlar;
- Fırtınalara yön veren kelebeklerin kanat çırpışıdır.
- Biz siyaset değil cihat yapıyoruz.
- Hakk’ı üstün tutmak her zaman saadet getirir.
- Milli Görüş; bu milletin inancıdır, tarihidir, kimliğidir, ruh köküdür.
- İman varsa imkân da vardır, Milli Görüşçü asla vazgeçmez.
- Bir çiçekle bahar gelmez ama her bahar bir çiçekle başlar.
- Irak’ta ölen bir tek çocuğun vebalini yedi sülaleniz alnını secdeden hiç kaldırmasa da ödeyemeyecektir.
- Aşk, azim ve Millî Görüş tekeden bile süt çıkarır.
- Cihat: Kur’an nizamını kurmak ve yürütmek için var gücümüzle çalışmaktır.
- Biz seçimler için değil, gelecek nesiller için çalışıyoruz.
- Allah’ına kul olmayan davasına er olamaz.
- Cenab-ı Hakk’ın en sevdiği insan, sorumluluğunu bilen ve kendi görevini en iyi şekilde yerine getiren insandır. Görevini ciddiyet ve titizlikle yapmak “ihsan” makamıdır.