Türkiye'nin farklı bölgelerinde peş peşe çıkan orman yangınlarıyla mücadele sürerken, Öz Orman-İş Sendikası Genel Başkanı Settar Aslan, Millî Gazete'ye dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Yangınlarla mücadelede en büyük ihtiyacın insan gücü olduğunu belirten Aslan, mevcut personelin ağır şartlar altında görev yaptığını söyledi. Kadrolu orman işçisi sayısının artırılması ve Türkiye'nin iki vardiyalı çalışma sistemine geçmesi gerektiğini vurgulayan Aslan, Orman Genel Müdürlüğü'nün (OGM) personel taleplerinin Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından vakit kaybedilmeden karşılanmasını istedi.

"TÜRKİYE İKİ VARDİYA SİSTEMİNE GEÇMEK ZORUNDA"

Yangınlarla mücadelede en büyük eksikliğin insan gücü olduğunu söyleyen Aslan, mevcut personelin olağanüstü fedakârlıkla çalıştığını belirterek,"Bu insanlar günlerce yorulmadan, dinlenmeden bir yangından diğer yangına koşuyor. Ama bunlar da birer insan. Türkiye bunun için iki vardiya sistemine geçmek zorunda" dedi. Mevcut personelin farklı illere kaydırılmasının yeni riskler doğurduğunu ifade eden Aslan, şunları kaydetti: "Diğer bölgelerden işçi kaydırılıyor. Peki boşaltılan bölgede yangın çıkarsa ne yapacağız? Her bölge kendi gücüne sahip olmalı. Daha dinlenmiş, daha zinde ekiplerle mücadele sürdürülmeli."

Whatsapp Image 2026 07 30 At 14.58.07 (1)

"SÖZLEŞMELİ DEĞİL, KADROLU İŞÇİ İSTİYORUZ"

Yangınlarla mücadelenin geçici personelle yürütülemeyeceğini dile getiren Aslan, OGM bünyesinde kadrolu istihdamın artırılması gerektiğini söyledi. Aslan, "Orman Genel Müdürlüğü çok zor şartlarda çalışıyor. Personel yetişemiyor. Bir yangın hortumu 75 metre uzunluğunda ve bunu iki kişi güçlükle taşıyor. Bu nedenle Orman Genel Müdürlüğünün personel talepleri Maliye Bakanlığı tarafından ertelenmemeli" diye konuştu. Yeni personel ihtiyacını da dile getiren Aslan, şu çağrıyı yaptı:

"Mevcut işçilere ilave en az bir o kadar daha işçiye ihtiyaç var. Bu konuda tasarruf yapılmamalı. Biz sözleşmeli değil, kadrolu orman işçisi istiyoruz. Buradan sizin aracılığınızla Maliye Bakanlığı'na sesleniyorum; bu taleplere kulak verilsin."

"YANGINI ASIL YER EKİPLERİ SÖNDÜRÜYOR"

Helikopter ve uçakların önemli görev üstlendiğini ancak yangının tamamen söndürülmesinde yer ekiplerinin belirleyici olduğunu belirten Aslan, gözetleme kulelerinin de artırılması gerektiğini söyledi. Aslan, "Helikopterlerimiz, uçaklarımız ve arazözlerimiz var. Hava araçları yangını baskılıyor ancak yangını tamamen söndüren yer ekipleridir. Bu nedenle yer ekiplerinin sayısı artırılmalı, gözetleme kuleleri de güçlendirilmeli" çağrısında bulundu.

"BUGÜN YAPILACAK YATIRIM GELECEĞİ KORUYACAK"

Orman işçisine yapılacak yatırımın aynı zamanda ekonomik bir yatırım olduğuna dikkat çeken Aslan, önleyici tedbirlerin maliyetinin, yangın sonrası oluşan zarardan çok daha düşük olduğunu söyledi. Aslan, "Yangın çıkmadan önce önlem almak gerekiyor. Bugün diktiğiniz bir fidan ancak 50 yıl sonra ekonomiye katkı sağlıyor. Yangın söndükten sonra aynı alanı yeniden ayağa kaldırmak için kat kat fazla harcama yapılıyor. Oysa önceden yeterli personel alınsa hem ormanlarımız korunur hem de ülkemiz büyük kayıplardan kurtulur" şeklinde konuştu.

Türkiye'nin orman yangınlarıyla mücadelede dünyanın sayılı ülkelerinden biri olduğunu belirten Arslan, "Akdeniz kuşağında yangınla mücadelede ön sıralardayız. İspanya ve Fransa'ya da destek veriyoruz. Ancak daha güçlü olmak istiyorsak insan kaynağımızı da güçlendirmek zorundayız." dedi.

"YANGIN SONRASI HARCAMALAR DA ARAŞTIRILMALI"

Yangınların yalnızca söndürülmesi değil, ortaya çıkan ekonomik tablonun da incelenmesi gerektiğini belirten Aslan, her büyük yangının ardından kapsamlı inceleme yapılmasını istedi. Aslan, "Yangınların ardından müfettişler görevlendirilmeli. Yanan alanların yeniden yaşanabilir ve orman vasfına kavuşturulması için ne kadar kamu kaynağı harcandığı ortaya konulmalı. Yangın çıkmadan alınacak tedbirlerin maliyeti ile yangın sonrasında yapılan harcamalar karşılaştırıldığında, önleyici yatırımların ne kadar önemli olduğu daha net görülecektir" ifadelerini kullandı.

Whatsapp Image 2026 07 30 At 14.58.07

"SORUMSUZLUK YANGINLARIN EN BÜYÜK NEDENİ"

Yangınların önemli bölümünün insan kaynaklı olduğuna dikkat çeken Aslan, vatandaşların daha duyarlı davranması gerektiğini söyleyerek, "Aşamadığımız en büyük konu sorumsuz insanların sorumsuzluğu. Sigara izmariti atılıyor, mangal söndü sanılıyor. Kuvvetli rüzgârla birlikte o köz yeniden alevleniyor ve büyük felaketler yaşanıyor" ifadelerini kullandı. Ormancılar arasında "3-30 kuralı" olarak bilinen risk kriterini de hatırlatan Aslan, "Isı 30 derecenin üzerine çıkmışsa, nem yüzde 30'un altına düşmüşse ve rüzgâr hızı saatte 30 kilometreyi geçmişse yangın için bütün şartlar oluşmuş demektir. Hava şartlarına müdahale edemiyoruz. Müdahale edebileceğimiz tek alan insan davranışlarıdır" dedi.

"ORMANLAR HEPİMİZİN ORTAK DEĞERİ"

Ormanların yalnızca ormancıların değil, bütün toplumun ortak mirası olduğunu vurgulayan Aslan, "Ormanlar bizim varlığımız, ortak paydamız. Herkese, bütün topluma ait. Bu yıl yağmurların bol olması nedeniyle çiftçimiz sevindi ancak ormanlarda otlar çok büyüdü ve ardından kurudu. Ateş çıktığında da yangının çok daha hızlı ilerlemesine neden oluyor" diye konuştu.

"ORMAN BİLİNCİ MÜFREDATA GİRMELİ"

Toplumda yangın bilincinin küçük yaşlarda kazandırılması gerektiğini belirten Aslan, çevre ve orman bilincinin eğitim sisteminde kalıcı şekilde yer almasını istedi. Aslan, "Kamuoyu bilinçlenmeli. Bu eğitimle başlar. Biz yıllardır bunun müfredata ders olarak konulmasını savunuyoruz. Geçen yıl ilk ders kapsamında 'Yeşil Vatan' başlığı işlendi ancak bunun kalıcı şekilde müfredata girmesi gerekiyor. Ağaç yaşken eğilir. Çocuklarımıza bunu öğretmeli, bu bilinci aşılamalıyız" şeklinde konuştu.

Muhabir: Abdullah Kutay Eskalen