Bismillâhirrahmanirrahîm!
SAADET Partisi’nde yaşanan gelişmeleri takip ediyor musunuz? 24 yıldır 1 kuruş Hazine yardımı almadan, sadece “adanmış” insanların mütevazı yardımlarıyla bugünlere geldiler. Onların devletçe tahsis edilen uçakları yoktu. Kurumlarca verilen araçları olmadı. Ama sağlam inanç ve azimleri vardı. Bu yüzden, Anadolu’nun inanmış, yiğit insanlarının azim ve heyecanları salonlara sığmıyordu.
Saadet Partisi’nin Millî Görüş mücadelesinde, “İman varsa imkân vardır”; “İnanç tekeden süt çıkarır” sözlerinin ete kemiğe büründüğünü gördük. Nice yokluk ve imkânsızlıklar olsa da, iman ve azmin aşamayacağı bir engel yoktu. İçinde yaşadıkları zor şartlara rağmen insanımıza olan hizmet sevdası bir an olsun sönmedi. Hiç ümitsizliğe düşmediler.
Zorluklar, Millî Görüş kadrolarının azmini biledi. Engelleri aşa aşa dirençli hale geldiler. Kadrolar çelikleşti. 57 yıllık onurlu bir mücadele sonucu bugünlere gelen Saadet Partililer, değil Türkiye’ye, dünyaya bile huzur getirebilecek durumdaydılar. Siyasi partiler içinde, yalnız ana sütüyle beslenerek bugünlere gelebilmek, ancak Saadet Partisi’yle temsil edilen Millî Görüşçülere nasip oluyordu.
Saadet Partililer, nasıl destanlık bir mücadelenin içinden bugünlere geldiklerini çok iyi bilmeli; artık “iktidar adayı” durumuna geldiklerini unutmamalıdırlar. Büyük iddialar ve hamasî nutuklarla iktidara gelenlerin ülkeyi ne duruma getirdikleri hepimizin gözleri önündedir. Önde gelen siyasi partilerin Türkiye’ye verebileceği fazla bir şeyi olmadığı açıktır. Millî ve yerli olmadan; yabancıların güdümüne girip onlarla işbirlikçilik yaparak Türkiye’nin yönetilemeyeceği anlaşılmıştır.
NELER YAPIYORLAR?
SON aylarda hemen her partiden bazı milletvekilleri, seçildikleri parti dışındaki bir partiye transfer oldu. Hâlbuki halk onlara, seçildiği partide hizmet etsin diye, dönem sonuna kadar “vekalet” vermişti. Bu, aynı zamanda akitleşmeydi. Milletin verdiği “yetki” dışındaki bir partiye geçişler “dürüstlük” olabilir miydi? Millete “vekil”lik yapan bir milletvekili, nasıl olur da seçmeninin istemediği bir yere gidebilirdi? Söze sadakat nerede kaldı? Bunu nasıl onurlarına yedirebildiler?
Saadet Partisi, 10 milletvekiliyle TBMM’ye girdi. Hasan Bitmez Bey’e, TBMM’de konuşması sonrası emrihak vaki oldu. 9 milletvekiliyse, aynı yerde duruyor. Başka partilere geçme trafiği sürerken, Saadet Partisi’nin “onurlu duruşu” dikkatlerde kaçmadı. Saadet Partili olan veya olmayan pek çok insan, sosyal mecralarda bu onurlu duruşu takdirle karşıladılar.
Resmî olarak da açıklandı. Saadet Partisi, 2025 yılının son 6 ayında tüm Türkiye’de 67.244 “yeni üye” kaydederek, muhalefet partileri içinde “en çok yeni üye yapan” bir parti oldu. Kayseri’nin Kocasinan ilçesinde, “Bin Yeni Üye Töreni” yapıldı. Törende konuşan Mahmut Arıkan, Türkiye’nin her yanında fevç fevç büyüyen bir parti olduklarını söyleyerek şöyle konuştu:
“Büyüyen sadece sayılarımız değildir. Biz, aramıza katılan her yeni üyeyle umudu büyütüyoruz. Türkiye’nin geleceğine dair ortak hedefleri güçlendiriyoruz. Millî ve yerli duruşu temsil ediyoruz. Bahane üretenlerin değil, çözüm üretenlerin iktidarı olacağız.” (20 Ocak 2026)
ADİL PAYLAŞIM
SAADET Partisi’nin üzerinde titizlikle durduğu konuların başında “Adil Düzen ve Adil Paylaşım” geliyor. Türkiye’nin kaynakları çok zengin! Adil paylaşım eksikliği var. Maaş farklarında uçurum yaşanıyor. 5 milyon civarındaki emekli 20 bin lira maaş alırken; 480 bin lira maaş alanlar var. O da ev geçindiriyor; ötekisi de! Saadet Partisi, her insana “hiç değilse” asgari ücret seviyesinde maaş verilmesinden yana.
Her emeklinin en az asgari ücret seviyesinde maaş alması için “çok kısa sürede” 1 milyon 214 binden fazla 8 büyük klasörlük imza topladı. Bunu TBMM ve halkın bilgisine sundu. Hükûmet yine bildiğini okudu. Net-Ar şirketinin “Hangi parti emeklinin sesi oldu?” başlıklı anketinde Saadet Partisi yüzde 32 oy alırken; AK Parti yüzde 12’de kaldı. “Siyasi Partilerin Genel Seçim Potansiyelleri” anketindeyse, Saadet Partisi’nin oy potansiyelinin yüzde 9,4 olduğu görüldü.
Saadet Partisi, son senelerde kadrolarıyla hızla kenetleniyor. İl ve ilçelerde düzenli olarak aylık divanlar yapıyor. Divanlara Saadet Partisi’nin iyi yetişmiş kadroları katılıyor. Hafta sonu, Burdur ve Isparta il divanlarına katılmak nasip oldu. Kadrolar azimliydi. Üzerlerinde ümitsizlik eseri yoktu. Hepsi, davalarını bir adım daha ileri götürebilme heyecanı içindeydiler.
Genel başkan da gittiği illerde halkla sıcak ilişkiler kuruyor; hatta üye çalışmalarına bile katılıyor. Bütün dünya bilsin ki, bu dava bitmez.