Topraklarına olan sarsılmaz bağını fırçasıyla dünyaya duyuran büyük ustanın vefatı, sanat dünyasını ve Filistin halkını yasa boğdu.
Hayatını işgal altındaki vatanının kültürel hafızasını korumaya adayan ressam, heykeltıraş ve karikatürist Mansur'un kaybıyla birlikte, yarım asırlık görsel bir tarih yaprağı da kapanmış oldu.
"Güçlüklerin Devesi" Öksüz Kaldı
Sanatçının 1973 yılında tuvale döktüğü ve sırtındaki ağır yükün altında ezilen yaşlı bir Filistinliyi resmettiği “The Camel of Hardships” tablosunun dünya çapında bir ikona dönüştüğü hatırlatıldı.

Eserlerinde Kudüs'ü ve Kubbetü’s-Sahra’yı merkeze alan usta ismin, sanatı sadece bir estetik değil, aynı zamanda keskin bir direniş biçimi olarak kullandığı vurgulandı.

1970'ler ve 80'lerde FKÖ tarafından posterleştirilerek halka ulaştırılan çizimlerdeki o derin yorgunluğun, yıllardır süren bir mücadelenin en net yansıması olduğu kaydedildi.
Fırçayla Yazılan Bir Tarih
1948 Nekbesi’nin kanayan yarasını portakal ağacıyla, 1967 savaşının acılarını ise zeytin ağacıyla sembolize eden sanatçının, Filistin direnişinin görsel kimliğini tek başına inşa ettiği aktarıldı.

"Roma" ve "UNESCO" başta olmak üzere yüzlerce uluslararası ödülün sahibi olan Mansur'un, aynı zamanda Kudüs Üniversitesi'nde sayısız öğrenci yetiştirerek davasını yeni nesillere aktardığı ifade edildi.

İşgal altındaki Kudüs’teki Makasıd Hastanesi'nden yükselen acı haberin ardından, geriye vatan toprağına adanmış devasa bir sanat mirası kaldı.





