Tarih tekerrür.

Suriye hapishaneleri işkenceden tecavüzden yana daima sabıkalı.

Bizim kuşağın, Esad ailesinin 1979-1982 yılları arasında Suriye’yi nasıl kana buladığını unutması mümkün değil.

1980 yılında Müslüman Kardeşler’in lider kadrosu, Suriye’de ya idam edildi ya da ülkeden kaçmak zorunda kaldı. Şiddetli ayaklanmalar 1982 Şubat’ında Hama katliamıyla son buldu.

3 yıl süren ayaklanmada 40 bin Suriyeli katledildi. Devletin başında Hafız Esad vardı, katliamları gerçekleştiren ise kardeşi Rıfat Esad’dı.

O günlerde Suriye zindanlarından yükselen çığlık, kulaklarımızı değil yüreklerimizi dağlamıştı.

Kadınlar tecavüze uğramış, kardeşlerinin katillerinden hamile kalmışlardı, âlimlerden fetva istemekteydiler, karınlarındaki bebekleri düşürmek için.

Sene 2018.

Suriye yine tecavüz çığlıkları ile inlemekte.

2011’den 2018’e dek, rejim güçleri tarafından Suriye zindanlarında tutulan 13 bin 581 kadın işkence ve tecavüze maruz kaldı. Geçen 7 yıl içinde gözaltına alınan veya zorla tutulan kadınlardan 6 bin 736’sı tespit edilebilmiş. Bunlardan 6 bin 319’u yetişkin, 417’si kız çocuğu. Bu kadınlardan en az 127’si hamileyken veya çocuklarıyla birlikte gözaltına alındı. Ayrıca resmi ve gayri resmi gözaltı merkezlerinde doğan en az 76 çocuk var. Bu rakamlara hapishane dışı işkence ve tecavüzler dâhil değil.

Suriye’de Esad rejiminin hapishanelerinde hukuka aykırı şekilde tutulan ve işkence gören kadınların seslerini duyurmak için “Vicdan Konvoyu” oluşturuldu.

İstanbul’dan yola çıkan, 55 ülkeden katılımla yaklaşık 200 otobüslük konvoyun yolcuları, 3 günün ardından Hatay’a vardı. Çeşitli ülkelerden omuzlarındaki oyalı yazmalarla bir araya gelen kadınlar, “Katil Esed, vicdanları boşalt” sloganı atarak tekbir getirdi.

Konuşmaların sonunda tüm kadınlar yere oturup omuzlarındaki oyalı yazmaları ellerine kelepçe yaparak “sessiz bir çığlık” attı.

Etkinlikte Katar Prensesi, Esma el-Biltaci’nin annesi, Afgan, Ukraynalı, Pakistanlı milletvekilleri, Doğu Türkistanlı Rabia Kadir de vardı.

İnsan Hakları ve Adalet Hareketi (İHAK) Genel Başkan Yardımcısı Avukat Gülden Sönmez’in söyledikleri önemliydi;

“Bizler dünyanın birçok ülkesinden gelen kadınlar olarak, hukuksuzca tutulan, cinsel saldırıya ve işkencelere maruz kalan Suriyeli kadınların hürriyeti için bir araya geldik. Farklı ülkelerden, farklı kültürlerden bir araya gelen bir dünya kadın, vicdan konvoyuyla dayanışma ortaya koymak için yola çıktı. Yol aldıkça kalabalıklaştı, yol aldıkça başka ülkeler duydu, tüm dünyanın kadınlarının vicdanlarına ulaştı. Herkes sordu yol boyunca, ‘sizi yola düşüren nedir’ diye. Bizleri yollara düşüren, bizleri isyan ettiren, Suriyeli kız kardeşlerimize ve çocuklara yapılan zulümdür. Savaşın 7. yılındayız, ‘artık yeter’ diyoruz. Bizler dünyanın her yerinde barış olmasını istiyoruz. İnsanlık için, barışın, en hayırlı olduğuna inanan insanlarız ancak görüyoruz ki savaşları önlemeye biz kadınların gücü yetmiyor. Kadınlar olarak savaşın karşısında yer almak istiyoruz.”

Savaşın, artık ne bir hukuku ne de bir ahlakı kaldığını vurgulayan Sönmez, savaşta kadınlara tecavüzün bir silah olarak kullanıldığını, insanlıklarından utandıklarını dile getirip;

“Her geçen gün daha da acımasız işkence yöntemleri keşfediyor insanlık. En acılı toplu katliam silahlarını yarıştırıyoruz. Korkuyoruz, geleceğimizle beraber insanlığımızı da kaybetmekten korkuyoruz” dedi.

Kadınlara zulmederek çocukları hapsedip işkence ederek bir zafer kazanmaya çalışanların, kan ve gözyaşının üzerine mutsuzluktan başka hiçbir şey inşa edemeyeceklerini vurgulayan Sönmez;

“Tüm Suriyeli kardeşlerimizi serbest bırakın, bırakın evlerine dönsünler, ailelerine kavuşsunlar”.

Zindandaki kadınlara da seslenen Sönmez, asla onlardan vazgeçmeyeceklerini dile getirdi.