Uzun bir aradan sonra yeniden kendimi bir faaliyet içinde buldum. İz Yayıncılık’ta eserlerim yayımlanıyor. Bir bağlılık söz konusu. Kitap Fuarı’na kitaplarımı imzalamak üzere gitmeden, haberdar olan AGD yönetiminin talebi üzerine gençlerle buluşma fırsatımız doğmuş oldu. Bu, benim de istediğim ve arzuladığım bir durum. Gittiğim hemen her il ya da bölgede gençlerle buluşmayı, sohbet etmeyi daha anlamlı bulurum.
Sevgili şair ve yazar dostlarımın da haberdar olması ile kendimizi oldukça sıcak, samimi bir ortamda bulduk. Şair Selçuk Küpçük, Ordu’ya gitmeden aradı. Ordu’da hatırı sayılır bir yazar ve şair grubu var. Bunlardan biri de Dursun Ali Sazkay’a. Yedi İklim dergisinde şiirleri yayımlanmıştı. Şiiri bıraktı, roman, hatıra ve denemeye ağırlık verdi. İyi bir ortam oluşturmuşlar, oldukça da canlı.
AGD genel başkan yardımcısı sevgili dostum Muammer Bilgiç’i önceden bilgilendirmiştim. Konferans organizasyonu onun önerisiyle oldu. Avusturya’dan Ankara’ya oradan da Ordu’ya arkadaşlarla geldi.
AGD Ordu Şube Başkanı Dr. Ahmet Rauf Bey, Ordu’ya adım attığım andan itibaren ayrılıncaya kadar hiç yalnız bırakmadı. Havaalanında karşıladı, organizasyon yetkilileri ile otele geçtik. Zaman kaybetmeden salona geçtik. Gençlik kurulu başkanı, diğer arkadaşların sıcak ilgisi ile kendimizi oldukça canlı bir topluluk karşısında bulduk. 2 saati bulan konuşma, soru cevap ile sohbet oldukça yoğundu. İslâm coğrafyasının emperyalizm kuşatması, darbeler, katliamlar ve işgallerin kökenlerinden yola çıkarak yorumladık ve anlattık.
Zihinler çok karışık. Sorular çok fazla. Çözümsüzlük ve yılgınlık belirgin. Bunu, AGD gençliği açısından söylemiyorum. Ne yazık ki etkilerin boyutu oldukça çok. Genel bir yılgınlık ve endişe söz konusu. Bir de son zamanlarda toplumda muhalefet etme duygusu giderek ölüyor. İtiraz etme hakkını saklı tutuyor insanlar ama şimdilik konuşmuyor. Bir korku psikolojisi var. Şu son olaylardan sonra birinin birine kin duyması ve onu ispiyonlaması giderek yaygın. Haklı haksız insanlar töhmet altında kalıyor.
Son zamanlarda tartışma konusu olan “Misak-ı Milli” tartışmaları. Muhafazakâr Türkiye giderek ulusalcı bir çizgiye kayıyor. İslâm milleti düşüncesinden uzaklaşılıyor. Coğrafyamız çok parçalı ve çok çatışmalı. Bu gibi yaklaşımlar uçurumları derinleştiriyor. İnsan değeri ırkî ve ulusalcı bir düzlemde değerlendiriyor. Müslümanların en büyük çıkmazı da bu. Parçalanmışlıklarını savunmak ve bunu bir değer haline getirmek.
Müslümanlar bu küçücük sınırlara hapsedilmeyecek kadar büyük bir geleceğin sahibidirler.
Fuarda, şair ve yazar dostlarımın yoğun ilgisi bizi yalnız bırakmayışları ve sohbetin kıvamını bulması günün en anlamlı yanıydı. Değerli dostum, sevgili yol arkadaşlarımdan Osman Koca ile birlikteydik gün boyu. Stantlarımız da yan yana idi. Saadet Partisi’nin il divanı sonrası kalabalık bir grup olarak geldiler. Ünye, Fatsa diğer ilçe başkanları ve yöneticileri hem konferansa, ertesi gün de imzaya geldiler. Sohbet sırasında arkadaşların soruları çok yönlü. İnsanımızın kafalarını karıştıranlar var. Bunlar ister istemez merak konusu. Mehmet Âkif Ersoy, Necip Fazıl, Sezai Karakoç, Nuri Pakdil ile ilgili sorular.
Saadet Partisi İl başkanı Erkan Temiz, sevgili dostlarım Mücahit Uçar, Mehmet Ayık, Murat Emuce, AGD ve Saadet Partisi İlçe Başkanları Özgür Şahin, Niyazı Çelen, Ayhan Şengül, Zekeriya Kılıç adını burada tek tek anamayacağım sevgili dost ve okurlarımla birliktelikler güzeldi. Dergimizde öyküsü yayımlanan Fatma Altıyaprak Esti ve eşi İsmail Esti ve daha birçok arkadaşımız, dostumuz geldi. Kitaplarımız yetmedi. Kimileri eli boş döndü. Altınordu Belediye Başkanı Engin Tekintaş stantları tek tek dolaştı hatır sordu.
Epey bir aradan sonra Hayat Yayınları sahibi Hayati Bayrak dostum ile fuarda buluştuk.
Gizli okurlarım ile tanıştım, sohbet ettim.