Yol ve yolculuk insan için. İnsan önce kendinden sorumludur. Kendinden ve insandan. Yaratılan her varlıktan. İnsan sorumluluğu gereği Müslüman olmakla da yükümlü. Eğer bu yükümlülüğü üstlenmişse önce insandan, sonra Müslüman’dan ve sonra eşyadan ve yaratılmış olan her şeyden.
Dünya karmaşasında zihinler alabildiğine karışık ve şaşkın. Tarih boyunca dönemler geçirdi, geçirmeye devam ediyor. Yaratılış ve oluş amacına uygun insan olma yol ve yolculuğunda ikilemler içinde. Çatallı, farklı yollarla yüzleşmekte. Bu da insan iradesi, seçkinliği ve tercihlerde bulunmasına neden oluyor. İnsan hakikati kendi medeniyetidir, yani Hakikat Medeniyeti’dir. Allah’ın insana sunduğu, olmasını dilediği yol istikameti. İnsan varlığıyla birlikte hayatına giren şeytanların, yol sapkınlarının varlığı da bir gerçek. Ne yazık ki insan tercihlerinde arzulanmayan ve dilenmeyene yöneliyor, yönelebiliyor.
Müslüman olma vurgusu insanlık için bir seçkinliktir. Allah katında da bir karşılığı vardır. Bu karşılık ister bu dünyada ister ötede olsun sahibiyle beraberdir, kendisini bırakmaz.
Zorlu olanı elbette ki seçkinliktir. Seçkinlik birçok şeyi yok sayma, reddetme, uzak durmayı gerektirir. Düşülen yanlış yollardan dönüşler kimi zaman zorlaşabiliyor. Alışkanlıklar, kimi arzular insanı kendine tutsak ediyor.
İnsan iradesi özgürlüğünün güçlendirir, kendisini var ve anlamlı kılar. Çileli bir süreçtir de. Katlanılması zor olan zorlukların aşılması kimi zaman kolay olmayabiliyor ve hatta uzun süre de etkisi altında kalınabiliyor.
Yaşama bilinci, yol bilinci olur. Yol bilinci kararlılık gerektirir. İnsanı kendinden vazgeçirebilecek durumlarla her zaman için karşılaşılabilir. Bu durumlarda bilinç ve irade devreye girer. Onların kararlı tutumları güven verir. Güven inanç gücünü oluşturur.
İslâm insanlığın yararına olabileceklerini önerir, yaşama fırsatı verir. Zararlı olabilecek ne varsa onları hayatın dışında tutmaya bakar. Sağlıklı toplumların varlığı buna bağlıdır.
Zamanlar ve dönemler dalgalıdır. İnişler ve çıkışlar olur. İnsan için en zor olabilecek olan diplerde bile gezinebilir. Önemli olan böylesi zamanlarda bilinç ve iradenin devreye girmesiyle oradan çıkmaya gayret eder. Toplumların düşüşlerinde öncüler ortaya çıkar, onlar bir yol gösterici olur. Yolu sürdürürler ve bir yolun varlığını anımsatırlar. O zaman insanlarda bir uyanış başlar.
Biz bir insan olarak bu dünyadayız. İnsan olma sorumluluğunun yanında Allah’ın bağışı bir Müslüman’ız. Yükümlülüğümüz diğerlerinden farklıdır. Hakikat Medeniyeti bunu bize biçmiş içine almıştır.
Her insanın özelliği gereği gerek maddi ve gerek manevi, fiziki ve akli güç oranı verilmiştir. Her insan kendisine verilenin oranında dünya hayatında insanlığa ve kendine katkıda bulunmak durumundadır. Gündelik hayat bir sorumluluk, insanlıkla ilgili bakış ayrı sorumluluklardır.
İnsana sevgi ve merhametle bakmak insani bir durum. Bu bir durum ama sıradan bir hâl değil bir insan sorumluluğu. Tebessüm etmek. Güven vermek, insan olunduğunun belirtisini sunmak güzel ve hayırlı bir davranıştır. Tebessüm ve güzel sözler bir sadakadır. Sadaka ille ihtiyaç sahibine değil kendisine de sunulması gereken hayırlı bir davranıştır.
Güzel söz, hâl ve davranış sahiplerinin hâlleri asla silinmez ve yok olmaz. İnsanda karşılık bulunca bu bulaşıcı olur. Kendi sınırlarını da aşar.
Bir sohbet anında söylenen güzel bir söz oradakileri memnun eder. Soğuk bir davranış veya söz ise soğukluğa neden olur.
Haddini bilen had sahibidir. Ne yapacağını edeceğini iyi bilir ona göre davranır. İnsanın gönül binasını yıkıp kırmaya değil onu güzellikleriyle güzelleştirmeye bakar. Kendini insandan üstün bilmez, sınırını asla aşmaz, kimsenin tepesine de çıkmaz.