Hiçbiri benzemez diğerine.
Hani bir ilin sınırından çıkıp öbürüne dâhil olduğumuzda,
bizi karşılayan başka başka cennetlerdir.
Hepsi ile hem şehriyizdir az çok.
Atalarımızın hatıraları ile hasret kokan topraklar.
Hazinelerden kıymetli şehirler.
Ama ne Amik ovasından utandılar, ne Amanos dağlarından.
Ne de Asi Nehrinden.
Zeytinden, pamuktan, burçaktan, narenciyeden de ar
etmediler. Hani ellerinden gelse Habib Neccar dağını da havaya uçuracaklar.
Sanki ataları Anadolu hanlarından geçmemiş gibi. Arsuz ovasında atlarına arpa
yedirmemiş, Hupnik çayından içirmemişler gibi. İskender hatıralarını
görmemişler gibi.
Sadece Reyhanlı değil, Kaleler diyarı Hatay, ülke can
evinden vuruluyor. İskender in generallerinden Selevkos, şu modern çağda bile insanların
öldürüleceğini hesap etmiş ki.
İstanbul dan sonra en uzun surlu kente canını dişine
takıp Antakya kalesini inşa ettirmiş. Şehir nasıl cömerttir oysa.
Ne persler kalmıştır ağırlamadık ne Romalılar.
Ne kızlar sarayı hak etmekte bomba sesleri ile uyanmayı
ne Ulu Camii, Ne Sokullu Külliyesi, ne de Petrus Kilisesi.
Aslında bu şehrin kumaşı ipekten biçilmişti.
Her darda kalan o ılıman gül iklime sığınmıştı.
Havarilerden Petrus, o zorlu günlerinde, ateşten kaçıp
sığındığı mağara Habibi Neccar Dağında idi.
Bu aziz hatıra için haçlılar Gotik kiliseyi yaptı.
Petrus vaazları ile ipekten şehre Hıristiyanlığı yaydı.
Mağara içinde günahkârlar hamamı ve gizli tünelleri
görenler, anlamakta ki büyük medeniyetlere sahip çıkan ancak büyük şehirlerdir.
Antakya, 5 Ortodoks patrikliğinden (İstanbul Fener,
Moskova, İskenderiye, Kudüs ve Antakya) biridir.
Cebel Akra, sakladığı eserlerle Hitit hatıralarına
saygıdadır.
Savaşlardan da geri durmamış. Belen acıları hala taze
belleklerde. Öyle kalleşçesine sivil halkı habersizce bombalarla boğmamış.
İssos da Makedonya Kralı İskender, göğüs göğse
çarpışmalarda İran Pers Şehinşahı, Üçüncü Dârâ yı yenmiş.
Fakat en çok kültürlerin boy atması için şefkatli bağrını
açmış. Merdivenli Mağarada 5 devreye âit kültür tabakası bulunmuş. Tarih öncesi
eski devrin en büyük şehirleri kabul edilen Teli Açana ve Teli Tayinat,
Hatay dadır.
Buralarda yapılan kazılarda 17 devreye ait üst üste 17
şehir kalıntısı bulunmuştur.
Açana, Sami-Yamhad
Krallığına bağlı Mukiş ülkesinin merkeziydi. İlk taş çağından Romalılara,
Osmanlıya kadar uzanan medeniyetlerin izleri görülür. Dünyanın ikinci büyük
mozaik koleksiyonu Hatay Arkeoloji Müzesindedir.
Müzede Hitit, Asur
ve Sümerlere ait eserler ve eski para koleksiyonları vardır. Ama o her
medeniyete ev sahipliği yapan ipekten şehirde, kaplıcaların, içmelerin
diyarında, hem de üç aylara girildiği gün kan gövdeyi götürdü.
Reyhanlı da umutlar havaya uçtu.
Gelinler aylar önce aldıkları bindallıları giyemedi.
Ellerine kınalarını yakacak komşuları öldü.
Kentler korkuya kenetlenmeye görsünler.
Ne delikanlı dağlardan, ne doğurgan ovalardan utanmakta
katiller.
Halay çekercesine birbirine sarılmış dağların, ırmakların
verdiği barışı da okuyamamaktalar.
İpekten şehri yakarak bütün bir ülkeyi ağlatmaktalar.