Bu tabiri yani dinsel milliyetçilik lafını önce
Başbakan Erdoğan dan duyduk!
Dinsel milliyetçiliğe karşıyız gibisinden laflar
ediyordu!
İşin doğrusunu söylemek gerekirse tabirin ne anlama
geldiğini pek kavrayamadık! Bu tabirle Bütün dinlere karşı hoşgörülüyüz
denilmek mi isteniyordu yoksa daha farklı şeyler mi kast ediliyordu anlamakta
zorlandık!
Tam Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç gibi Bir iki
söylerler sonra unuturlar diye düşünmeye başlıyorduk ki bu defa Diyanetten
sorumlu Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ dan benzer laflar işitmeye başladık!
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ Dinsel milliyetçiliğe
kapımızı kapadık diye övünüp duruyordu!
Yani bu tabiri bir iki söyleyip sonra unutmak gibi bir
niyet içinde olmadıkları açıkça ortaya konuluyordu!
Hal böyle olunca dinsel milliyetçilik tabiri üzerinde
daha çok kafa yormaya başladık! Sözlüklere falan müracaat ettik!
Dinsel milliyetçilik tabirinin Başbakan Erdoğan
tarafından dilimize kazandırıldığını gördük!
Kimse aslında tabir hakkında fazla bir şey bilmiyordu!
Bunun üzerine kendi kendimize tabiri sorgulamaya
çalıştık.
Mesela biz Elhamdülillah Müslümanız diye lafa başlayıp
diğer dinlere karşı üstünlüğümüzü dile getirirsek dinsel milliyetçilik mi
yapmış olacaktık
Sanırız tabiri icat edip Türk diline kazandıranların ve
sonra da bu tabiri çok beğenip sıkça tekrar edenlerin böyle bir muratları
yoktur!
Peki, o zaman böyle bir tabirin kullanılmasıyla ne
amaçlanmış olabilir Sadece yukarıda da ifade ettiğimiz gibi Bütün dinlere
karşı hoşgörülü olmak gibi hedef mi gözetilmiştir
Eğer yalnızca böyle bir hedef gözetilmişse dünyada
yaşanan son gelişmeler dikkate alınmamış demektir!
Zira bizimkiler dinsel milliyetçiliğe kapılarını
kapamakla övünürken Papa Osmanlı ile savaşırken ölen 800 kişiyi aziz ilan
etmekle meşgul bulunuyordu!
Bir yanda asırlar öncesi ölenleri aziz ilan eden bir
zihniyet bir yanda ise dinsel milliyetçiliğe kapılarını kapamakla övünen bir
zihniyet! Dünyanın böyle bir derdi yokken ve herkes kendi dininin
milliyetçiliğini bir güzel yaparken bizimkilere ne oluyor ki