İslam; özgün, evrensel, ilahî ve ekmel bir düzen öneriyor. Tüm boyutlarıyla dengeli/adalet düzeni… Fert ve toplum ilişkilerinde denge, düzen kuruyor. Ne ezen, ne ezilen…

Bu bir anlamda sömürücü, faizci zulüm düzeninden, dayanışmacı/paylaşımcı, zekâtlı, infaklı, sadakalı, "karz-ı hasen"li,  bereketli bir düzene geçiş demektir. Tercih de bizim…

"Eşya, insan için, insan da Allah (C.C.) içindir."

İnsan; cismi topraktan olsa da çok üstün ve değerli yaratılmıştır. Yeryüzünde Allah-u Teâlâ'nın "halifesi"dir, sırrıdır."Ahsen-i takvim"dir. "Mükerrem"dir. Rabbimizin ruhundan “üflediği”dir. Meleklere secde/saygı emrettiğidir. Esma-i Hüsna’sına mazhar kıldığıdır.  Muhatap alarak "sözleşme"yle şereflendirdiği, yaratıklarının çoğundan üstün ve değerli kıldığı, sadece kendisine kulluk için yarattığıdır. Güneş, ay… Tüm nimetlerin kendisi için yaratıldığıdır. 

"Bir insanı öldürmek, tüm insanları öldürmek gibidir…" Maide/32

Resulullah (S.A.V.):"Allah-u Teâlânezdinde 'mümin insan' Beytullah'tan daha değerlidir. 

Hz. Ali (K.V.): "İnsan, küçük bir kâinat/evrendir. Kâinatın özüdür. Kâinatta ne varsa, insanda toplanmıştır." Batı: "İnsan bu, meçhul" (Alexis Carrel), derken, Şeyh Galip: "Hoşça bak zatına kim, zübde-î âlemsin sen. Kâinatın göz bebeğisin."

Mevlana (K.S.): "İnsan çok değerliyken, kendisini ucuza sattı."

Cemil Meriç: "Medeniyetin tek ölçüsü vardır. İnsana verilen değer."

"Yemin ederim ki, dünyanın bütün toprakları, bir tek insanın kanını akıtmaya değmez" sözleriyle insanın değer ve önemine dikkatlerimiz çekilir…

"Güneşi, ayı, yıldızları, yeryüzündeki sayısız nimetleri Allah Teâlâ insanın hizmetine sunmuş. Onu "eşref-i mahlûkat" mükerrem "ahsen-i takvim" üzere yaratıp, kendisini "hilafetle" şereflendirmiştir. Ama o "esfeli safilin"e, "hayvandan aşağıya" düşebilmektedir. (Tin) "Her toplum layıkıyla yönetilir." (S.A.V.)

"Mümin erkeklere ve kadınlara salih amellerinde dünyada da güzel bir hayat var." (Nahl/97) "İman edip salih amel işleyen toplumlara da yeryüzünde izzet, iktidar, güvenlik, vaadi var." (Nur/55) “Allah'a ve Resulüne muhalefet edenlere de zillet var.” (Mücadele/5)

Rabbimizin hukuku, ilkeleri, ölçüleri üstün, eşsiz, yararlı iken, neden beşeri sistemlere/İblis’e takılıp, gidiyoruz? Haramlara öyle alıştırıldık ki, Hakk’a yönelemiyor, hatta kaçıyoruz. Neden? Barıştan, adaletten, güvenlikten, huzurdan, sevgi ve saygıdan… Ne kadar uzaktayız?

Küresel liberal sistemin ahireti, ahlâkı yoktur. İnsanı doğru tanımlayamıyor. Onu nasıl mutlu edebilecek? Edemedi…

Küresel zulüm düzeninin tek alternatifi İslâmî/Adil Düzendir. Eksiksiz, kusursuzdur.  Kendisi sorun üreten bir ekonomik düzen içinde çözüm arayışı, beyhude… Pahalılık da bu düzenin ürettiği sorunlardan…

Merhum Erbakan Hoca’mızın Adil Ekonomik Düzen’e geçiş adımlarına şahit olmamıza rağmen, nankörlük etmedik mi?

Adil ekonomiye, ahlak ve maneviyata, İslam Birliği'ne, Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni Bir Dünya'ya D-8'e hayatını ortaya koyan bir dava adamının değerini takdir edemediğimiz için, onun siyasetini/yolunu terk ettiğimiz için bu sıkıntıları yaşıyoruz. Siyasi tercihlerimizi yanlış/batıldan yana kullanmaya devam ettiğimiz için bu sıkıntıları yaşıyoruz. Denk bütçe, havuz sistemi, talepten/enflasyondan yüksek asgari ücret refahını, sanayileşme hamlesini görmemize rağmen. "Vehn" hastalığına düştük. Dünya hayatını ahiret hayatına tercih ettik. Cihadı terk ettik. Dinimizi ikinci plana/yedeğe aldık. Zillete düştük… Ahireti tercih etseydik, dünya da bize yönelirdi. (Kudsi Hadis)

Rabbimiz hepimizi, "Kendisini zikreden, nimetlerine şükreden ve güzel kulluk edenler"den eylesin. Ülkemizdeki faizci liberal düzeni terk edip, adil düzene geçmedikçe de kurtuluş yok, vesselam.