Göçler, insanların savrulması demektir.

Bazı ülkelerde olmayan ağaç veya otlar, çiçekler, rüzgârın önünde şehirler, ülkeler aşarak başka yerlerde kök saldıkları ve orada çoğaldıkları gibi insan göçleri de ona benzer.

Otlar ve ağaçlar, yer değiştirince biraz değişime uğrasa da, bazıları denize kışa yem olsa da birçoğu aslını korur.

Mesela, Malatya kaysısını İstanbul’a ektiğinizde aynı tadı vermese de o yine kaysıdır.

Atamız hazreti Adem, Cennetten bu dünyaya Rabbimiz tarafından indirilmiştir.

İnsanlık tarihi göçle başlamıştır.

Hazreti Adem’den bugüne kadar kaç yıl geçtiğini bilemeyiz ama onunla gelen İslam dini hâlâ dünya siyasetinde belirleyici durumdadır.

Türklerin tarihi de hep göçlerle gelişmiştir.

Doğudan batıya göç esnasında İslam’la karşılaşmışlar ve o İslam’ı Viyana önlerine kadar taşımışlar.

1965 yılında işçi göçüyle başlayan tarihimiz, mark ve gulden kazanmak içindi ama niyette olmayan şeyler meydana geldi.

Avrupa’nın bağrında beş bin cami açıldı.

Eşekten indi arabaya bindi ama bagaja seccade koymayı ihmal etmedi.

Bir milyonun üstünde Avrupalı, Müslüman oldu.

Avrupalılar ve Amerikalılar, Müslümanlara karşı olan kinlerini tatmin için bizi birbirimize kırdırmaya çalışırken kendi kuyusunu kazdığını göremeyecek kadar kör hale gelmiştir.

Evinden yurdundan edilen vatansız ve ekmeksiz insanlarla ekmek arasına girebilecek güç, bu güne kadar icat edilememiştir.

Ariel ve Will Durat’ların yazdığı, Hüseyin Zamantılı’nın terceme ettiği “Tarih Üzerine” isimli 1983’te basılan eserde göçler nedeniyle batıda ülkelerin el değiştirdiğine örnekler verir.

Bizim tarihimizde Hazreti İbrahim’in hicreti, Nemrut’un sonunu getirmiştir.

Hazreti Musa’nın hicreti, Firavun’ un zulme dayalı saltanatını sona erdirmiştir.

Sevgili Peygamberimizin hicreti zalim Mekkelilerin sonunu ve Müslüman olmalarını sağlamıştır.

Rabbimiz buyurur: “Onlara vadettiklerimizin bir kısmını sana göstersek de, seni öldürsek de sana düşen, ancak tebliğ etmektir. Hesap (görmek de) bize aittir.

Görmüyorlar mı ki, biz yeryüzüne geliyoruz ve onu etrafından eksiltiyoruz. Allah hükmeder. O’nun hükmünün peşine düşecek (geri çevirecek) yoktur. O. hesabı süratli olandır.” Ra’d süresi ayet 13/40-41, Enbiya süresi ayet 21/44)

Sevgili Peygamberimiz, Mekke’nin, Medine’nin ve Arap yarımadasındakilerin hepsinin Müslüman olduğunu gördü.

Biz de her geçen gün hoşumuza giden ve gitmeyen sebeplerle İslam’ın dünyaya yayıldığını kâfirlerin her geçen gün azaldığını görüyoruz. 

İç göçler bile ülkeye olumlu etkiler sağlar.

Kırsalda toprak az, verim düşük, sattığı mal emeğin karşılığı olmayınca şehre göç başlar.

Halden aldıkları meyveyi sırtlarında taşıdıkları küfelerde sattılar, sonra el arabasında satarken hale yerleştiler.

Gecekondudan lüks dairelerden köşklere geçtiler.

Siyasete atıldılar, siyasetin yönünü kıbleye çevirdiler.

Asıl olan, barış içinde, karnı tok, sırtı pek, eşiyle aşiyanıyla, mutlu bir hayat sürmektir ama Şeytan ve şeytanlaşmış insanlar, kıyamete kadar var olacaklardır.

Onların bu dünyada kimseye zarar vermemeleri, ahirette zarar görmemeleri  için İslam’a kazanılması yolunda mal ve canla mücadelemiz devam edecektir.

Biz, bu yoldaki kurşunların, sürgünlerin, ölümlerin acısıyla feryat etmek yerine, gelecek günlerin aydınlığının şafağını gözetleyerek dindirmeye çalışalım.