Resulü Müctebâ Efendimiz (S.A.V.) buyuruyor: “Allah cömertlikle birlikte imanı yarattı. İman ve cömertlik birlikte bulunur, Allah öyle yarattı. Aynı zamanda cömertlikle birlikte hayâyı da yarattı. Yani imanla birlikte cömertlik ve hayâ da olmalıdır. Eğer Allah’a inanıyorsanız cömert olacaksınız.” Peygamber Efendimiz (S.A.V.) hadis-i şerifte aslında biz Müslümanlara ‘hayâ imandandır’ kaidesini anlatıyor. Aynı şekilde iman yaratılırken Yüce Rabbimiz (C.C.) cömertliği de yaratmış. Allah (C.C.) biz faydalanalım diye sayısız nimet yaratmış. Kâinat aslında bizim kullanımımıza sunumlu, bizim emrimize verilmiş. Ancak bize bir de örnek gönderilmiştir. Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa Efendimiz (S.A.V.), ona uyalım, onu örnek alalım, onun izinden gidelim diye bize örnek göndermiştir.
MÜSLÜMANLAR BİRBİRİNE KARŞI CÖMERT OLMALI
Müslüman iman sahibi olduğu için utanır. Hiç kimse göremeyecek, duymayacak, bilmeyecek olsa bile bir kötülük yapacağında, bir günah işleyeceğinde Müslüman Allah’tan (C.C.) utanır. Rabbinden (C.C.) korkar, çekinir. Müslüman aynı şekilde cömert de olur. Rabbimiz (C.C.) bizler için onca nimet göndermiş ve bizim birbirimize yardım etmemizi, bizim birbirimizle paylaşmamızı istemiştir. “İyilik konusunda birleşin” hükmü de Müslümanlar içindir. O yüzden Müslüman cömert ve iyiliksever olmalıdır. Yüce Allah (C.C.) her birimizi farklı seviyelerde yaratmış. O yüzden güçlü zayıfa yardım edecek, insanlar birbirleriyle akıl danışacak. Her zaman söylüyoruz müminler bir vücudun azaları gibidir. Hiç kimse ‘kolum kopsun gitsin’ diyemez neden çünkü kendinden bir parça. İşte biz Müslümanlar da birbirimizin kolu, eli, bacağı, parmakları, gövdesi gibi tek vücut gibiyiz. O yüzden bir mümin aç kaldığında biz de açlık hissetmeliyiz, bir mümin zorda kaldığında biz de o zorluğu hissetmeliyiz. O yüzden Müslümanlar birbirine karşı cömert olmalı, yardımsever olmalıdır.
MÜSLÜMAN KARDEŞLERİMİZ KONUSUNDA HASSAS OLMALIYIZ
Sadece malıyla değil canıyla da bir Müslüman diğer mümin kardeşine destek olmalıdır. Bâyezid-ı Bestâmî Hazretlerinin zamanında evliyanın kutbu bir demirciymiş. Tabi Bâyezid-ı Bestâmî Hazretleri de büyük bir âlim, büyük bir evliya. O yüzden o dönemin kutbunu bulmak için araştırmaya başlamış sonra da onu demir dövdüğü ocağın başında bulmuş. Bâyezid-ı Bestâmî selam vermiş demirciye, “Bana dua et” demiş. Kutup olan demirci de Bâyezid-ı Bestâmî’den dua istemiş. Bâyezid-ı Bestâmî, zamanın kutbu olan bir Allah (C.C.) dostunun derdi nedir diye merak edip ne için dua istediğini sormuş. Demirci de, “Ben Allah’a inanıyorum ve hep bu ateşe bakınca Müslüman kardeşlerimin cehennemde yanacaklarını düşünüp üzülüyorum. Her çekiç vurduğumda Allah’a beni cehenneme atıp bedenimi şişirmesini istiyorum. Bedenim öyle bir şişsin ki benden başka hiçbir Müslüman kardeşim o cehennemde azap göremesin istiyorum” demiş. İşte görüyorsunuz bir insan canıyla böyle cömert olur. Biz de Müslüman kardeşlerimiz konusunda hassas olmalıyız.
“ALLAH’IN ZİKRİNE, HUTBEYE KOŞUN”
Peygamber Efendimiz (S.A.V.) buyuruyor: “Cuma günü ezan okunduğu zaman alışverişi bırakın namaza gidin.” Cuma namazı haftanın bir günü o bölgedeki, şehirdeki insanların bir araya gelmesi için, birbirleriyle tanışması ve kaynaşması için vardır. Neden mi? Çünkü insanlar yalnız yaşayamaz. Birbirleriyle tanışıp kaynaşmak zorundadır. O yüzden biz Müslümanlar asırlardır Cuma günü ezan okununca camide bir araya geliriz. Bu bir emirdir. Cuma günü camide hutbe okunurken, namaz kılınırken ticaret yapmak haramdır. Müslüman bunu yapmak zorunda. Hem Cuma’ya gitmeyip hem de Müslüman’ım diyemezsiniz. Çünkü Allah’ın (C.C.), “Allah’ın zikrine, hutbeye koşun” emrine uymuyorsunuz.