Çocukluğumuzda öğrendiğimiz bilgilerin bir kısmının Kur an dan kaynaklandığını daha sonraları öğrenmek ne mutlu bir şey. Kıyamet koptuktan sonra, İsrafil in sûruyla beraber dünyadan gelip geçen bütün insanlar, kır çiçekleri gibi kabirlerinden çıkacaklar diye öğrendiğimiz bilgi, Zuhruf süresinin on birinci ayetinde "O (Allah), gökyüzünden suyu ölçü ile indirdi. Onunla biz ölü beldeyi diriltiriz. İşte siz de böylece çıkarılacaksınız" haberinin çocuk ruhuna uygun nakşedilmiş halidir.

İnsan süresinin birinci ayetinde de haber verildiği gibi, İnsan anılmaya değmez bir halde iken Rabbimizin lutfu keremi olarak varlık alemine çıkarılıyoruz.

Topraktan yaratılan bütün çiçekler buket yapılıp yoluna serilse yine hakkı verilemeyecek değerde yaratılan ve İsra süresinin yetmişinci ayetinde ifade edildiği gibi Adem oğlu yaratılanların en değerlisi yapıldı. Bakara süresinin yirmi dokuzuncu ayetinde de yeryüzündekilerin hepsinin insan için yaratıldığını haber verir.

Dünyadaki bütün teknoloji ve bilginler bir araya getirilse topraktan bir koyun yaratamadığını görüp duruyoruz. Bir damla kan yaratılabilse "Dikkat dikkat ...... gurubu kan aranıyor" anonsundan kurtulacak insanlık. Hatta herkes bakkalından şişelerle kan alıp evindeki ecza dolabında şişelerle kan bulunduracak.

Bu değerli insan, dünyanın omuzları üzerinde yol alırken yorulmasın, üzerine binsin diye at, katır, eşek, deve yarattığını, (Nahl 8) Nuh aleyhisselama gemi yapmayı öğrettiğini (Hud 37) ve yaratmaya da devam ettiğini (Nahl 8) haber vererek bundan sonra yapılacak bineklerimizin de olacağına dikkatimizi çekiyor.

Bir tek çay ikramından sonra teşekkür ediyoruz. Güzel bir tavrı bizi memnun ediyor ve karşılığını daha nazik bir şekilde veriyoruz.

Rabbimiz de  bu bineklerimizin üzerine bindiğimizde kendisinin hatırlanmasını bizden istemekte. Zuhruf süresinin 13-14 üncü ayetleri nazil olduktan sonra her bineğe binişinde "Bunları bizlerin emrine hizmetkar kılan (Allah)ı tesbih ederim. Biz, bunları emrimiz altına yanaştıramazdık. Biz, Rabbimize doğru dönüp gidiyoruz." Anlamına gelen bu iki ayeti okurmuş.

Biz de bundan sonra gemiye, trene, arabaya, otobüse, uçağa ve bundan sonra yapılacak olanlara her binişimizde Allah ı hatırlayacağız.

Bunları yapanlara teşekkür ederiz ama yapanların aklını yaratan Allah tır. Bakıyorsunuz beyin cerrahı doktor bir gün geliyor, kendi çocuğunu tanıyamaz hale geliveriyor.

"Benim" dediğimiz hiçbir şeyi biz yaratamıyoruz. Rabbimizin tabiata koyduğu kurallara uyarak O nun izni içerisinde, O nun verdiği akıl ve ellerle Onun mülkünden nasibimizi toplamaya çalışıyoruz. Çok verse de, az verse de O na hamd edeceğiz ve yine O na şükredeceğiz.

"Hocam, benim canımdan başka hiçbir şeyim yok. Nem alacak felek benim" demeyin. İsterseniz en yakınınızdaki bir doktora gidiniz ve tepeden tırnağa kaç trilyon ettiğinizi bir öğrenin.

 Organ tacirleri size bakarken, banka hortumcularının merkez bankasının kasasına baktıkları gibi bakarlar.

Dünyanın her metrekaresini mescit gibi görüp hem temiz tutulmasına, hem de her yerde Rabbi tesbihe devam edelim.