15.12.2007 tarihli yazımızda bu konuyu bir yönüyle ele almıştık. Asıl söyleyeceklerimizi ertelemiştik. Batı düşüncesinin bilinçaltında, ya da asıl özünde duran bir bakış bulunur. Bu, zaman zaman asıl yüzüyle dışa vurur. II. Körfez kuşatmasında Bush un ifade ettiği önemli bir çıkışı vardı. Irak savaşı için "Bu bir Haçlı savaşıdır", demişti. Aslında bu, öyle rast gele, ya da Bushvari bir bönlük veya boş bulunmuşluk dışavurumu değildi. Zaman içinde bunun tevil edilmesi onun söylediklerinin üstünü örtemezdi. Bu, sadece Bush a ait bir yaklaşım değildi ve bir gerçeği ortaya koyuyordu. Zaman zaman kimi önde gelen batılılar bu ve benzeri düşünceleri ifade etmekten kaçınmazlar. Sarkozy nin çıkışları da bir rastlantı değildir.

Batı nın çok yüzlülüğü bir çok şeyi örtmez, örtemez. Sorun bizim onları algılayışımızda ve kendimizi küçük görme duygularımızda. Biz diyorsak bu gibi önemli konuların muhataplarını kast ediyorum.

İslâm coğrafyası tam bir kuşatma altında. Kuşatmanın türleri ve tarzları var. Önncelikle savaş tarzında olabileceği gibi, kültür ve sanat yoluyla en büyük kuşatmayı yaşamaktayız. İçimizde bir sürü Truva atı bulunmakta. Bunlar bu rolü hakikaten ve inanarak yapıyorlar. Fransız jakobenleri, Abede ılımlıları, batı hayranları, makam sevdalılarının hemen hepsi aynı kabın içinde yer alırlar.

14.12.2007 tarihli gazetelerde bir haber yer aldı. "ABD de California Courier in sahibi ve başyazarı olan önde gelen Ermeni gazeteci Harut Sasunyan Ermenilerin nihai hedefinin tanınma, tazminat ve toprak olduğunu söyledi. İnternet gazetesi AZG Daily ye konuşan Sasunyan tanınmanın ötesine geçip asıl hedefe dönük yeni strateji çağrısı yaptı. Sasunyan, bu çerçevede Ermenilerin talepleri uygun ulusal ve uluslararası mahkemeler nezdinde dile getirmelerini istedi" [Radikal gazetesi, 14.12.2007, s. 9.] Bu haber aynı gün birçok gazetede yer aldı, fakat bunu çok küçük olarak içeride verdiler. Kimi gazeteler haberin özünü göz ardı ederek ve hatta yumuşatarak aktardılar. Ortada Karabağ diye önemli bir sorun olduğu gibi duruyor. Ermenilerin soykırım ve diaspora iddialarının gölgesinde dile getiremiyorlar. Çünkü, Ermenistan olayının kıyısından köşesinden geçmek istemiyorlar. Dolayısıyla böyle bir teşebbüs onları Ermenistan ın hamisi Abede ile karşı karşıya getirecek.

Bunu, bir gazetecidir, söyler geçer diye geçiştiremeyiz.

Olaylar birbirini tamamlıyor.

Türkiye de papazların öldürülmesi bir rastlantı değildir. Bütün bunlar geleceğe dönük planlardır. Akdamar kilisesinden tutun, gelişen sürece kadar hepsi zincirin halkalarını oluştururlar.

Geçmişten bugüne baktığımızda Hıristiyan dünyası çok mesafe kat etmiş görünmektedir. Çünkü içimizdeki sekülerler, laikler ve onların karşıtı tipler onlardan daha çok bu süreci hızlandırmaktadırlar.

Kendimize ait dünyamızda rahat ve ideal yürüyüş ritmimiz giderek yitmektedir. Hiç kimse Ermeni gazeteci Sasunyan ın söylediklerini geçemez. Nedeni, stratejiler belli merkezlerde oluşturuluyor. Bugün dünyayı kasıp kavuran Abede bunun merkezini oluşturuyor.

Şu günlerde PKK üslerinin bombalanmasında Abede rolünün önemi, müthiş müttefiklik duygusu pekiştiriliyor. Abede nin bu yüzüne hayran olunuyor. Onların himmetiyle elde edilen bu başarı yeni bir süreci başlatıyor. Hiç kimse şunu düşünmüyor. Abede nin bir parmağının ucunda PKK ipi duruyor. Kürt milliyetçiler, bir zamanlar abede hayranlığından ötürü sarhoş durumda idiler. Barzani nin yerel giysileriyle Beyaz Saray ı arzı endamı onların gururlarını ne çok okşamıştı. Geçmişte Saddam ın gururunu okşadığı gibi. Bugün Abede suyunda giderek elde edilen başarılar gelip geçicidir. Aynı abede nin yarın ne yapacağı belli olmaz. Onlar kendileri için yeni stratejik ortaklar bulurlar. İran da faaliyet gösteren PJAK, PKK nın içinden doğmadır. Şu sıralar Beyaz Saray da PJAK lılar arzı endam etmektedirler. Bakalım yarın kimler edecek

Strateji, askeri deyimle şimdi ayak değiştirmişe benziyor.