Bu köşede zaman zaman geçmiş siyasi tartışmalara ve anekdotlara da yer veriyorum:

Yıl, 1974… Bir milletvekili, Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın Suudi Arabistan’a yaptığı ziyaretle ilgili TBMM Başkanlığı’na bir soru önergesi veriyor. Güya sorguluyor bu ziyareti! Diyor ki:

1) Başbakan Yardımcısı’nın, hükümet talimatı dışında Kral Faysal ve Petrol Bakanı Yamani’ye mektuplar yazdığı bildirilmektedir. Bu mektuplar yazılmış mıdır? Metinleri nedir, Sayın Erbakan’a mektup yazılması için talimat verilmiş midir?

2) Türkiye’nin İslâm Birliği’ne girmesi hususunda Sayın Erbakan Suudi Arabistan tarafından söylenen ‘hukukî zorluk bulunmadığı’ fikrine katıldığını beyan etmiş ve böyle bir katılmaya taraftar olduğunu bildirmiştir. Bu, Türk hükümetinin de mi görüşüdür ve böyle bir karar alınmış mıdır?

3) Eğer alınmamışsa resmî temas için gittiği bir yabancı ülkede, önemli görüşmeleri tek başına yürüttüğü bildirilen Sayın Başbakan Yardımcısı’nın böyle bir beyanda bulunması karşısında ne düşünülmektedir?

4) Sayın Erbakan, yurda dönerken uçakta verdiği bir demeçte, birtakım proje ve anlaşmalardan bahsetmekte, bunların hiçbirisi hakkında bilgi vermemektedir. Bu projeler nelerdir?

Peki, Devlet Bakanı, Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Necmettin Erbakan, bu milletvekilinin sorularına hangi cevapları verdi? TBMM tutanaklarından aynen aktarıyorum:

“Devlet Bakanı, Başbakan Yardımcısı Başkanlığı’nda Suudi Arabistan’a giden Türk heyetinin gezilerine ilişkin yazılı soru önergesinin cevabıdır; “Suudi Arabistan’ın vâki daveti üzerine bendeniz Devlet Bakanı İsmail Hakkı Birler, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Abdülkerim Doğru, Ticaret Bakanı Fehim Adak ve teknik bir heyetle Suudi Arabistan’a hükümetimizi temsilen gitmiş, gerekli temasları sonucu Türkiye ile Suudi Arabistan arasında üç anlaşma yaparak dönmüş bulunuyoruz. Daha sonra Bakanlar Kurulumuzca da onaylanan bu üç anlaşma Resmî Gazete’de yayınlanmıştır. (Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Devlet Bakanı, Başbakan Yardımcısı)

İyi de ben şimdi bu soru önergesini ve Erbakan Hoca’nın cevabını neden gündeme getirdim? Şunun için;

Erbakan Hoca, İslam Birliği hedefini o kadar özümsemiş, İslam Birliği hedefine o kadar kilitlenmişti ki; etraftan, çevreden, şuradan-buradan gelen seslere, vızıltılara zerre miktar aldırış etmeden, bu parazitleri hiç duymadan yoluna devam ediyordu. Bu, tüm zamanlara örnek olması gereken bir duruştu. D-8 ise bu yürüyüşün son altın halkasıydı… Rahmet olsun…

ÖZEL OKUL ÜCRETLERİ ARTIŞI ADİL Mİ?

Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer dedi ki, “Özel okul ücretlerini, Millî Eğitim Bakanlığı olarak bu sene TÜFE’yi baz alacak şekilde yeniden belirleme kararı aldık. Velilerimizin desteklenmesi ve enflasyonun düşük olmasından dolayı yüzde 65 olarak belirlenmesi kararını aldık. Karar yarından itibaren uygulamaya konacak.”

Bakanlık iyi ki ENAG’ın belirlediği enflasyon artış oranını baz almadı(!) 

Kaldı ki, özel okul temsilcilerinin tamamı, bu fiyatın yetersiz olduğuyla ilgili kanaatlerini ifade etmişler! Pes yani!

Emekliye yüzde 30 zam ama özel okul ücretlerine yüzde 65 zam!

Memura yüzde 30 zam ama özel okul ücretlerine yüzde 65 zam!

Millî Eğitim Bakanlığı, özel okul ücretleriyle ilgili toplantıya özel okul temsilcilerini yani patronları davet ediyor ama asıl, parayı verecek olan veliler ne diyor acaba? 

Şu kadarını söyleyeyim; öğrenci velileri oldukça öfkeli bu artış oranına! Özellikle yemek, kitap, kıyafet, servis ve genel giderlere %200’ler oranında zamlara öfkeliler! “Almadığımız hizmetlere bile para ödedik” diyorlar.

Özel okul ücretlerine yüzde 65 zam, büyük bir zam! Kimin gelirinde yüzde 65’lik bir artış var?

Bu artış oranını Millî Eğitim Bakanlığı’nın bir kez daha değerlendirmesinde yarar var…

ALMANYA’DAN MEKTUP VAR!

Almanya Freising/München’den yazan Şaban Turhal, bakın gurbetçilerin hangi sorunlarına parmak basıyor? Okuyalım:

“ Altılı Masa’yadır bu çağrım! Herkese var da biz gurbetçilere yok mu? Ne demek istiyorum; yıllarca Avrupa’da çalıştık, yememizden, içmemizden kısarak artırdığımız birikimlerimizi ülkemiz kalkınsın diye Türkiye’de yatırım yaptık. Ama hâlâ biz gurbetçiler, görmezden geliniyor, bu da bizleri isyan ettiriyor. Ki ben de diyorum ki; iyi uykular değeri bilinmeyen değerli gurbetçiler!”

“Hakkını aramaktan vazgeçmeyenler, pes etmeyenler güçlü lobi çalışması yürütenler daima kazanırlar. Gurbetçi sorunlarının, seçimler de fırsat bilinerek, gurbetçilerimizle birlikte Avrupa’daki sivil toplum örgütlerinin, Avrupa’da Türkçe yayın yapan görsel ve yazılı medya kuruluşlarının yüksek sesle dile getirmesinin ve siyasilerin dikkatini çekecek şekilde gündemde tutmasının sorunların çözümünde etkili olacağından eminim.”

“Bilhassa bu Emeklilikte Yaşa Takılanlar ( EYT) konusu örnektir. Vatandaşlar çok örgütlü ve sistematik bir biçimde çalışarak, hükümeti de baskı altına alarak muhteşem bir sonuca imza attılar.”

“Altılı Masa’dan ricam; bir an önce, ‘Yurt Dışı Türkler Bakanlığı’ ve ‘Yurt Dışı Seçim Çevresi’ konusunu gündem yapıverseler!”

“Yurtdışında yaşayan Türklerin sorunları ve çözüm önerileri adı altında, ‘Yurtdışı Türkler Komisyonu’ kurulmasını talep ediyoruz. İktidarın, biz yurtdışında yaşayan Türkleri gündemine almasını istiyoruz.”

“Doğru olan neyse bizler onu dile getiririz. Yurt dışında yaşayan vatandaşların sorunları çığ gibi. Tabii bir de başka bir garabet sahibiyiz biz gurbetçiler; 3201 sayılı yasaya istinaden yurtdışından borçlanarak emekli olan kişilerden herhangi bir işyerinde iş akdi ile çalışmama şartı aranıyor olması! Avrupa’da yaşayan Türklere bu manada da büyük haksızlık yapılıyor. Bu durum, eşitlik ilkesine de aykırı! Çünkü Türkiye’de çalışmış bir vatandaşımız emekli olmuş ve Almanya’ya evlilik akdi ile geldiği zaman, hiç aylığı kesilmeden Almanya’da çalışabiliyor, bir tek yurt dışı borçlanma yapan emekliler çalışamıyor.”

“Bu konuyu Altılı Masa gündem yaparsa, hükümet de bizlerin bu konudaki hakkını verir diye düşünüyorum. Teşekkürler.”

Almanya Freising/München’den yazan Şaban Turhal bunları söylüyor. İktidarın ve Altılı Masa’nın dikkatlerine sunuyorum…