Türkiye’nin çeşitli sebeplerle ilişkileri zayıflamış ülkelerle başlattığı normalleşme çabaları genellikle memnuniyetle karşılanırken, Suriye ile başlatılmış olan normalleşme girişimleri başta ABD’yi rahatsız etmiş görünüyor. Elbette bu girişimden rahatsız olan sadece ABD değil, bunun yanında bölgede ABD’nin kara gücü gibi hareket eden, bölge ülkelerinin değil, ABD’nin çıkarlarını korumayı önceleyen PKK terör örgütü de Türkiye’nin Suriye ile normalleşme çabalarından rahatsız.
Türkiye’nin bu dış politikası farklı açılardan bakılarak farklı yorumlanabilir. Ancak, 10 yılı aşkın bir süreden beri Suriye’de devam etmekte olan iç çatışmalar, terör örgütlerinin Irak ile özellikle de Suriye’yi üs olarak kullanıyor olması ister istemez can ve mal kayıplarına yol açıyor. Bunun da ötesinde ABD bölgemizde terör örgütlerini kara gücü olarak kullanmak suretiyle hâkimiyetini sürdürmeye çalışıyor. Bunun içindir ki, 11 yıl önce belli bir plan dâhilinde bölgede başlatılmış ve uygulamaya konulmuş olan Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) hayata tam olarak geçebilmesi için bölge ülkelerinin küçük parçalara bölünmesi öngörülüyor. Bu hedef söz konusu projenin ilan edildiği yıllarda açıklandı ve oluşturulacak yeni devletlerin hangi ülkelerden ve kaç tane çıkacağının da haritası yayınlandı. Bu arada Büyük Ortadoğu Projesi’nin Eşbaşkanı olarak da Erdoğan ilan edildi. Bu noktada söz konusu projenin aslında Büyük İsrail Projesi olduğu da kimsenin meçhulü değildir. Bu sebeple bölgemiz kısa sürede terör örgütlerinin at koşturduğu bir alan haline getirildi. Arka arkaya belli örgütlerden çıkmış, değişik adlar altındaki terör örgütleri eylemlere başladılar ve bunun hemen ardından ABD’de güya bölgeyi terör örgütlerinden temizlemek bahanesiyle bölgeye daha da yerleşmeye başladı.
Bu arada ABD ve müttefiklerinin terör örgütlerine neler vaat ettikleri ayrı bir konu. Ancak, bazılarına özerk bölgeler vermek bu vaatlerin başında geliyor. Önemli olan söz konusu terör örgütleri ABD’nin kontrolünden çıkmasınlar. Bir bakıma karşılıklı çıkar ilişkisi kuruldu. Bu bakımdan ilk önce medyaya Suriye ile normalleşme çabalarından ABD’nin rahatsız olduğu haberinin yansımasının yadırganacak bir yanı yoktu. Sadece terör örgütünden bir ses çıkmıyordu o ses de dolaylı yollardan gelmeye başladı ve habere Suriye ile normalleşmeden ABD ve PKK’nın rahatsız olduğu eklendi. Bu arada sanıyorum bu normalleşmeyi Rusya’da memnuniyetle karşılıyor olamaz. Çünkü onların da Suriye’de yıllardan beri var olan üslerine geçen 11 yıllık çatışma süreci içinde üslerine yenilerini ekledi, var olan üslere yeni güçler getirdi.
Sözü uzatmaya gerek yok. PKK ve YPG bölgemizde özerk bölge elde etmenin peşinde ve bunları söz konusu hayale sevk edenlerin başında da ABD geliyor. Aslında bu konuya çeşitli kereler bu köşede temas ettik. Hatta bölgeden ABD’nin eli uzaklaştırılmadan bölgemize huzur gelmeyeceğini hatırlattık. Ne var ki, yıllar önce Suriye yönetimi ile sarmaş dolaş olanlar galiba ABD’nin dolduruşuna gelerek karşılıklı suçlamalara başladılar ve ipler tamamen koptu. Bu ise ABD’nin işini kolaylaştırdı. Bir bakıma ABD terör örgütlerine alan açtı, onlara destek verdi, bugünlere gelindi. Bu günler önceden görülebilmiş olsaydı sanıyorum bölgemiz yıllardan beri kan gölü olmazdı. Buna rağmen yanlışın neresinden dönülürse kârdır diyerek normalleşme adımlarının sürdürülmesi gerekiyor ama ABD’nin bu girişimleri bozmak için elinden geleni yapacağını unutmamak gerekiyor. Bunun için ABD’nin varlığını sürdürmek konusunda kararlılığını görmek yeterli olacaktır. Sonuç olarak diyebiliriz ki, ABD ya da bir başka emperyalist ülkenin ne dediğine bakılmadan normalleşme çabalarının sürdürülmesinde yarar var. Ayrıca İsrail ile normalleşmemizi alkışlayanların Suriye ile normalleşmeye karşı çıkışlarının da doğru değerlendirilmesi için gerçeği görmek yetecektir.