Üç kıtanın ortasındayız.

Üç yanımız denizlerle çevrili.

Üç kıtaya hem karadan hem de denizden geçen yol kavşağındayız.

İstanbul’dan dört yöne uçakla dört saat uçtuğumuz takdirde dünyanın yarıdan fazlasına ulaşabiliriz.

Petrol ve doğal gaz yataklarına çok yakınız.

Çok genç nüfusa sahibiz.

İklim açısından dört mevsimin tadını çıkaracak bir bölgedeyiz.

Yer üstü ve yer altı kaynaklara sahibiz.

Güçlü bir orduya, büyük bir mirasa sahibiz.

Coğrafi, siyasi, sosyal, ekonomik, stratejik ve askeri bütün imkânlara sahip olduğumuz halde hâlâ hasımla hısımı ayırt edemiyoruz.

Hısım kabul ettiklerimizle, hasım kabul ettiklerimizin bizim üzerimizdeki emelleri üzerine kafa yoruyoruz.

Emeli olmayanın elindeki bütün imkânları emerler.

Arafat’ta yapacağımız dualara bile karışırlar.

Ot bitmeyen, her tarafı çöllerle çevrili Mekke vadisinde peygamber olarak görevlendirilen Efendimiz ve bedevi iken medeni yaptığı o değerli ashabı, yarım asır içinde bir taraftan Endülüs’e/İspanya’ya, öbür taraftan Buhara’ya İslam medeniyetini taşıdılar.

Coğrafyanın insan üzerindeki etkisi inkâr edilmez ama Allah (c.c.) yeryüzünü insan için yarattığını haber verir. (Bakara Süresi ayet 2/29) Önemli olan insandır.

Tur dağına Musa (a.s.) çıkarsa her taraf nur görünür.

Aynı dağa İsrail cumhurbaşkanı çıksa Filistinlilerin içilecek kanını görür.

Zeytin ve incir dalları arasında İsa (a.s.)’ın elleri ve nefesleri, ölüleri diriltip hastaları iyileştirirken, Ortodoks eller ve nefeslerle, Ruslar, Çeçenlerin, Kafkas Müslümanlarının, Hıristiyan Ukraynalıların dirilerini öldürüyorlar, eceli gelmeyenleri sakat bırakıyorlar.

Katolik Amerikalılar, Sudan, Afganistan, Irak, Filistin, Lübnan, İran’da Müslüman öldürüyor.

Müslümanlara ambargo uygulayarak, çocukları mamasız, memesiz, ilaçsız bırakıp acı çektirerek öldürmeye veya sakat bırakmaya çalışıyorlar.

Çölün vahşi tabiat şartlarında büyüyen Rahmet Peygamberi 23 senede Türkiye’nin iki buçuk katı toprağı fethediyor. İki taraftan harp meydanlarında ölenlerin sayısı 240’ı geçmiyor. (Bak: Prof. Muhammet Hamidullah. Hz. Muhammet’in Savaşları)

Aşiretten devlet çıkaran Osman Bey’i yetiştiren Söğüt, şimdi bira otu yetiştiriyor.

Hz. Ali’nin Zülfikâr’ı Topkapı’da bağlı duruyor.

Musa (a.s.)’ın asası değnek gibi duruyor.

Arabistan çölünün altı petrol fışkırdı.

Araplar dolarla boğuldu.

Demek ki çölü değerlendiren Efendimiz’dir.

Asa Musa (a.s.)’ın elinde mucizeler,

Zülfikâr, Hz. Ali’nin elinde kerametler gösteriyor.

Biz, bu saydığım bütün imkânlarla, içinde hazine saklayan harabati gibiyiz.

Esfel-i safiline yuvarlanmışız.

Eski kıvamımıza kavuşmamız için önce iman tazeleyeceğiz.

Yalnız ve yalnız İslam’ın hükmüne boyun eğeceğiz.

Onun dışında hiçbir kuvvetin önünde boyun eğmeyeceğiz.

İslam’ın ahkamına aykırı hiçbir kriteri, İslam’ın önüne geçirmeyeceğiz.

İşimizi, aşımızı, kültürümüzü, siyasetimizi, şahsiyetimizi, ticaretimizi, sanatımızı, imanımız doğrultusunda düzeltirsek o zaman bizim emelimiz ortaya çıkar ki O da yeryüzü coğrafyasının insanlık ailesine mescid olarak düzenlenmesidir.