Siz, en çok neye üzülürsünüz?

Herkesin üzüntü kaynağı parmak çizgileri kadar ayrı ayrıdır.

Hepsini toplarsak en çok üzüldüğümüz şey, en çok önem verdiğimiz, sevdiğimiz, kaybetmekten korktuğumuzdur.

Bu da her kişiye göre değişir.

Anne, baba, sevgili, makam, rütbe, para, gibi sevdiğinden ayrı düşmek onu etkiler.

Rahman ve Rahim olan Rabbimiz, Rahmet elçisi onlara gönderdiği Muhammed aleyhisselamınen çok üzüldüğü bir tek şeye dikkatimizi çekiyor:

فَلَعَلَّكَ بَاخِعٌ نَفْسَكَ عَلَى آَثَارِهِمْ إِنْ لَمْ يُؤْمِنُوا بِهَذَا الْحَدِيثِ أَسَفًا

“Bu söze (Kelime-i Tevhide) inanmazlarsa sen onların arkasından üzülerek neredeyse kendini helâk edeceksin.”

(Kehf süresi ayet 18/6)

لَعَلَّكَ بَاخِعٌ نَفْسَكَ أَلَّا يَكُونُوا مُؤْمِنِينَ

(Kâfirler) iman etmiyorlar diye, neredeyse kendini helâk edeceksin.” (Şuara süresi ayet 26/3)

07 Temmuz 2026 da Ankara’da 32 NATO ülkesinin devlet Başkanları bir araya geldiler.

Hiçbir parti, dernek, vakıf, kulüplerden birinin bu gelenler İslamı tebliğ edecek bir ortam hazırlayıp tebliğde bulunmak aklından geçti mi bilmiyorum.

Biz Müslümanlar, bütün insanları yaratan Rabbimizin ayetlerini bütün insanlara tebliğle görevliyiz.

Allah Rasülünün elçisi, Muhammed aleyhisselam, Mekke ve Medine merkezli tebliği tamamladığı yıllarda Sasanileri, Romalıların, Mısırlıların ve diğer devlet yöneticilerinin birçoğuna mektup yazarak İslam’a girmelerini isterken onların ahirette sonsuz senelerde yanmamaları için gönüllerini İslam imanıyla süsleyeme davet ediyordu.

Yazar-çizer bir arkadaşım, 1400 yıldır olmayan “Ilımlı İslam”’ın teşvik edildiği, batı kriterlerini onaylayacak bir Tefsir’in de yazılıp yayınlandığı, bu günkü Yahudi ve Hıristiyanların da cennete gireceği ve Müslüman olma zorunluluğunun olmadığını yazdığı günlerde bana, “Bundan sonra “Kâfire” kâfir demeyelim” dedi.

Bu kâfire acımayanların, kafir olarak gebersin cehennemde yansın diyenlerin isteğidir.

Gerçek Müslüman, malını ve canını, cehenneme giden yolun üstüne set yapıp, zalimlerin zulmeden kolunu kırıp, bir düğmeye basmakla bir şehri yok edecek zalim adamı ikna edemezse, düğmeye basacak güç bırakmayan ve insanları cennete götürecek Sırat-ı Müstekıyme davet edendir.

Ben de ona, Sabah namazının sünnetini kılarken, sevgili peygamberimiz çoğunlukla birinci rekatta, “Kafirun/Kul ya eyyüyelkafirun” süresini, ikinci rekatta “İhlas/Kul hü” süresini okurmuş, ben de buna dikkat ediyorum; yarın sabah ben ne yapayım? Deyince “Vazgeçtim” deyiverdi.

Bu iki süreyi Kurra-i Kiramdan dinlerseniz, “Yaaaa/Eeeey” derken dört elif miktarı “Ya’yı” uzattıktan sonra “Kafirleeeer”” derken de dört elif miktarı uzatırlar.

Yani, dünyadaki bütün kafirlere, “Eeeey kafirleeeer” derken, annenin üç yaşındaki çocuğunun koşarak uçuruma doğru, veya yere düşen elektrik kablosuna veya ateş çukuruna doğru koşarken yetişemeyeceğini anlayan annenin yavrusuna, “Yavruuuuuuum duuuuuur koşmaaaaa” diye bağırması gibidir.

Sevgili peygamberimiz, ev ev, insanlarla birebir invey toplu halde, Arafat dağında, Akabe deresinde, Veda tepesinde, Ekram’ın evinde, Rıdvan ağacının altında, Mescitte, her yerde her zaman tebliğine devam ederken, Rahmet peygamberi olarak insanların yüreklerine rahmet damlaları saçıyordu.

“Kâfir” deyince hemen aklınıza Netanyahu veya Trump gelmesin.

En yakınınızda olan ve ben “Deistim, ateistim, ben Allah’ın hükmüne değil, filanın veya filanların kanunlarına boyun eğerim” diyenlere kaybolmuş gözüyle bakınız ve kaybolan çocuk, yaşlı, delileri… arayanların bütün gayretlerini toplayarak o imanını kaybeden insana yardımcı olalım

Bir de böyle deneyelim.