Hapisteki terör örgütü liderinin çözüm (!) önerileri
arasında yer alan akil insanlar heyetleri teşekkül ettirildi ve yurdun dört bir
yanına salındı. Siyasi iktidara zerre miskal ters düşmemeye çalışan medyanın
binbir türlü yağlamaları ve ittirmeleriyle sanki çok büyük bir muvaffakiyet
sağlıyorlarmış havaları verilmeye çalışılıyor.
Aradan geçen zamana rağmen akiller zevatının gerçek
amaçlarının ne olduğu da belli değil, çarşı pazar gezip çay içme ve ayaküstü
sohbet etme dışındaki yöntemleri de. Hükümetin sorumluluğu kendi üzerinden
biraz olsun atıp dikkatleri bu zevata çevirme girişiminden başka bir şey yok
gibi görünüyor.
Bir bakıma akillere acımamak da elde değil. Bırakın
toplumu ikna etmeyi, gittikleri birçok yerde resmen paçayı zor kurtaran
akiller, neyi savunacaklarından da haberdar değiller. Kendilerine tevdi edilen
kutsal (!) görevin ne olduğunu kendileri de bilmiyor ve bu sebepten de
kafanıza göre takılın talimatıyla hareket ediyorlar. Barış güvercinliğine
kendilerini kaptırdıkları ve bu meseleyi kendilerinin çözeceğini sandıkları
için de bu işten vazgeçemiyorlar. Ancak toplumun endişe ve eleştirilerine aklı
başında bir cevap veya adamakıllı bir argüman da sunamıyorlar. Çok
yıpranıyorlar yani.
Bu arada, söz konusu zevatın icraatları ve söyledikleri,
iktidarla ters düşmemeye çalışan medya tarafından abartılmaya çalışılsa da,
akillere karşı birçok tepki yine de aradan sızıyor. Neredeyse her gittikleri
yerde vatandaşların tepkileriyle karşılaşıyorlar, apar topar bulundukları
yerleri terk etmek durumunda kalıyorlar. Zaten anlatacakları pek de bir şey
olmadığından yarıda kalan veya erken bitirilen toplantılar akiller zevatının
neredeyse karakteristiğine döndü bile.
Gösterilen tepkiler mümkün mertebe haber bile yapılmıyor.
Ancak arada sırada, tek tük haber olursa diye de önlemini alıyor siyaset ve aba
altından sopayı göstererek haberleştirmeyin talimatını veriyor açıkça. Sebep
Barış (!) süreci zarar görürmüş! Olan biteni açıkça anlatmak yerine garip bir
zevata havale edilmesini geçtik, olan bitene dair konuşulanları da
sansürleyerek, kimselere duyurmayarak bir şeyler halledilecek demek ki.
Doğu Anadolu Akil Adamlar Grubu nda yer alan Can Paker,
Öcalan ın özgürlüğünü istiyorsunuz. Benim şahsi fikrim, tabii ki özgür olma
konusudur. Keşke bu olsa. Keşke böyle bir barış sürecini başlatan kişi, özgür
bir ortamda bunu devam ettirebilse. Ama siyaset böyle bir şey değil
biliyorsunuz. Bu konuda da sabırlı olmanızı bir kardeşiniz olarak tavsiye
ediyorum diyor mesela. Herhalde böylesi ifadeler çok fazla duyulmasın
isteniyor.
Yukarıdaki ifadelerde geçen barış sürecini başlatan
kişi sözü de ilginç. Toplum demek ki hapisteki şahsın özgür olması durumuna
da alıştırılmak isteniyor. Elbette ki bunun için bir zamana ihtiyaç var ve
öncelikli hedef çatlak seslerin akiller eliyle iknası gibi gözüküyor.
Yani aslına bakılırsa, halkın milli hassasiyetleri, vatanseverlik
hisleri tıraşlanmaya çalışılıyor bir bakıma. Halbuki vatan sevgisinin imandan
olduğu, bu toprakların insanların vatanseverliğinin imani bir yönünün de olduğu
hiçe sayılıyor nedense. Bu topraklara dair kutsalları savunmaya girişenler
ırkçılık gibi saçma sapan bir tanımlamaya maruz bırakılıyor. Kimler tarafından
Hiçbir milli hassasiyeti olmayan, liberal çakması veya özentisi, küreselci
zihniyetteki kimseler tarafından.
Bu bakış açısı doğruysa, o zaman Anadolu daki bağımsızlık
mücadelesi için canını verenler de hükümsüz olacak bir anda. Kalede Fransız
bayrağı asılıyken Cuma namazı kılınmaz diyen Rıdvan Hoca da, sokak ortasında
kadınların namusuna saldıran Ermeni eşkıyalara göz yummayan Sütçü İmam da bir
anda boşa çıkacak. Vatanlarını imani bir aşkla ve bir namus meselesi tavrıyla
sahiplenen binlerce insan, bir hiç uğruna yitip gitmiş olacak o zaman. Anadolu
emperyalistlerce işgal edildiğinde ses etmeyen, bilakis bu bir işgal değil,
direnmeyin diyenleri o zaman onurlandırmamız gerekecek. Bugüne uyarlanmış hali
de, akiller zevatının omuzlarda taşınıp her söylediklerine kafa sallanması
olacak haliyle.
Velhasıl-ı kelam, ortada ne pişman ve teslim olmuş
bir örgüt var, ne de bunun bir emaresi. Sadece mücadelelerinin silahtan
siyasete döneceğinin sinyalini veren bir örgüt ve barış (!) sürecini
hayranlıkla izleyen ABD-İsrail ittifakı var. Bir de deli danalar gibi oradan
oraya koşturan, ancak ne için koşturduğunu kendileri de bilmeyen akiller var.
İmani bir vatanseverlik ise şimdilerde görünmüyor ortalarda.