Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan, partisinin il başkanlarına karşı yaptığı konuşmada, “Hata yapmak değil yanlışta ısrar etmek kaybettirir” diyor!
Bu konuşma 31 Mart hezimetinden önce yapılmış olsa farklı bir anlam içerirdi ama sonrasında yapıldığı için çok daha farklı bir anlam taşıyor.
31 Mart hezimetinden önce olsa “çok yerinde ve haklı bir uyarı” olarak kabul edeceğimiz bu sözleri şimdi hiç beklemedikleri bir sonuçla karşılaşanların nefs muhasebesi olarak görmek mümkün.
Tamam, “hata yapmak değil yanlışta ısrar etmek kaybettirir” ama yapılan hataların bir bedeli olmamalı mıdır?
Hata yapan, yaptığı hatanın farkına vardığı için hep iş başında mı kalmalıdır?
Yapılan hataların bir bedelinin olmaması, en azından yapılan yanlışta ısrar etmek kadar sakıncalı olmaz mı?
Yıllardır iktidar koltuklarında oturmanın verdiği bir rehavetle birtakım hatalara imza atılmışsa bunun mutlaka bir karşılığı olmalı ve hata yapan, bu bedeli ödemelidir.
Hata yapanın ödeyeceği bedel, elbette üzerinde hata yaptığı koltuğu bir başkasına devretmek olsa gerektir.
Yoksa hata yapmak süreklilik arz etmeye başlar.
Yanlışta ısrar etmekten bir farkı kalmaz!
“Ben hatamı fark ettim ve yanlışta ısrar etmeyeceğim” denilerek oturulan koltuklardan kalkılmazsa yeni yanlışların yapılması kaçınılmaz bir hal alır!
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın partisinin il başkanlarına yaptığı bu uyarının önemsenmesi gerek diye düşünüyoruz.
Ve başta il başkanları olmak üzere iktidarın partisi AKP’nin her kademesindeki görevlilerin bu uyarıdan nasiplenmesini diliyoruz.
Hataları terk etmeliler.
Yanlışta ısrarcı olmamalılar.
Ve yaptıkları hataların bedellerini oturdukları koltukları terk ederek mutlaka ödemelidirler.
Yani hatalar, karşılıksız kalmamalıdır.
Bir iki hata görmezden gelinebilir ama yaklaşık çeyrek asırdır devam eden hataların böyle hoşgörü ile karşılanması düşünülemez.
Zira hatalar karşılıksız kalırsa alışkanlık haline gelebilir.
Böyle bir durum da telafisi imkânsız sonuçlar doğurur!
Hem hata yapmaktan özenle uzak durulmalı hem de yanlışta ısrar terk edilmelidir.
Yani bu sözler herkesin kulağına küpe olmalıdır.
Ve atılacak her adımda hatırlanmalıdır.