Ahmed Yüksel Özemre, geçmişte yaptığı açıklamalarda gerçek bir mürşidin hangi özelliklere sahip olması gerektiği üzerinde durmuştu. Özemre, kamil bir mürşidin insanları kendisine çağırmak yerine, karşısındaki kişinin kabiliyetini ve manevi kapasitesini gözlemlemesi gerektiğini dile getirmişti.
Özemre’ye göre kamil bir mürşidin en önemli özelliklerinden biri, karşısındaki insanın durumunu gözetmesiydi.
“Kamil bir mürşit kimseyi davet etmez” diyen Özemre, bir kişinin mürşide gelmesinin ardından da hemen müritliğe kabul edilmeyeceğini belirtmişti.
Özemre, mürşidin kişinin “yeteneğini ve kabını” görmeden, ileride hem dünya hem de ahiret hayatını zorlaştırabilecek ağır sorumluluklar yüklememesi gerektiğini ifade etmişti.
Bu durumu zikir üzerinden örnekleyen Özemre, kişinin kapasitesinin çok üzerinde bir zikre zorlanmasının doğru olmadığını söylemişti.
“80 BİN KELİME-İ TEVHİD ÇEKİLMEZ”
Özemre, müride bir anda çok ağır zikir yüklenmesini eleştirirken “80.000 kelime-i tevhid çekilmez” ifadelerini kullanmıştı.
Kişinin kapasitesinin dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Özemre, zikrin de zaman içerisinde artırılması gerektiğini anlatmıştı.
Özemre, “Herkesin nabzına göre” hareket edilmesi gerektiğini belirterek, zikrin kişinin manevi kapasitesine uygun şekilde belirlenmesinin önemine dikkat çekmişti.
Kamil mürşidin, müridin durumunu gözlemleyerek zikri aşama aşama artıracağını söyleyen Özemre, esas meselenin kişinin ulaşabileceği “optimal zikri” bulmak olduğunu ifade etmişti.
KERAMETİYLE ÖVÜNEN MÜRŞİDE DİKKAT
Özemre’nin yıllar önce dikkat çektiği konulardan biri de keramet meselesiydi.
“Kamil bir mürşit ve kamil bir mürşidin müridanı hiçbir zaman efendisine ve kendisine keramet ve mucizat izafe etmez” diyen Özemre, gerçek kamillerin keramet iddiasından uzak durduğunu belirtmişti.
Kişinin kendi iradesi dışında bir keramet zuhur etmesi halinde dahi bundan dolayı tövbe ve istiğfar etmesi gerektiğini dile getiren Özemre, keramet üzerinden bir “dava sahibi” olmanın kamil insanların anlayışıyla bağdaşmayacağını ifade etmişti.
Özemre, “Kamiller mucizat ve kerametten kaçınırlar” sözleriyle bu konudaki yaklaşımını ortaya koymuştu.
MÜRİDİN MAAŞINA VE MALINA GÖZ DİKMEZ
Özemre, gerçek mürşidin maddi beklentiler üzerinden müridi kendisine bağlamaması gerektiğine de dikkat çekmişti.
Kamil mürşidin geçimini kendi elinin emeği veya maaşıyla sağladığını belirten Özemre, müridin kazancından düzenli olarak pay talep edilmesini eleştirmişti.
Özemre, müride “Sen ne kadar alıyorsun, bunun şu kadarını her ay bize getireceksin” şeklinde bir yaklaşımın kamil mürşit anlayışıyla bağdaşmayacağını ifade etmişti.
Aynı şekilde müridin üzerindeki altın, bilezik veya benzeri ziynet eşyalarının da talep edilmemesi gerektiğini söylemişti.
“KENDİSİNİ İLAHLAŞTIRMAZ, AYAKLARINI ÖPTÜRMEZ”
Ahmed Yüksel Özemre, kamil mürşidin kendisini diğer insanlardan üstün göstermeye çalışmayacağını da vurgulamıştı.
“Kamil mürşit kendisini tehdit ettirmez, ilahlaştırmaz” diyen Özemre, mürşidin ayaklarının öpülmesine veya kendisine özel ayrıcalıklar tanınmasına izin vermeyeceğini söylemişti.
Mürşidin kendisini halktan farklı ve ulaşılmaz bir konuma yerleştirmemesi gerektiğini belirten Özemre, bu noktada Hz. Peygamber’in ahlakına işaret etmişti.
KIYAFETİ VE TAVRIYLA DA AYRICALIK İDDİASINDA BULUNMAZ
Özemre’ye göre kamil mürşit, insanlardan ayrıldığını göstermek için özel bir tavır, biçim veya kıyafet ortaya koymamalıydı.
“Kamil bir mürşit kendisini halktan ayrı tutmaz” diyen Özemre, mürşidin Hz. Peygamber’in ahlakıyla ahlaklanması gerektiğini ifade etmişti.
Özemre, mürşidin kendisine veya ihvanına söz getirecek davranışlardan da uzak durması gerektiğini belirterek, gerçek mürşidin makamını, kıyafetini veya çevresini kullanarak kendisine farklı bir statü oluşturmaması gerektiğini dile getirmişti.
Ahmed Yüksel Özemre’nin yıllar önce yaptığı bu değerlendirmeler; mürşidin müridine yaklaşımından maddi beklentilerine, keramet anlayışından günlük tavırlarına kadar dikkat edilmesi gereken ölçülere işaret ediyor.





