Evlatlarım...

Önce Kur’an ve sünneti,

Sonra yakın adres, Necmettin Erbakan Hocamı anlamaya çalışın.

O da hatalı bir kuldur. Helvalaştırmayasınız mevzuyu...

Tarih boyunca Allah için var olan herkese ve her şeye saygı duyar Erbakan Hocamız zaten... İpin ucudur... O anlamda...

Tek bir dünya vardır canlarım...

Kurtarılması gereken tek bir dünya...

Rengi mavi değildir.

Mavi olan kurtarılamamak için yaratılmıştır. Hatları karıştırıp ziyan etmeyesiniz ömrü... Milyonlarcası gibi... Milyonlarca sonuç odaklı tavizkâr ahmak gibi... Kurtarılamamak üzere yaratılanı kurtarmaya çalışırken yolu mundar etmeyesiniz...

Evlat!

Kurtarılması gereken tek dünya senin...

Kurtarılması gereken tek dünya sensin...

Senin kalbindir yegâne varoluş sırrı...

Bir rüya gibi düşün... Gördüğün, duyduğun her şey sadece senin için var ve sadece senin imtihanının bir parçası...

Senarist sensin!

Yazmak ile mükellef olduğun sadece senin kaderin...

An'ı geri getiremezsin.

Sensiz de doğar güneş...

Sen yokken de açar mor menekşeler... Mis kokulu sümbüller...

Sen varken de mazlumlar ölür. Sen yokken de doğar kahramanlar...

Haydi diyelim mahalleyi değiştirdin...

Mahallenin çehresini değiştirecek olan yine senin değiştirebildiklerin... Yine mevzu sensin...

Dert etme sayılı nefesi... Hele onu ayarlayan sen hiç değilsin...

Hiçsin aslında... İş ki manayı kavramak da... Onun varlığında yok olmaktır hiç olmak...

Ey bre gafilin oğlu...

Mevzu sensin dedik diye kendini bir halt sanma!

Seni yaratana yaranmak için kurguladığımız felsefeyi... Kendi ilahlığına yorma...

Unutma hiçbir zaman... Her an ölebilirsin...

Geriye iki şey kalır...

Bir cansız cesedin... Bir de amellerin...

Onlar desinler diye değil ama...

Allah razı olsun desinler ardından...

Birileri kalsın senin için el açan...

Eser bırakmalısın...

Ya bir çeşme... Ya bir bahçe... Ya bir evlat...

Ya da çeşmeler... Ya da bahçeler... Ya da evlatlar...

Değmeli yaşadığına...

Canlar! Canlarım!

Net olun... "Emrolunduğunuz gibi dosdoğru olun!"

Taviz verene selam vererek kendinizi tehlikeye atmayın...

Taviz verene hürmet ederek, tavizi meşrulaştırmayın...

Taviz verenleri adam yerine koyup da Muhammed Mursi'nin kemiklerini sızlatmayın!

Hak bilin, hak deyin, ölümü bile hak edin...

Nasıl yani ölüm de mi hak edilir? Hak edilir tabii...

Bir yaşlı develer gibi ölmek var, bir de Yahya Sinvar gibi...

Ölümü hak etmek için yaşayabilmek gerekir. Yaşayabilmek için yaşayabilmeyi bilmek gerekir. Yaşayabilmeyi bilmek için aslında yaşamadığını idrak etmek gerekir.

Kur’ansız... Namazsız... Ruhsuz... Cansız...

Sadece nefes alıp veren bir et parçası gibi...

Kimliksiz... Hedefsiz... Hayalsiz... Karaktersiz...

Rasulullah ile sohbet etmek babından heyecanla hadisleri kurcalamayana,

Şiir yazmayana ya da okumayana hiç olmazsa dinlemeyene yaşıyor denebilir mi?

Allah için bir insana iyilik yapmanın hazzını bilmeyenin, yaşadığı nasıl iddia edilebilir ki?

Mücahitlerim...

Allah'a teslim olmak kaydıyla...

Derin düşünün... Derin araştırın... Derin sorgulayın...

Yüzeysel yaşamayın... Zarafetli bir ruha sahip olun...

İslam'ın sizi nakış nakış işlemesine müsaade edin... Kırıp atın benlik putunu... Yerle yeksan edin muamma çağını...

Rabbin ipine sarılın...

Yolunuz yordamınız cihad olsun...

Yaşamak için bin takla atanların aksine, nihai arzunuz ölmek olsun... Allah için ölmek... Allah'ın arşına gömülmek...

Unutmayın ki şehadet arzulayanlar, Allah için yaşarlar...

Allah'a emanet olun canlar...