Gazze için daha sert okumalı, daha sert yazmalıyız. Gazze için daha sert çalışmalı daha sert konuşmalıyız. Gazze için tavizlerin Rabbinden uzaklaşmalı, hakikatin Rabbine koşmalıyız. Çünkü cennete giden yol Gazze’den geçiyor. Çünkü Cehenneme dönüşmüş durumda… Dünyanın geri kalanı… Bu yazımızda Siyonizm’in Müslümanları yumuşak lokma haline getirmesine yardımcı olan Modernist Müslümanlık anlayışını ve birebir bu zihniyeti yansıtan güncel güzide bir etkinliği gündeme taşıyacağız Allah’ın izniyle…
Modernist Müslümanlık Ne Demektir?
Modernizm, çağa ayak uydurmak demektir. Modernizm, çağa ayak uydurmaya çalışırken tüm kimlikleri yok saymak demektir. Modernizm, çağa ayak uydurmaya çalışırken, tüm kimliklere savaş açarken; tüm ideolojilerden, fikirlerden hatta düşünmek faaliyetinden sıyrılmak demektir. Düşünmemek demektir. Modern olan, yeni olan her şeyi, tefekküre tercih etmek demektir. Yani aslında Modernizm sadece İslam’ın değil; Hristiyanlığında, Yahudiliğinde düşmanıdır. Zannedilenin aksine kemalizmin de sosyalizmin de hümanizmin de düşmanıdır. Tüm ideolojilerin düşmanıdır. Tefekkürün düşmanıdır. İradenin düşmanıdır. Aklın düşmanıdır. Yani Modernizm düşmandır. Modernist Müslümanlık ise sözde Müslümanların, Allah’tan ziyade, modern olana tapması anlamına gelmektedir. İslam’ı bilmemesi, modern çağın getirileri ile yetinerek öğrenmemesi demektir. Bundan dolayıkişinin ekseriyetle İslam’ın değil de çağın kimlik özelliklerini taşıma haline Modernist Müslümanlık denir. Ya da Pembe Panjurlu Müslümanlık ya da Kalbi Makyajlı Müslümanlık ya da Sarı Cübbeli Demagogluk da diyebiliriz.
Meselenin Aslı Ortaya Kondu mu?
Allah kendisinden bin kere razı olsun. Erbakan hocamız, Siyonizm’in beyni olarak nitelendirdiği Rand Corporation araştırma geliştirme şirketinin yakın takipçisiydi. Düşmanın planını, düşmanın kendisinden önce kavrayabilecek ferasete sahipti. Yıllarca Rand şirketinin 2003 ile 2007 yılları arasında oluşturduğu “Ilıman Müslüman Ağları Kurmak” anlamına gelen raporu ve nicelerini sunumlarda, seminerlerde, mitinglerde bağıra bağıra anlattı. Peki Erbakan Hoca’nın sürekli gündem de tuttuğu bu raporlar da ne anlatılıyordu? Özet olarak o raporlarda Siyonistlere, Müslümanları yumuşak lokma haline getirip yönetmenin yolları gösteriliyor. Diyorlar ki Müslümanları üç kesimde ele alabilirsiniz. Radikaller, sekülerlerler ve modernistler… Onları radikaller üzerinden yönetemezsiniz. Çünkü bir gün doğru istikameti bulurlarsa ilk sizi vururlar. Günümüz radikal örgütlerini düşünebilirsiniz mesela…
Sekülerler üzerinden de yönetemezsiniz. Çünkü aşırı din düşmanıdırlar. Dindar kitleleri yönetemezler. Bu da Kemalistlere, sosyalistlere tekabül ediyor. Rapor diyor ki siz Müslüman toplumları modernist Müslümanlar üzerinden etkisiz hale getirebilirsiniz. Onlar ılımandırlar. Ayak uydururlar. Okumazlar. Araştırmazlar. Dinlerini çok yüzeysel yaşarlar. Cihat konuşmazlar. Bırak Şehadeti, ölmek istemezler. Allah için mücadeleyi boş iş görürler. Dünya üzerinde olan hiçbir hadise ile ilgilenmezler. Kendilerine sunulanı yerler. İçerler. İzlerler. Giyerler. Sormazlar. Sorgulamazlar. Hedonisttirler. Hazlarının peşinde koşarlar. Kimliklerini, aidiyetlerini, geleneklerini, göreneklerini vs tüm kırmızı çizgilerini menfaatleri doğrultusunda terk edebilirler. Hâsılı siz modernist ılıman Müslüman ağları kurarak Müslüman ülkeleri etkisiz hale getirebilirsiniz. İşte modernist Müslümanlık bu demektir. Erbakan hocamız yıllarca kürsülerden cihat diye haykırdı! İslam Birliğini idealize etti! Ayet- Hadis okudu! İslam tarihinden örnekler verdi! Namaz kaçırmadı! Fetih müjdeledi. Fetih hayal etti! Ne için? Kasketli Hüsnü modernizme kapılmasın diye… Hocamız 30 yıl uğraştı. Ama elin oğlu geldi. 3 günde modernizmi damarlarımızdan enjekte etti gitti.
AK Partili Belediyeden Örnek Bir Etkinlik!
Modernist Müslümanlığı bu denli tanımladıktan sonra örnek vermemek olmazdı. Yarın başlayacak olan güzide bir etkinliğimiz üzerinden modernist Müslümanlığa güzel bir örnek vermiş olacağız inşallah. Mardin’in Yeşilli ilçesinde düzenlenecek olan 17. Kiraz Festivali… İçerisinde yok yok. Vaaz var. Şarkı var. Sunucu dışarıdan özel getiriliyor. İlçe de bu sene olmayan kiraz, dışarıdan satın alarak festivali yapılıyor. Neler var neler… Başta asıl finansör konumunda bulunan Kültür Bakanlığımıza ve silsile şeklinde organizasyona dâhil edilen tüm kurumlarımıza en nihayetinde de Yeşilli Belediyemize bize böyle bir kolaylık sağladıkları için teşekkürü bir borç biliyoruz. Nasıl bir kolaylık? Biz oturup saatlerce plan yapsak, müfredat oluşturmaya çalışsak, yav biz bu AK Partili kardeşlerimizin; Siyonizm’e hizmet eden müfsit, modernist, tavizkar, ucube zihniyetlerini nasıl ortaya koyabiliriz diye… İnanın bu etkinlikten daha güzel bir şekilde anlatamazdık. Vallahi doğru söylüyorlar. Yaparsa yine Ak Parti yapar!
Bu arada şunu belirtmekte fayda var. Bu akıl tutulması sadece AK Partili Yeşilli Belediyesi’ne has bir özellik değil. Bu taklitçi zihniyetlerin tamamının uyguladığı bir ruh hastalığı… Bugün CHP’li bir belediye olan Adıyaman Belediyesi, sözde memleketleri yıkılan insanları motive etmek maksadıyla, nasıl Melek Mosso’yu konsere çağırabiliyorsa, ya da sözde Erbakan hocanın oğlunun partisi olan malum parti nasıl Davut Güloğlu’na konser verdirebiliyorsa, Yeşilli Belediyemiz de bu geleneği sürdürüyor. Erbakan Hoca’mız boşuna demiyordu. “AKP ile CHP’nin hiçbir farkı yoktur!” diye…
Yeşilli’de Ne Oluyor?
Konumuza gelecek olursak, Yeşilli Belediyemizin organize ettiği bu Kiraz Festivali, 13-14-15 Haziran tarihlerinde icra edilecek. Etkinlik içeriklerini sayıyorum. Festivalin 1.günü Nihat Hatipoğlu hocamız, 2.günü şarkıcı Niran Ünsal ablamız, 3.günü şarkıcı Kıraç abimiz konser verecekler… Konser verecekler derken, Niran hanım ile Kıraç beyi kastediyorum. Nihat hocamız vaaz verecekler Allah’ın izniyle. Bu kadar kapsamlı bir organizasyon çok da masraflı olsa gerek… Konukların ücretleri, tanıtım reklâm masrafları, ekiplerin-organizatörlerin yol masrafları, konaklama masrafları, alan kurulumunun masrafları, hediyeliklerin, kirazların masrafları vs derken… Epey bir masraf yapılmıştır muhtemelen… Feda olsun. Her şey Müslüman Yeşilli halkımız için en nihayetinde(!)
Gazze bu haldeyken şenlik yapmaktan utanmamalarına mı yanalım… Herkesin dünya savaşı senaryoları kurguladıkları bir ortamda, kiraz festivali düzenleyebilecek umursamazlıkta olduklarına mı yanalım… Dünyada, ülkemizde, şehrimizde, insanlar geçim problemlerinden dolayı çatır çatır intihar ederken, yapılan masrafa mı yanalım… Örneğin Cansuyu Derneğimizde yetim sponsorluğu bedeli aylık 700 lira… Yıla vurduğunda 8400 lira. Bu etkinliğin masrafı bir milyon lira bile olsa ki çok çok üzerindedir muhtemelen! 120 yetimin yıllık bursunu 3 günlük bomboş bir etkinliğe gömüyor olmalarına mı yanalım… Modernist Müslümanlığı, kemiklerimize iliklerimize kadar hissettirecek bir içerik organize etmelerine mi yanalım… O programın içeriğinde bu kadar haram, israf, yanlış varken Nihat hoca İslam’a dair ne anlatacak cidden çok merak ediyorum…
Sonuç olarak bu organizasyonlar, Türkiye’nin her yerinde yapılıyor. Modernist Müslümanlık bu… AK Parti bu… Kabul etseniz de bu… Etmeseniz de bu… Yazımızı tamamlarken İbn-i Haldun’un Devlet teorisini hatırlatmakta fayda görüyoruz. İbn Haldun’a göre devletler insanlara benzer. Buna göre devletlerin kuruluş ve çöküş sürecini beş aşamada ele alır. Birinci aşama fetih ve kuruluş aşamasıdır. İkinci aşamada hükümdar iktidarı tekeline almaya başlar. Üçüncü aşama ekonomik refahın arttığı, kültürel unsurların geliştiği bir yükseliş ya da lüks ve debdebe aşamasıdır. Dördüncü aşama doyum, tatmin ve kendini beğenme aşamasıdır. Son aşama sefahat, israf ve çöküş aşamasıdır. Devletler insana benzerse, aslında partiler, dernekler de hayli hayli insana benzeyebilir... Soru! Sizce modernist İslam’ın yegâne temsilcisi AK Parti kaçıncı aşamada dersiniz? Cevabı size bırakıyoruz. Allah’a emanet olunuz.