Mecidiyeköy den kalkıp Kasımpaşa ya giden otobüse
atlıyorlar.15-19 yaş arası çocuklar. Ön sırada oturuyorum, yanımdaki kadın
korkudan, öfkeden, sinirden çantasını nerelere saklamasını bilemediğinden
şokta.
Üstleri başları perişan, madde bağımlısı çocuklar,
konuşurken bile burunlarından duman çıkmakta.
Şoföre akbilleri olmadığını, askerlik şubesine
gideceklerini söylüyorlar. Şoför önce çaresiz, sonra buyurgan; kim asker
olacaksa geçsin, diğerleri insin diyor ama inmeye hiç niyetli değiller. Şoför
arabayı sağa çekiyor, öfkeyle çabuk aşağı diyor, çünkü yolcularda korku tavan
yapmış, çocuklar dikleşiyor, inmeyeceğiz. Şoför son çare, polis çağırıyorum
çabuk aşağı deyince iniyorlar ama ağızlarına geleni de sayıyorlar, yolcular
derin nefes alıyorlar ama.
Nereye kadar.
Kaçabilir miyiz bu gerçekten bir gün yine karşımıza
çıkacaklar.
Nitekim kaçamıyoruz.
Kasımpaşa ya gelme muradımız, Turabibaba kütübhanesi, bir
kitabın peşindeyiz, onu bulup türbeyi de ziyaret edip döneceğiz. Turabi baba
bir Osmanlı gemicisi aynı zamanda kadiri şeyhi. Şu anki kütübhane, Türabi
Babanın tekkesi idi, türbenin cephesindeki çeşmeyi de müşahede ederiz diye
notlarımız arasına almışız. Tekke, İstanbul un işgal yıllarında da bir direniş
kalesi olmuş, asker ve cephane toplanan önemli bir merkez olmuş ama tekke ve
zaviyeleri giyotine veren kanundan o da başını kurtaramamış, sonrası spor
kulübü olarak kimlik değiştirmiş, kırk yıl önce geçirdiği ağır bir yangınla
çökmüş, son zamanlarda orijinal planına sadık kalınarak restore edilip
kütübhane olarak açılmış ama o yangın türbeye bir zarar etmemiş.
İşte bu mimari kompleksi ararken karşımıza çıkan bir
gence yerini soruyoruz bilmiyor çocuk ama yalvarıyor ne olur bir su alın diye
elindeki kirli poşeti uzatıyor, yine bitkin bir genç yüzü ve daha korkuncu
elinden kan damlamakta, hızla uzaklaşıyoruz, aynı gün iki üzücü genç profili.
Arkadaşım bu kez başından geçeni anlatıyor korkuyla;
evine bir parktan dönerken arkasından koşup küfürler edip bıçak çekmiş, para
istemiş böyle bir genç. O esnada oradan geçen iki kişinin yardımıyla elinden
zor kurtulmuş tekinsizin, ölümle burun buruna gelmek öylesine alt üst etmiş ki,
şimdi arkasından gelen her ayak sesini bir tekinsiz sanıp sık sık ardına dönüp
bakmakta.
Ailelerin kifayetsiz kaldığı, devletin somut çareler
üretemediği sokaklara teslim edilmiş çocuklar. Her an ne yapacakları belli
olmayan.
Dahası düzgün ailelerde bile toplumla iletişim kuramayan
bilgisayar oyunlarına kaptırılmış kaybolmaya ramak kalmış çocuklar. S.Darıcı:
Dijital oyunlarda kurgulanan ve 5 duyuya daha fazla
hitap eden gerçeklik algısı, zamanla gerçeğin yerini alabiliyor. Gerçek
hayattaki nesne, kavram ve ifadelerin anlamı dijital gerçeklikte kişinin
kendisine sunulanla yer değiştirebiliyor. Dijital olarak verilen gerçeklik
zamanla gerçek hayattaki orijinalinin yerini alıyor ve çocuk dijital dünyayı
gerçek hayatın yerine geçiriyor, kendisine verileni asıl gerçek olarak
algılıyor. Bu da çocuğun davranışlarına, tutumlarına, ergenlik ve yetişkinlik
dönemindeki karar alma mekanizmalarına yansıyor. Bir çocuk ne kadar televizyon,
internet ve dijital oyun ortamında bilinçaltını etkileyen unsurlara maruz
kalırsa gerçek hayatla ilişkisini o denli koparıyor. Yani vücut gerçek hayatta,
zihin dijital hayatta. Çocukta şiddete yönelik değişim de gözleniyorsa durum
daha ciddi boyut kazanıyor.
Vücut gerçek hayatta, zihin dijital hayatta.
Çoğu çocuğun kendisini içinde bulduğu kâbus, zamanla
şiddet nüansları kuşanarak, bir çığ gibi yuvarlanıp önüne toplumu da katmakta.