BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM;

TÜRKİYE’DE terör can alıp güvenliğimizi tehdit etmeye devam ediyor. Sınır komşularımız olan Suriye ve Irak’ta sıcak çatışmalar yaşanıyor. ABD bölgede terör örgütlerini paravan olarak kullanıyor. Bilgi kirliliği had safhada! Kafalar karmakarışık. İnsanımız savruluyor. Yarınlarımız konusunda belirsizlik var.

Hükümet, “Başkanlık Sistemi” çalışmalarını her şeyin önüne geçiriyor. İktidar ve muhalefet arasındaki gergin hava bir türlü yumuşamıyor. Güvenliğimizin tehlikede olduğu zamanda bile restleşmek, birbirlerine laf yetiştirmekle meşguller. Tansiyonun düşürülmeye, salim kafayla düşünerek birbirimizle kenetlenmeye ihtiyacımız var.

15 Temmuz tecrübesini yaşadık. 50 sene dış destekli faaliyet gösteren gizli bir örgütün tehlikesini,  darbe girişiminde fark edebildik. Hele, 1970’lerden bu yana devleti yönetenler! İstihbarat ve her türlü devlet imkânını ellerinde bulunduranların bu tehlikeyle ilgili olarak, “İnandık, güvendik, kandırıldık, ne kadar safmışız, artık onlardan değiliz” gibi bahanelere sarılmaları devlet adamlığıyla bağdaşır mı?

Meclis başkanlığı gibi çok önemli devlet görevlerinde bulunmuş Bülent Arınç düzeyindeki bir siyasinin, darbenin ertesi günü, “FETÖ’yü darbe gecesi öğrendim. Ne kadar ahmakmışım” sözlerine ne buyrulur?

Peki, bunları niçin anlattım?: Sömürgeci güçler bölgede cirit atıyor. Yüz yılın en büyük satranç oyunu oynanıyor. Oyunun son perdesi Türkiye ile İran’ı savaştırmak. Haçlı ittifakı bunun hazırlığında. Tehlike büyük. Yöneticilerimizi uyarıyorum: Sakın olayları, her şey olup bittikten sonra öğrenme lüksüne (!) düşmeyin!

UYANIK OLMA ZAMANI

GELİŞMELERİ hep birlikte takip ediyoruz. Olaylar çok hızlı gelişiyor. Bir anda pek çok olay birlikte yaşanıyor. Hızlı bir diplomatik trafik var. ABD, Türkiye ve bölge ülkelerini yolgeçen hanına çevirdi. Bütün bunlar sebepsiz değil.

Sömürgeci güçlerin iştahı o kadar kabarık ki!. Terör örgütleri üzerinden amaçlarına ulaşmaya çalışıyorlar. Bu sebeple, 80 milyonun birbiriyle kenetleneceği dinamikleri harekete geçirme zamanı. Halkımız bilgilendirilmeli. Eğitim, izah, ikna, ıslah yöntemlerini kullanarak geleceğimize sahip çıkmanın zorunluluğu anlatılmalı.

Gönül ehli, vatan sevgisiyle dopdolu insanlardan faydalanılmalı. İstiklal Savaşı yıllarımızı hatırlayın! Mehmet Akif Sırat-ı Müstakim dergisi aracılığıyla halkta milli heyecan oluşturuyor. Yurdun bazı camilerinde hutbeler okuyor. Cephede askere moral veriyor. Ülkenin durumu ve kurtuluşumuzla ilgili yazdıkları çoğaltılıyor; halk ve asker arasında elden ele dolaştırılıyor. Bugün de samimi, heyecanlı, fedakâr, gönül ehli uyarıcılara ihtiyacımız var.

FETÖ tehlikesi geçmedi. Ortadaki rakamlar, TSK ve kamu kuruluşlarının FETÖ’cülerden tam arındırılamadığını gösteriyor. Beyin güçleri yurt dışında! Faaliyetlerini sürdürüyorlar. Türkiye’dekiler pusuya yattı. Uygun zamanı kolluyorlar. ABD başkanlık seçimleri en büyük ümitleri! Clinton’dan söz aldıkları yolunda haberler dolaşıyor.

FETÖ’cüleri yalnız kendi güçleriyle değerlendirmeyin. Arkalarında ABD, İsrail, AB ülkeleri gibi sömürgeci güçler var. Türkiye’yi yutmak isteyen güçler. En dikkatli olmamız ve kardeşliğimizi şuurlu yaşamamız gerektiği günlerdeyiz.

ELBİRLİK HAREKET EDELİM

YÖNETİCİLERİMİZ yabancılara çok güvendiler. ABD’ye kadim dostumuz, AB’yi medeniyet projesi, İsrail’i stratejik ortak olarak görenler oldu. Bunların doğurduğu tehlikenin sonuçlarını hep birlikte gördük. ABD’nin girdiği yer delik deşik oluyor. ABD ve AB’yi çözüm olarak görenlerin burnu pislikten kurtulmuyor. Yaşadıklarımız bunun ispatı.

Bize yardım yine bizden; dost ve Müslüman ülkelerden. Sınır komşularımız ve Müslüman ülkelerle iyi ilişkiler geliştirmeli; kardeşliğimizi unutmamalıyız. Biz bir ümmetiz. Kardeşler topluluğuyuz. 

Aynı inancın mensuplarıyız. Düşmanlarımız bir olup uluslararası kurumlarını oluşturmuşken; bize ayrılık yakışır mı? Irk, mezhep, bölge gibi ayrılık unsurlarının tümünü ortadan kaldırmalıyız. “İslam Birliği”ni sağlamak hepimizin görevi!

Darbe girişimi sırasında güzel örnekler yaşadık. Kenetlendik, tehlikeyi birlikte bertaraf ettik. Aynı duygu ve heyecanı canlı tutmak zorundayız. Darbede yalnız kukla durumdaki FETÖ’yü değil; onları azmettiren, destekleyen kuklacı Hıristiyan ittifakını da püskürttük. İmanla, azimle, Türkiye sevdasıyla… 

Darbe gecesi, Ankara Gölbaşı Özel Harekât Dairesi’nde görevli 47 polisimiz şehit düştü. Ertesi sabah binaya boydan boya bez afiş asılıp baş tarafına, “Kim demiş her şeyin bitişi ölüm / Destanlar yayılır mezarımızdan” beyti yazılarak, altına imza sirküleri gibi şehitlerimizin isimleri açıldı.  

Bu manevi iklim korunmalı; kimliğimizden beslenmeyi sürdürmeliyiz. “İstikbal köklerdedir.”  Aslımıza, özümüze bağlı kalarak; çözümü kendi içimizde aramalıyız. Çanakkale’de, 15 Temmuz’da bizi haritadan silme planları yapanlara aldanmamalıyız. Değerlerimizi referans alarak geleceğimize sahip çıkma iradesi ortaya koymalıyız.