Lisede bir tarih hocamız vardı. Allah selamet versin. Papağan gibi tarih ezberlemenize gerek yok derdi. Tezgâh hep aynıdır. Sadece kişiler değişir. Bir kez daha hak vermek boynumuzun borcu.

Başbakan yeni başbakanı açıkladı. Ne olacak diye dertlenmenin lüzumu kalmadı. Yeni başbakan adayı şimdiye kadar olan ne varsa kaldığı yerden devam edeceğini ifade etti zaten. Asıl sorulması gereken soruyu kaybettik aslında. Şimdiye kadar yapılanlardan memnun muyduk ki…

Öyle teknik ağızla, verilerle kafanızı karıştıracak değilim. Sol yanıma danıştığımda bana çokta iyimser şeyler söylemiyor. 4 yanı kuşatılmış kale gibiyiz. Bu dört yandan bize ulaşan çığlıklar görevlerini gözyaşlarına tevdi ettiklerinde öyle sanıyorum ki 4 tarafı suyla çevrili kara parçasına dönüşeceğiz.

Bir kahramanın en çok ihtiyaç duyduğu şey elbette ki bir düşmandır. Kahramanın en kârlı çıkanı ise kendi düşmanlarını kendi oluşturanlardır. Bugünlerde meydanlardaki kahramanların en iyi yaptığı şey kendi düşmanlarını oluşturmaktan başka bir şeye benzemiyor. Sonu hayr olur inşallah demekten öte ne yapılır inanın bilmiyorum.

Ama bildiklerimde var. Kınadığın mesele başına gelmeden ölmezmişsin derdi büyükler. Daha dün siyaset yapabilmek için vesayetten şikâyet ederek dersi asanların haline bakıverin bir. Birbirlerine el vermeye başlamışlar. Hayırlı olsun ne diyelim. Şimdi bu da yetmez. Kendi çıkarlarınız için birde kavgaya tutuşursunuz. En nihayetinde ise filler tepişir. Lakin ezilen her zaman çimenlerdir.

Akıllı olmak lazım. Bugünkü iktidar isminin gereğine odaklanmış, nefis muhasebesinden yoksun kalmıştır. Koskoca bir ümmeti kendi sınırları içindeki rahatlığına mahkûm etmiştir. Bugün bir Müslüman mevzu kanayan bir ümmet coğrafyası olduğunda kafelerde çay yudumlarken rahat yorumlar sallayabiliyorsa…. Gazze’de kardeşlerimiz şerbetten tadıyorken “niye üzülüyorsun. Onlar şehit oluyor işte. Allah’ın vaadine itimadın yok mu Allah bu Yahudilerin kökünü kazıyacak. Hem devlete yüklenme. Her şeyin bir vakti var” diyebiliyorsa… yazık bize. Aslında bu arkadaşlara hak vermek lazımdı. Güya (haşa) Peygamber (s.a.v) Mekke’ye girerken gurur yapmış, fakat bu arkadaşlar seçim sonuçlarını alınca tevazu örneği sergilemişlerdi. En büyük göstergesi de bu tevazuun sanırım balkon konuşmasında başbakanın bir yanına adı yolsuzluk söylentilerine (!) karışmış oğlunu, diğer yanında Kur’an’la dalga geçen bakanını alması olsa gerek. Yoksa sayın başbakanın rahmeti gazabını geçebilir miydi Sahi 300.000 melek müşrikleri yerle yeksan edecekti de Peygamber (s.a.v) Bedir kuyularına gezmeye mi gitmişti…

İyiye gitmiyoruz arkadaşlar. Mevcut yönetimden memnun değilim ben. Meydanlarda asan kesen, Molla idam edilmeseydi Tayyip beyi idam edeceklerdi bahanesiyle mübareği darağacına gönderen, soma faciası sonrası literatürden bahseden, ümmet kelimesi ve anlayışını millet kelimesiyle ve kendi coğrafyası içine hapseden bir zihniyetten rahatsızım ben. Başörtülü sayısı artıyormuş da… camilere rahat rahat gidiyor muşuz da… ben sokakta başörtülü biri görmek istemiyorum arkadaş. Ben tesettürlü bir nesil görmek istiyorum. Aynı safta durup da birbirine düşman olan insanlar istemiyorum. Kıble bir. Ne olur beyler ağabeyler. Müslüman Müslümanla ortak bir dil ve yol bulamazsa anca düşman sevindirirsiniz. Irakta, Suriye de, Libya da vs. vs. olduğu gibi.

Sayın Davutoğlu zor bir göreve talip oldu. Umarım yeni görevini eski görevinden daha iyi idare etmeye çabalar. Zira komşularla sıfır sorun söyleminin çokta işe yaramadığı ortada.

Son olarak. Acizane bir hatırlatma. Sınavlarda 4 yanlış bir doğruyu götürür. İktidar bir yanlış bütün doğruları. Tarafı ona göre seçmekte fayda var. Sonra kızmayın bana ağabeyler. Bırakında bu soruları soran bir kardeşiniz olsun.

Kalbinizin sahibine emanet olun…

EYVALLAH!!