12 Ekim 1969 seçimlerinde Erbakan Hoca Konya'dan bağımsız milletvekili seçildi. Hem de misli misli oy alarak…

Tarih; 22 Aralık 1969 Pazartesi… Erbakan Hoca’nın milletvekili seçilmesinin ardından yaklaşık 2 ay sonra... Yani, hoca daha çiçeği burnunda milletvekili…

TBMM Genel Kurulu’nda gensorular üzerinde konuşma kısıtlamasıyla alakalı görüşmeler yapılıyor.

Genel kuruldaki bu görüşmelerde Erbakan Hoca’mız da söz alarak Demirel hükümetini ve Adalet Partisi’ni eleştirdi, şu görüşleri dile getirdi;

* “Sayın başkan, muhterem yüce Meclis üyeleri; bugün gündemimizde üç gensoru önergesi görüşmesi bulunuyor. Bu üç gensoru hakkındaki önergelerin hakikaten bugünkü gündem içerisinde görüşülebilmesini temin için bir arkadaşımızın hüsnüniyetle bir önerge verdiğini kabul ediyorum.”

*“Ancak, benden önce konuşan arkadaşımın da belirttiği gibi, gensoru meseleleri muhakkak ki Meclis’te görüşeceğimiz en mühim meselelerdir ve nihayet bir milletvekilinin herhangi bir mesele üzerinde bugünkü şartlar içerisinde hemen hemen bir mevzuyu buraya getirmesinin tek kapısı şeklinde gözüken bir konudur.”

* “Böyle bir konuyu çok mahdut birtakım zaman tahditleri altına koyacak olursak, Meclis’te çalışma düzenini biz burada hakikaten birtakım kısıtlamalara tabi tutmuş oluruz. Bu, Meclisimiz ve çalışma düzenimiz için iyi tir tutum olmaz. Önerge teklifini getiren arkadaşımızın bu teklifinde neden gensoru önergesi veren arkadaşları 20 dakika ile tahdid ettiği halde, Hükümeti tahdid etmemiş olduğu konusu ise izahı gayrimümkün bir durumu teşkil etmektedir.”

* “Getirilen önergede bir defa sadece tek taraflı tahdid etme tutumu olduğu için, ikincisi konular büyük ehemmiyeti haiz olduğu için bu önergenin kabul edilmemesini ve bütün Türk Milletine Mecliste eşit şartlar altında çalışma yapıldığının gösterilmesini Yüce Meclis’ten rica ediyorum efendim. Hürmetlerimle.” (CHP sıralarından alkışlar.)

***

Erbakan Hoca, daha yeni bir milletvekili olarak, ‘dakika 1, gol 1’ yapıyor; yenice milletvekili olmuş ama buna rağmen hem gensoru önergesi veriyor, hem de Demirel hükümetinin bir icraatını kıyasıya kürsüde eleştiriyor. 

Erbakan Hoca'nın milletvekili seçilir seçilmez, Türkiye Odalar Birliği üzerinde kanunsuz tasarruflarda bulunulduğu iddiasıyla Anayasa’nın 89'ncu maddesi uyarınca Demirel hükümeti hakkında bir gensoru açılmasına dair önerge verdiğini de zikretmiş olayım...

***

Son olarak… Tüm bunları neden kaleme aldığımı da yazayım; TBMM’nin 28. Dönem’inde milletvekillerine çok iş düşüyor, çoook!

“SAYIN GENEL BAŞKANIM, SAYGILAR!..”

14 Mayıs 2023 seçimlerinde parlamentoya giren isimlerden parti genel başkanları olanlar kimler? Haydi bakalım;

* Milliyetçi Hareket Partisi ( MHP) Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli,

* Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanı Dr. Fatih Erbakan,

* Türkiye Değişim Partisi (TDP) Genel Başkanı Mustafa Sarıgül,

* HÜDA-PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu,

* Demokratik Sol Parti (DSP) Genel Başkanı Önder Aksakal,

* Yeşil Sol Parti listesinden seçime giren Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar,

* Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş,

* Yeşil Sol Parti Eş Genel Başkanları Çiğdem Kılıçgün Uçar ve İbrahim Akın.

***

Gördüğünüz gibi an itibariyle TBMM’de 10 milletvekili aynı zamanda parti genel başkanı sıfatını taşıyor.

Yanı sıra TBMM’de temsil edilen partilerin -milletvekili olmasalar da-  genel başkanları;

* AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan,

* CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu,

* Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu,

* Gelecek Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu,

* DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan,

* Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal,

* İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener…

Neredeyse 20’ye yakın parti genel başkanı…

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), genel başkanı bol olan bir TBMM oldu. Adeta, genel başkanlar Meclis’i gibi…

Meclis kulislerinde bundan böyle, “Sayın genel başkanım, saygılar”la başlayan cümleleri çok daha sık duyarsanız şaşırmayın!

CAMİ TUVALETLERİ NEDEN ÜCRETLİ?

Milli Gazetede köşesinde, cami tuvaletlerinde ücret alınmaması gerektiğini sık sık gündeme getirirdi, merhum Mehmed Şevket Eygi, hatırlayacaksınız. Rahmetli Mehmed Şevket Eygi derdi ki;

“Güneydoğu Anadolu’da tarihi bir mekândayım. Tepeden etraftaki dağları, ovaları seyrediyorum. Elli metre kadar ötede tarihi bir cami var. Önünde abdest alma yeri ve tuvaleti… Sayıyorum Türkçe ve İngilizce tam yedi adet WC reklâmı… WC… WC… Men… Women…

Camiler kutsal mekânlardır. Böyle yerlere çirkin, zevksiz, adî, bayağı, utanç verici levhalar asılmamalıdır.

Oradan biraz öteye gidiyoruz. Büyük ve tarihi bir cami… Tuvaletine uğruyorum. İçerisi tertemiz. Ağır bir parfüm kokusu… Abdest lavabolarının üzerinde bir yazı, “Beş senedir zam yapmadık… Yola devam…” (Tuvalet ücreti 75 kuruş) yazılı. Bizi gezdiren muhterem zatın korumasına bu yazıyı gösteriyorum. Gülüyor.

Vakıflar mı ilgilenir, Diyanet mi, kim ilgilenecekse camilerdeki bu rezil, iğrenç, pis WC levhalarını kaldırtmalıdır.

İstanbul’da birçok tarihi caminin WC’leri bir endüstri, bir darphane haline gelmiştir.

Vakıflar buraları ihale ile veriyormuş.

Bir okuyucum mektup göndermiş. Cami derneği şadırvanları tamir ettirmiş, abdest alanlardan da para istiyormuş. Eskiden sadece tuvaletleri kullananlardan para alınırdı, bu da yeni çıktı.

Cami derneklerinin ana vazifeleri içinde, şadırvan ve hela hizmeti diye bir vazife yoktur.”

***

Cami tuvaletlerinin paralı olması gerçekten de tuhaf…

Geçenlerde bir cami tuvaletine girdim. Gözlerime inanamadım!

Cami tuvaleti parasızdı, üstelik tuvaletler tertemizdi.

Takdir edilesi bir uygulama. Hoşuma gitti.

“Keşke Türkiye’deki tüm camilerde böyle bir uygulama yapılsa…” diye düşünmeden edemedim.

Kimin eseridir bilmiyorum ama bu uygulamaya imza atanları da buradan tebrik ediyorum…

***

Benzer şekilde otogarlarda, şehirlerarası dinlenme tesislerinde ve metro istasyonlarındaki tuvaletlerin de ücretsiz olması lazım.

Geçen gün TYB programının yapıldığı Sakarya’dan dönerken mola verdiğimiz dinlenme tesislerinde tuvaletlerin ücretsiz olması güzeldi.

En azından artık cami tuvaletlerinden ücret alınmasa çok yerinde olur.

Haksız mıyım?