Filistin de yaşananları çatışma, katliam, savaş olarak
nitelendirmek yeterli değil. Bir topluluğa karşı tam anlamıyla bir soykırım
uygulanıyor. Hem de dünyanın gözü önünde. Olayın bundan başka bir kelimeyle
ifadesi mümkün değil. Gazze de insanlık ölüyor. İsrail, 7 Temmuz dan beri
insanlık suçu işliyor. Uluslararası kuruluşlar katliam ve soykırıma dolaylı
veya doğrudan destek vererek bu suça ortak oluyorlar.
Son bir ayda Filistin deki şehit sayısı 1.500 ü geçti.
Terörist çete; çocuk, kadın, sivil, okul, hastane, cami demeden saldırıyor,
bombalıyor, yakıyor, yıkıyor. Gözü dönmüş Siyonistler hiçbir sınır
tanımıyorlar. Gazze hayalet şehir durumunda.
Kara, deniz ve havadan bomba yağıyor Gazze üzerine.
Ölenlerin büyük bir kısmı çocuklar. Filistinli çocuk bayrama top sesleriyle
uyandı. Katiller bayramda da rahat bırakmadı onları. Gelişmiş denilen dünya bir
avuç çapulcuya boyun mu eğecek Canilerin astığı astık, kestiği kestik bir
zihniyetle işledikleri cinayetleri kim durduracak
İnsanî destek için Gazze deki yaralıları tedavi eden
doktorlar uyarıyorlar: Soykırımı durdurun. İsrail, hiçbir ayrım gözetmeden
doğrudan Filistin halkını hedef alıyor.
ABD, Kanada, İngiltere, Almanya, Fransa gibi ülkeler
İsrail in güvenliğini sağlamayı kendilerinin varlık yokluk sebebi olarak
görüyorlar. Saldırganın yanında yer alıyorlar. Topraklarını savunan, bombalara
karşı direnen, bunca şehit veren mazlum Filistin halkını yok sayıyor; bir kere
olsun onların güvenliğini ağızlarına almıyorlar. Katliam ve soykırımı
sahipleniyorlar. Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak bu insanlık dışı
tutuma şöyle tepki göstermişti: Köpeğin sahibi daha da alçak!
Gazze de İnsanlık Ölüyor
ABD Dışişleri Bakanı Kerry Ortadoğu yu dolaştı, defalarca
Türkiye ye geldi. Maksadı Hamas ın direncini kırmak, İsrail in tanınmasını
sağlamak, terör çetesine sonuna kadar destek vermekti. Yahudi asıllı Kerry
tıynetinin gereğini yerine getiriyordu.
İnsan vicdanı zulüm ve haksızlığı içine sindiremez.
Nitekim katil İsrail ve ona destek veren vicdansızlara karşı tepki ve nefret
duyguları hızla yayılmaktadır.
ABD li düşünür Noam Chomsky ABD hesap vermeli diyerek
tepkisini ortaya koydu: ABD, İsrail e verdiği askerî, siyasî, diplomatik ve
ideolojik destekle net ve açık bir şekilde Filistinlilerin öldürülmesine
karıştı. En modern ve yıkıcı silâhlarını kullandı. Müslümanlara bir kez daha
ihanet etti. Problemin çözülmesi için bir şey yapmadı.
ABD de yaşayan Yahudi asıllı ünlü yazar Norman
Finkelstein New York ta, İsrail in Gazze de yaptığı katliamı protesto etti ve
İsrail in BM Temsilciliği önünde nöbet tutan güvenlik güçleri tarafından 20
arkadaşı ile birlikte gözaltına alındı.
Yahudi asıllı İnsan Hakları Savunucusu hanım Avukat
Felicia Langer, İsrail in çocuk ve sivillere yönelik saldırılarını tel in etti:
İsrail savaş kışkırtıcılığı yapıyor, barıştan kaçıyor.
İngiltere nin Liberal Demokrat Parti Milletvekili Davit
Ward, İsrail in katliamlarını onaylamayan şu sözleri sebebiyle partisinden
disiplin cezası aldı: Ben Filistinliyim. Batı, kimin tarafını tutacağına karar
vermeli.
Zulüm ve cinayetler devam ettikçe, bu ferdî tepkiler
hızla kitlesel protestoya dönüşmektedir. Çünkü zulüm ebedî olmaz, insan vicdanı
zulmü sonuna kadar onaylamaz.
Problemin çözümü için, Filistin in tapusu elimizde
diyen Türkiye nin tutumu çok önemli. Fakat, AKP Hükümeti sözle Filistin e,
icraatıyla İsrail e destek vererek ikili oynuyor. İsrail Dostluk Grubu
oluşturması, Yahudilerden üstün cesaret ödülü alması, terörist başı Şimon
Peres i TBMM de konuşturması, İsrail den vizeyi kaldırıp, Filistinlileri bu
haktan mahrum etmesi bunlar arasında. Daha 10 gün önce Ekonomi Bakanı yanına
AKP li hafız (!) bir milletvekilini de alarak herkesi şaşırttı: Sakın İsrail
mallarına boykot etmeyin.
Direniş Kazanacak
Yahudiler, başlangıçta çeşitli hilelerle Filistin
bölgesine yerleştirildi. Müslümanların yaşadığı bir bölgenin tam ortasına
ifsatçı bir topluluğun yerleştirilmesi bir tuzağın ürünüydü. Bu işe İngiltere
öncülük etti, ABD destek verdi. BM den bu konuda onay çıkardılar. Fakat bölgede
huzur kalmadı. Oradaki topraklar 66 senedir kan gölüne dönüştü. Dünyanın da
huzur ve barışı bozuldu. İsrail in işlediği cinayetlerin suç ortağı olan
ülkeler bu terörist çeteyi bölgeden tahliye etmeli, bir an önce yaptıkları
pisliği temizlemelidirler. Dünya, huzur ve barışı tehdit eden bu saldırganlık
ve vahşeti sonuna kadar katlanamaz.
Bunca yıldırma ve yok etme girişimlerine rağmen
Filistinli direnişçiler mücadele azminden bir şey kaybetmediler. Cesaret ve
ümitlerini hep korudular. Filistin davasının zafere ulaşacağına inandılar.
Ümmetin yüz akı oldular. Hem topraklarını, hem de Müslümanların 2. derecede
önemli mabedi Mescid-i Aksa yı, Etrafını mübarek kıldık (İsrâ, 1) buyrulan
kutsal toprakları savundular. Allah onlara sabır ve direnme gücü versin.
Hamas ın askeri kanadını oluşturan İzzettin el-Kassam
Tugayları Komutanı Muhammed ed-Dayf İsrail askeri ve mücahitler arasındaki
farkı şöyle anlattı: Sizin hayata bağlılığınız kadar askerlerimiz ölüme
âşıklar. Sizin korkunuza karşılık onlar şehadet için yarışıyorlar. Tüm gruplar
direniş için birleşti.
Müslüman ümmet kardeşlerine sahip çıkmalı. Gazzeli
çocuğun gözleri kan çanağına dönmüş korkusunu, Filistinli anne babaların
feryadını sadece seyretmekle yetinmemeli. Zulüm, katliam ve soykırımı bire bir
bütün insanlığa anlatmalılar.
BM gibi uluslararası kuruluşlar kendi menfaatlerini
gözetiyorlar. Bunlardan Müslümana fayda yok. Biz, bütün birimleriyle kendi
kuruluşlarımızı oluşturarak İslâm Birliği ni kurmak zorundayız.
Problemlerimizin kendi kurumlarımızca çözülmesini sağlamaktan başka çaremiz
yok.