Kâfir ve zalimlerin attığı bombalarla son nefesini vermek üzere olan delikanlının başında anasının vücudu baştanbaşa yürek olmuş, yanan yüreğiyle bizleri de yakarken oğlunun Şehadet getirerek şehit olması için yavrusuna yalvarıyor.

Yavrusunun konuşmaya dermanının olmadığını görünce eliyle şehadet getirmesi için yalvarıyor.

Öbür tarafta ülkesinin soyduğu çaldığı servetlerle çocuğunu doyuran, çağın her türlü imkânlarını kullanarak kızını veya oğlunu besleyip büyütüp, en gelişmiş okullarda okutarak sonu gelmez senelerde cehennemde yanması için çocuğunu Yahudi, Hıristiyan, ateist, Komünist olarak yetiştiren anne ile bu anneyi kıyaslayınız.

Toprağı, serveti, evi, canı alınan yirmi yıllık ömrünü cehennemi bir hayatla geçirdikten sonra sonu gelmez hayatta cennette olanla, yirmi yıl, seksen yıl her türlü imkânlardan yararlandıktan sonra kâfirlikte ısrarı nedeniyle sonsuz senelerde hem kendini, hem çocuklarını, hem ülkesinin insanlarını yakan Trump mu, Putin mi yoksa yavrusunun ölmesine değil, şehadet getirememesine üzülen, şehit olmasına sevinen kadın mı daha şanslı?

Irak’ta, Suriye’de, Myan-mar’da, Çeçenistan’da, Filistin’de ve dünyanın çeşitli yerlerinde cinayetler işleniyor, zulümler yapılıyor, insanların hakkı yeniyor, her türlü fenalıklar, insanların ruhunu rahatsız ediyor, bedenlerini rahatsız ediyor. “Böyle iken Allah (c.c) niçin bu zalimlerin ellerini kırmıyor dillerini kesmiyor ve insanlara ibret olacak bir şekilde niçin bu dünyada cezalarını vermiyor?” diye insanların akıllarına geliveriyor.

Dünyanın bir imtihan yeri olduğunu, Kur’an bize bildiriyor. Yaptığımız amellerimiz karşılığında ahirette ya mükâfat ya da ceza çekeceğimizi Allah (c.c) Kur’an’da bildirmektedir.

Eğer Allah(c.c) her zalimin ellerini kıracak olsaydı, dünyada eli olan, ayağı olan insan kalmazdı. 

Birçok insan elsiz dolaşırdı. Bu sefer imtihan olmaktan da çıkar, zor karşısında iman etmek zorunda kalan ikiyüzlü insanlar yeryüzüne dolardı. Onun için Allah (c.c) “Dileyen iman etsin, dileyen kâfir olsun” buyuruyor. (Kehf-29) “Biz ona iki yolu verdik. O ya şükredecektir ya da küfredecektir” buyurmaktadır. (İnsan süresi 3)

“Allah dilemiş olsaydı bütün nisanları bir tek ümmet yapardı” (Şûra 8) 

Çiçeklerin yüzlerini güneşe doğru çevirdikleri gibi, insanlarda gönüllerini Allah’a ve Allah’ın kitabına doğru açarlarsa Allah (c.c) ona hidayet verir.

Onlar zalimlerdir. Allah (c.c) kâfirlere “zalimler” kelimesini kullanmaktadır. “Bütün kafirler zalimlerdir” (Bakara süresi ayet2/254) 

Bu ayetin tefsirinde Ata b. Rabah; “Rabbimiz “Vel kafirune hümü’z-zalimün” demiş. “Ve’z-zalimune hümü’l-kafirun” dememiş. Yani “Bütün kâfirler, zalimdir” demiş de, “Zalimlerin hepsi kâfirdir” dememiş. Allah’a hamd olsun. 

Bu bizim için bir nimettir. Bizler de bazen sınırı aşarız. Kendimize zulmedebiliriz, çevremize zulmedebiliriz, eşyaya zulmedebiliriz. Allah afvetsin diye Rabbimize yöneliriz. 

O hareketlerimizden vazgeçebiliriz. Fakat zalimlerin tamamı kâfirdir. 

Niye? Çünkü kâfir başta kendine zulmetmektedir. Kendi vücudunu, ailesini, çocuklarını ve etkisi altındakileri cehenneme atmak için gereken her türlü hazırlığı yapan insandır.

Gönül rızası ile kendisini ateşe atan adama deli denmez de ne denir? Bu kâfir insan, çocuklarını da kendisi gibi yetiştirmekle kendi elleriyle besleyip büyüten, elbiselerini giydirip eğitimini tamamlattırıp “Haydi yavrum cehenneme” diyen insanı hayal edebiliyor musunuz? Bu zalimliktir. Onun için Alah (c.c) “Kâfirler zalimlerdir” diyor.

Kafir yönetici ve komutanlar, zalimlikleriyle biz Müslümanlara eziyet ederlerken kafirlikleriyle kendilerini, çocuklarını ve milletlerini cehennemde yakmak için besleyip büyütmekteler. 

Allah’ımıza binlerce kere hamdolsun ki biz, mazlumuz ama zalim kafir değiliz.

İnşaallah yakın zamanda dünyaya adalet dağıtan oluruz.