88 yaşında hayatını kaybeden İsmet Sezgin’le ilgili, bizzat dinlediğim bir anekdotu sizlerle paylaşmak istiyorum; 

Yıl; 1991… DYP-SHP Koalisyon Hükümeti’nin kurulmasından hemen sonra… Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Başbakan Süleyman Demirel, Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü. 

Koalisyon hükümetinin İçişleri Bakanı ise İsmet Sezgin. 

Sezgin’le ilgili anekdotu aktaran ve devlette hâlâ önemli bir mevkide bulunan bürokrata kulak verelim; “O dönem İçişleri Bakanlığı’nda Mülkiye Başmüfettişiyim. 

Başta DYP’nin önde gelen isimleri olmak kaydıyla, doğduğum, büyüdüğüm ilin ileri gelenleri, kanaat önderleri Bakan Sezgin’in makamına çıkıp, ‘İlimizde partinizin milletvekili yok. Biz sorunlarımızı tanıdığımız, sevdiğimiz bu Mülkiye Başmüfettişi ile çözmek istiyoruz. O sebeple bu kardeşimizi yanınıza müşavir olarak almanızı istirham ediyoruz…’ dediler. 

Bakan Sezgin bu talepten hemen sonra beni makamına çağırdı, ‘Yarın gel, hemen atamanı yapalım’ dedi. Ertesi gün sabah Bakanlık makamına gittim, gerekli evrakla birlikte. 

Fakat bir aksilik vardı. Özel kalemle konuştum. Bana söylenen şu oldu: ‘Biraz da bekleyeceksiniz, şu anda atamanızı yapamıyoruz, bize verilen talimat öyle…’ 

Bozuldum tabii. Fakat işin peşini bırakmaya da niyetli değildim. Merak ettim, bakan söz vermesine rağmen neden bu iş olmadı, diye. Beni Bakan Sezgin’e tavsiye eden DYP’lilere dedim ki, ‘Ya, bakan beye sorun bakalım, bu iş neden neticelenmedi?’ Sormuşlar. İsmet Bey’in verdiği cevap şu olmuş; ‘Biz araştırdık, o Mülkiye Başmüfettişi takunyalı imiş!..’ Yani namaz kıldığım için direkten dönmüşüm!”

“ABİ”LERDEN BİR “ABİ”; “İSMET ABİ!”

Politikada “Abi”ler meşhurdur; 

* Turgut Özal, 1989’da Cumhurbaşkanı seçildiğinde Anavatan Partisi’ni (ANAP) kontrol altında tutmak için “Yıldırım Abi” formülünü geliştirmişti. Özal, hiç beklenmeyen bir anda, TBMM merdivenlerini çıkarken Akbulut’un kulağına eğilmiş ve “Yeni Başbakan sen olacaksın!” demişti. Ancak ne oldu; 1991 Haziran’ında Mesut Yılmaz geldi ve kongreyi kazandı. Özal’ın partiyi kontrol planı -biraz da kendi ailesinin tercihi sebebiyle- suya düştü!

* Bir başka örnek, “Hikmet Abi”… Sol siyaset ne zaman tıkansa akla gelen neredeyse ilk isimdi, Hikmet Çetin! “Kurultay’a kadar Hikmet Abi” formülü bugün gibi belleğimde. Sol siyasetçiler ne zaman duvara toslasa koştura koştura giderek “Hikmet Abi”nin kapısını aşındırır ve “kurtar bizi abi” derlerdi. Şansı da fena değildi hani, Hikmet Çetin’in. Hatta bir gün, TBMM kulisinde Deniz Baykal’la sohbet ederken, “Bu Hikmet Çetin var ya bu Hikmet Çetin! O kadar şanslı bir adamdır ki Birleşmiş Milletler’e Genel Sekreter bile olabilir!” demişti, biz gazetecilere. Solun biricik “Hikmet Abi”si, BM’ye Genel Sekreter olamadı belki ama ona yakın konumlarda görevler üstlendi. 1995’in soğuk bir Şubatı’nda “Hikmet Abi”, bir yandan Murat Karayalçın, öte yandan Deniz Baykal taraftarlarının “Hikmet abisi” seçilmişti!

yyy Ve de, önceki gün hayata gözlerini yuman “İsmet Abi!”… Bu formülü hayata geçiren de nam-ı diğer “Baba”, Morrison Süleyman Demirel oldu. Demirel, Özal’ın ölümünden sonra çıktığı Çankaya Köşkü’nden, eski partisi DYP’yi “İsmet Abi” formülü ile denetim altında tutacağını planladı. Ama plan tutmadı. Haziran 1993 kongresinde, “sarışın güzel kadın” “motto”suyla öne sürülen Tansu Çiller, ne varsa aldı, götürdü. “Baba”cı kadroların planları rafa kalktı! “İsmet Abi” formülü bir başka bahara kaldı! Ta ki, 28 Şubat antidemokratik sürece kadar…

BABA’NIN KARAKUTUSU…

İSMET Sezgin siyasete adım attığı 1952 yılından politikaya veda ettiği 2002 Mayıs’ına kadar geçen yaklaşık yarım asır boyunca devlette önemli görevler üstlendi. 

* Türkiye’nin en genç belediye başkanlarından biri oldu. 

* 1952’de Denizli’de Demokrat Parti (DP) İl İdare Kurulu’na seçilerek politikaya başladı.  

* 27 Mayıs 1960’ta gerçekleştirilen darbe sonucu tutuklanarak görevinden ayrıldı. 

* Aydın’da Adalet Partisi (AP) il teşkilatını kurdu. 1961 yılında yapılan milletvekili seçimlerinde Aydın Milletvekili seçildi.

* 1963’ten 1985’e kadar Türk Belediyeciler Birliği’nin Genel Başkanlığı’nı yaptı. 

* 1966-1967 yılları arasında Gençlerbirliği Başkanlığı yaptı. 

* 1968 yılında AP Genel Başkan Yardımcılığı’nı üstlendi. 

* 3 Kasım 1969’da Türkiye’de ilk kez faaliyete geçen Gençlik ve Spor Bakanlığı görevinde bulundu. Bu görevi 3. Demirel Hükümeti döneminde de sürdürdü. 

* 12 Mart muhtırasının ardından kurulan 1. Nihat Erim Hükümeti’nin göreve başlamasıyla bakanlıktan ayrıldı, 12 Kasım 1979 yılında kurulan Demirel Hükümeti’nde aldığı Maliye Bakanlığı görevini, 12 Eylül darbesinin ardından bırakmak zorunda kaldı.

* 1987’de DYP’ye katıldı. 1991 yılında DYP’den yeniden Aydın Milletvekili seçildi, 20 Kasım 1991’de kurulan Demirel Hükümeti’nde İçişleri Bakanlığı görevini yerine getirdi. 

* 25 Haziran 1993’te, Demirel’in Cumhurbaşkanı olması üzerine Genel Başkanlığa adaylığını koyduğu DYP Kongresi’nin 2. turunda yarıştan çekildi. Tansu Çiller’in DYP Kongresi’ni kazanmasının ardından bakanlık görevinden istifa etti. 

* 1995 yılında TBMM Başkanlığı’na seçildi.

* 1996 yılında, 28 Şubat darbesi sürecinde, Refah-Yol Hükümeti’ne tepki göstererek, diğer arkadaşları ile birlikte, “gördüğü lüzum üzerine”(!) DYP’den ayrıldı. 

* 7 Ocak 1997’de kurulan Demokrat Türkiye Partisi’nin (DTP) kurucuları arasında yer aldı. 30 Haziran 1997’de kurulan Mesut Yılmaz Hükümeti’nde DTP’den Milli Savunma Bakanlığı görevini üslendi. 11 Ocak 1999’da kurulan 4. Bülent Ecevit Hükümeti’ne kadar bakanlık görevine devam etti. 

* 1999 seçimlerinden sonra Hüsamettin Cindoruk’un istifasının ardından DTP Genel Başkanlığı’na seçildi. 18 Mayıs 2002 tarihinde genel başkanlıktan ayrılarak aktif politikayı bıraktı.

* İsmet Sezgin, politik hayatı boyunca Demirel’in yanından hiç ayrılmadı. Baba’nın adeta “karakutusu”, “sırdaşı”, “yol arkadaşı” idi.

* Nereye geldiyse, hangi makama atandıysa büyük ölçüde “Baba”nın sayesindeydi… 

İSMET SEZGİN HAKKINDA KISA NOTLAR…

* İki kızından biri olan Seynan Levent, uzun yıllar TRT’de “Akşama Doğru” programını sundu...

* Uğur Mumcu bombalı suikasta kurban gittiğinde İsmet Sezgin İçişleri Bakanı idi. Hem Sezgin hem de dönemin Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü, “Uğur’un katillerini bulmak devletin namus borcudur” dedi. Katillerin kim/ler olduğu hâlâ meçhul. 

* Yol arkadaşları; Süleyman Demirel, Vefa Tanır, Nahit Menteşe, Necmettin Cevheri, Esat Kıratlıoğlu, Mehmet Gölhan, Ali Şevki Erek.

NOT: Bugün, 9 Aralık 2016, Cuma 1) Emekliler hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Dubakalinolacak!