Sen ne çetin cevizsin böyle! Kim Sen, sen, etrafına

bakma sana diyorum, bana mı, yo sana, bana mı, şu sana, bana mı, bak bak sana

diyorum, bana mı, bu sana, bana mı, köşedeki sana, bana mı, önüne bakan sana,

bana mı, masada uyuklayan sana, bana mı, sigara içmekte olan sana, bana mı, cep

telefonunu kurcalayan sana, bana mı, çay içen sana, bana mı, kahvaltı yapmakta

olan sana, bana mı, dedikodu yapan sana, bana mı, sürekli gülümseyen sana, bana

mı, çok telaşlı olan sana, bana mı, öfkeli olan sana, bana mı, çok heyecanlı

olan sana, bana mı, yaz tatilini memleketinde rüya gibi geçiren sana

Kime sesleniyor bu adam

Kendi kendine konuşana deli derler diyor mahallenin

delisi. Sonra başlıyor kendi kendine konuşmaya

Bahçede ceviz ağacının gölgesinde...

Ceviz oymayı severim. Sevmek ne kelime bayılırım.

Cevizler daha tazeyken dalından koparıp bıçakla oymak insana otantik bir duygu

verir. Elleriniz, özellikle avuç içleriniz, koyu kahverengi bir renk alır; ama

merak etmeyin bir süre sonra geçecektir. Oyma işleminin sağlıklı ve güzel

olabilmesi için bıçağınız açılır kapanır bıçaklardan olacak. Dahası keskin

olacak. Kör bıçakla ceviz oymanın tadına varamazsınız. Açılır kapanır olmazsa

bıçağınız, ceviz oyamazsınız.

Yaz günlerinin olmazsa olmazı ceviz, yemyeşil koyu

gölgesiyle sepsessiz. Aslında cevizin gölgesi gölge olarak pek tavsiye edilmez.

Ama koyu gölgesinden de vazgeçilmez. Ceviz ağacı gölgesi gerçekten cezbedici

güzellikte.

Ceviz çırpmaya sabah serinliğinde gidilir. Yaz

sıcaklarında bahçede olmayı kim istemez! Heybetli duruşuyla ceviz ağacı, etrafına

muhteşem bir ihtişam sunmakta. Az yukarıdaki buz gibi akan suyun o masalsı

âlemi, görenleri hayran bırakıyor. Şu asude güzelliğin karşılığı bizim insan

olmamızı fazla fazla geçiyor. Doğanın insan üzerinde çok ciddi hakkı vardır. Bu

güzelliğin karşılığını ne ile nasıl ödeyeceğiz, ödenemez!

Bıçak var mı bıçak Var! Bıçağı versene! Al bakalım!

Ceviz oymak benim için ruhani bir ritüeldir.

Oyulmuş taze ceviz içleri, krom tabakta. Yanında bir de

Maraş tarhanası. Harika!

Cevizin delisi tutar denir doğru mu Doğru! Nerden

biliyorsun Kendimden. Seni tuttu mu Beni tutan tutmuş, daha ne olsun! Ceviz

delisi tuttu mu Hem de kaç kere! Çocukken, bir arkadaşımla yaylada cevizin

dibine oturduk sabahtan ikindiye kadar ceviz oyduk, sonra oyduğumuz bütün ceviz

içlerini yedik, sonra oturduğumuz yerden hızla kalktık, kalkar kalkmaz koşmaya

başladık, yaklaşık beş kilometre dere tepe koştuk, koşmuşuz yani, nereye niçin

koştuğumuzu bilmiyoruz, sonra bir çobana rastladık, rastlamışız yani, bizi

durdurdu (durdurmuş), durdurmasa belki halen daha koşuyor olurduk.

Biz çocukken yaylalar daha güzeldi.

Çıpkı nerede çıpkı! Gel çıpkı çıkalım ceviz ağacına.

Ceviz çırpmasını çok severim. Yorucu ve neşeli olur. Ceviz çıpkı denilen,

normal değnekten biraz daha uzun ve kalın olan bir değnekle çırpılır. Cevizler

patır patır düştükçe çocuklar neşelenir.

Çocuklar neşeleniyor, neşeleniyor tabiat.

Buz gibi su neşeleniyor besberrak.

Neşeleniyor hayat ceviz ağacının altında.

Elimizin koyu kahverengi bir haftada çıkmaz. Çıkmasın

zaten. Bu gerdir ger, ceviz geri. Hayır ger değil renk, koyu kahverengi demek

daha çok hoşuma gidiyor. Üstelik öyle hemen bir haftada çıkmasını da

istemiyorum. Yoksa ceviz oyduğum nereden belli olur.

Her yaz mutlaka ceviz oyarım. Oyarım!