Filistin de, Çeçenistan da, Lübnan da, Irak ta, Somali de, Eritre de ve dünyanın bir çok yerinde Allah yolunda şehit olanları televizyondan seyrederken yüreğine inmeler inen bazı Müslümanlarımız, onlara acıdığını dile getirir ve "Keşke şöyle yapmasalardı" gibi sözlerle olmayan aklını vermeye çalışır.

Ecelin tek olduğunu, bir an geri veya ileri gitmeyeceğini, bugün yüzlerce insanın Türkiye de öldüğünü ve kabre koyulduğunu söylüyorum.

Müslümanların ilk kıblesi, Sevgili Peygamberimizin Mirac yolculuğunda uğrak yeri, peygamberler diyarı Kudüs ün kafir ayaklar altında kirletilmemesi için mücadele verirken ölmek, pirzola yerken ölmekten bin defa daha hayırlı.

Onlara yardım elini uzatan isimsiz kahramanların ellerini öpmek alnımızın ak olmasına sebep olur.

Yardım edemiyorsak "Şöyle yapmamaları gerekir, kafir keserken onları yormamak lazım" gibilerden akıl vermeyi bırakalım.

Yollarına güller sersek hakkını veremeyeceğimiz sevgili Peygamberimizin gül gibi yüz, bal gibi sözlerinden rahatsız olup yollarına diken döküyorlardı.

Kur an-ı Kerim, bu öldürme, hapsetme, sürgün etmelerin inkarcıların iman edenlerden intikamı olduğunu haber verir. (Maide 49, Buruc 8)

Dünyanın hiçbir kayak merkezinde, deniz kenarında, villasında olmayan iman sarayına girip, amel gülleri koklamışsın. Bundan büyük suç olmaz.

İnkârının ateşi içinde kavrulup intikam krizlerine tutulan Nemrut, iman sarayında huzur bulan İbrahim i ateşe atarak yanmasını seyredip, çığlıklarını dinleyerek içini rahatlatmak istiyordu.

Ama ateşin gül bahçesine dönüşüvermesiyle kendi yaktığı alevler kendi gönlüne doluverdi.

Büyük servete sahip olursanız bütün soyguncular, hırsızlar, mafya elemanlarının gözleri sizin üzerinizde olur.

Dünyanın bütün altınını, incisini, yakutunu, mercanını, dolarını, markını özetle bütün dünyanın tamamını toplasanız Cennet in bir tek gülüne denk olmaz. Siz o gülü kazanacak imana sahipsiniz.

Bu servete bütün imansızlar düşman olacak. Onlar düşmanlık yapacak ki, yolumuza diken dökecek ki, boynumuza zincir vuracak ki sevdiğimizin yolunda cefalara katlandığımızı, imtihanı kazandığımızı gösterelim.

Mir ati baba:

"Zincir kâr eylemez bizlere sofi

Bin can ile bir Canana bağlıyız.

"Beli" dedik bildik emr-i ma rufu

Hükmü baki Adil hana bağlıyız" demiş.

Mevlâ nın mabedinde zikir çekenin tespihi zincirden olur" demişler.

Güller, gülyağı olup güzellerle beraber olabilmek için yola çıkar. Kaynayan kazanlardan, cenderelerden geçtikten sonra sevdiğine kavuşur.

Biz bu yola baş koymuşuz. Başkan da olunabilir, baş da gidebilir. Her iki halde de mü mine rahmettir. Kur anda: "De ki: Siz bize ancak iki güzellikten birini gözetleyebilirsiniz" buyurmuş. (Tevbe 52)

"Baş veririz zalime, baş eğmeyiz asla

Mahbes mi, ya Maktel mi, hedef bizce pek a la" demiş Abdülhak Hamid bey.

Namık Kemal bey:

"Merkezi hake atsalar da bizi

Küre-i arzı patlatır çıkarız."

Zulmün temellerini parçalarken bizi dünyanın merkezindeki lâvların içine hapsetseler bu seferde bu yeryüzünü patlatır çıkarız" demiş.

Bu yolun yolcusu olan Mehmet Akif

"Ne zindanlar olur hail, ne menfalar, ne makteller

Yürürsün seddi rahın olsa hatta ahenin eller"

Zindanlar, sürgünler, öldürmeler sana engel olamazlar. Demirden eller yolunu kapasa bile sen yürümeye devam edersin" diyor.

Aslanı zincire vurduklarında çakal: "Yardım edeyim mi Aslanım" demiş. Aslan :"Senin bu yardım teklifin bana bu zincirden daha ağır geldi" diye cevap vermiş ve çakalın gölgesine sığınmayı reddetmiş.

Biz, Rabbimizin öğrettiği "De ki; Bize ancak Allah ın yazdığı isabet eder. O bizim Mevlamızdır. Mü minler ancak Allah a tevekkül etsinler." (Tevbe 51) Sözünü söyler ve yardımı yalnız Allah tan bekleriz.

Kâfirler, Cennet yolunun eşkıyasıdırlar.