Bilindiği gibi "Üsküdar da sabah oldu" sözü tehlikeyi geç farkedenler için söylenir.

ABD nin yürüttüğü "Büyük Ortadoğu Projesi"nin, esas hedefinin, "bütün İslâm ülkelerini işgal etmek" olduğunu, bizler bu sütunlarda, ilân etmiştik. Bu projenin "Esas maksadını kimseden gizlemeden" ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ın açıkladığını da ilave etmiştik.

Ama başta Sayın Başbakan ve Dışişleri Bakanımız Abdullah Gül, "Hayır bu projenin maksadı İslâm ülkelerini işgal etmek değil, bilakis o ülkelere demokrasi ve insan hakları getirmektir" diyerek bizim uyarılarımızı ellerinin tersiyle itmişlerdi.

Hatta bu satırların yazarı olarak, uyarılarımızı daha da açıklığa kavuşturarak Başbakan ın üstlendiği "Büyük Ortadoğu Projesi"  eşbaşkanlığı görevinin, Türkiye Başbakanlığı göreviyle bağdaşmadığını, çünkü bu görevin millî menfaatlerimize aykırı olduğunu ileri sürmüştük.

AKP iktidarı, üç sene süreyle bu yanlış politikayı ısrarla sürdürdü. Sürdürdü de ne oldu Gelinen noktada biz haklı çıktık. Bakınız dünkü gazetelerde bu konuda Sayın "Başbakan ve BOP nun Eşbaşkanı" ne diyor:

"Eğer biz Türkiye olarak, geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika girişimi içerisinde yer aldıysak, bunun tek sebebi şuydu: Ortadoğu ve Kuzey Afrika ya barış gelsin, daha ileri demokrasi gelsin içindi. Bunun için bizlere dâvet yapıldı ve eşbakan olarak biz bu daveti kabul ettik.

"-Ama gelişmeler onu göstermiyor. Öyleyse bize düşen bu durumu yeniden gözden geçirmektir."

Evet ne yazık ki, bu kadar hayati bir konuda, AKP ilgililerinin jetonları böylesine geç düşüyor.

Ancak iş işten geçtikten sonra uyanıyorlar..

Yumurta kapıya geldikten ve bıçak kemiğe dayandıktan sonra refleksleri çalışmaya başlıyor. Zira demokrasi getireceğiz diyen ABD nin ve İsrail in Haçı koynundan çıkmıştır. Lübnan işgal edilmiştir.Filistin de Beyurt ta kan gövdeyi götürmektedir. Topun ağzında Suriye ve İran da vardır.

Basiretli devlet adamlığı bu değildir. İleriyi görmek böyle olmaz.

Rahmetli Mehmed Akif, "Bir uykuya yattık ki, cehennemde uyandık" sözünü bu kabil duyarsızlıklar karşısında söylemiştir.

Devlet ve millet yönetiminde basiretli olmak için, milletimizin tarihini çok iyi bilmek ve ileride karşısına çıkacak müsbet ve menfi gelişmelere karşı alınacak tedbirleri önceden tesbit edip önlemini almak gerekir. Meselâ "Sultan Abdülhamid Han" 150 sene kadar önceden Siyonist Teodor Herzl in, Filistin den bir çiftlik arazisi kadar toprak satınalmak teklifini, Abdülhamid Han, "Şehid kanıyla sulanan toprak para ile satılmaz" diyerek anında red etmiş ve maiyetindeki vezir ve paşalara hitaben: "Bu teklifi hafife almayın, ileride devletimiz zayıf düştüğü zaman batılılar, mutlaka Filistin de bir Yahudi devleti kuracaklar.Şimdiden tezi yok o yöreye cesur ve çetin aşiretlerimizi iskân ediniz. Hazırlıklı olunuz" uyarısında bulunmuştur.

Haydi diyelim ki, Hünkâr ın bu uyarıları tarihe karıştı, üzerinden yıllar geçtiği için unutuldu, ama günümüzün stratejistleri ve hatta Ortadoğu konusunda kalem oynatan köşe yazarlarımız bile, iktidarı ikaz ederek, Suriye nin yolu Lübnan dan, İran ın yolu ise Suriye den geçer diyerek eski İsrail Başbakanı Netanyahu nun,Lübnan ı, Suriye yi ve İran ı içine alan planını açıklıyorlar.

Hal böyle iken, bizim Başbakanımızın kalkıp, "Büyük Ortadoğu Projesi ni yeniden gözden geçireceğiz" şeklinde yine de tereddüt ifade eden beyanlarda bulunmasının asla mazur görülebilecek bir tarafı olamaz.

Kaldı ki, yazımızın başında da beyan ettiğimiz gibi, ABDDışişleri Bakanı Condoleezza Rice, "Büyük Ortadoğu Projesi nin hedefi, 22 Asya ve 8 Afrika ülkesinin siyasî haritasını tamamen değiştirmektir" diyerek kör kör parmağım gözüne kabilinden tekrar tekrar açıklamada bulunmuştur. Bu ülkeler arasında maalesef bizim ülkemiz de vardır.

Daha öncede yazdığımız gibi, Ortadoğu politikamızın tümünün gözden geçirilmesi gerekmektedir. Daha fazla gecikilmesi çok geç olacaktır. İlgililere ve kamuoyumuza arz olunur.