Millî Gazete'nin yeniden gündeme getirdiği ve kamuoyunda ses getiren Özel Harekât Daire Başkanı Behçet Oktay'ın şüpheli ölümü ile ilgili Ulusal Kriminal Büro’nun hazırladığı raporda, dikkat çeken bulgulara yer verildi. Gazetemizin ulaştığı raporda, birçok detayın karanlık kaldığı vurgulandı.
Dosyanın intihar denilerek kapatılması üzerine Oktay’ın ailesi, olaydaki soru işaretlerinin ve teknik şaibelerin derinlemesine incelenmesi için Ulusal Kriminal Büro'ya sunmuştu. Uzman heyetin titiz incelemeleri neticesinde hazırlanan bu kapsamlı teknik mütalaa yeniden yargıya taşınsa da, dönemin adli makamları ve emniyet bürokrasisi tarafından yeterince dikkate alınmadı ve hukuki sonuçta bir değişiklik meydana gelmedi.
Raporda, olayın sadece balistik boyutuyla sınırlı kalınmayıp, olay yerini gören tanıkların ifadeleri ile fiziksel çevre koşulları arasındaki majör tezatlıklar da bilimsel verilerle ortaya kondu. Adli bulgular ışığında dosyada karanlık kalan noktaları dikkat çekilen raporda, Oktay’ın ölümünden önceki son iki saatin kayıp olduğu ve merhumun vücudunda ölüm öncesi darp izlerine rastlanıldığı tespit edildi.
RAPORDA SİLAH İLE İLGİLİ DİKKAT ÇEKEN BULGULARA YER VERİLDİ
Ulusal Kriminal Büro tarafından hazırlanan raporda, Behçet Oktay'ın ölümünde kullanılan tabancaya ilişkin balistik incelemeler ayrıntılı şekilde ele alındı. Raporda, silahın arka nişangâhı olarak bilinen 'gez' bölümünde eksenden yaklaşık 3,61 milimetrelik sağa kayma tespit edildiği belirtilirken, bu durumun silahın atış doğruluğunu önemli ölçüde etkileyebileceği değerlendirmesine yer verildi. Raporda yapılan matematiksel hesaplamaya göre söz konusu kaymanın, 20 metre mesafedeki bir hedefte merminin yaklaşık 66 santimetre sağa sapmasına neden olabileceği ifade edildi.
OKTAY’IN BEYLİK TABANCASI DARBE ALMIŞ
Raporda, mikroskobik incelemelerde silahın gez kısmındaki deformasyonun sert metal bir darbeden ziyade daha yumuşak özellikte bir cisimle temas sonucu meydana gelmiş olabileceği yönünde değerlendirmeler yer aldı. Bu nedenle söz konusu kaymanın olay öncesinde mi yoksa sonrasında mı oluştuğunun açıklığa kavuşmasının dosya açısından önem taşıdığı vurgulandı. Raporda ayrıca, tabancaya gelen darbenin özellikle silah elde tutulurken meydana gelmiş olabileceğine ilişkin teknik değerlendirmelere de yer verildi.
"ÖZEL HAREKÂT DAİRE BAŞKANI BÖYLE BİR SİLAH TAŞIR MI?"
Raporda dikkat çeken değerlendirmelerden biri de, uzun yıllar Emniyet teşkilatında görev yapan, atıcılık konusundaki hüneri bilinen ve Özel Harekât Dairesi Başkanlığı görevinde bulunan bir emniyet müdürünün, atış doğruluğunu ciddi ölçüde etkileyen bir tabancayı görev silahı olarak taşımasının teknik açıdan sorgulanması gerektiği yönündeki ifadeler oldu. Rapor, bu hususun dosya kapsamında adli makamlarca yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
MERMİNİN BULUNDUĞU YER VE KONUM ÇELİŞKİSİ
Balistik değerlendirmeler yalnızca silahın üzerindeki milimetrik değişimlerle sınırlı kalmadı. Raporda, olay yerinde bulunan merminin konumuna ilişkin de teknik soru işaretleri dile getirildi. Resmi kayıtlarda intihar ettiği değerlendirilen kişinin aracın sol tarafında bulunduğunun kabul edilmesine rağmen, video ve fotoğraf analizlerinde tespit edilen .357 kalibre merminin aracın bina tarafındaki sağ bölümünde ve yerde bulunmasının açıklığa kavuşturulması gereken teknik bir ayrıntı olduğu ifade edildi. Raporda, bu bulgunun olayın bütünlüğü içerisinde yeniden incelenmesi gerektiği yönünde tespitte bulunuldu.
TANIKLARIN İFADELERİ İLE OLAY YERİ KEŞFİ YAPILMAMIŞ
Ulusal Kriminal Büro’nun dava dosyasına giren teknik raporunun en kritik sayfalarından birini ise olay yeri ve tanık ifadelerinin geometrik analizi oluşturdu. Dosyadaki bazı tanık ifadelerinde yaralının araçtan yaklaşık 5 metre kadar ileride bulunduğunun iddia edildiği belirtilen raporda, olayın gerçekleştiği alanın topoğrafik yapısı incelendi. Aracın sol tarafının bayır aşağı olduğu bilgisini veren uzmanlar, binanın 3. katından bakıldığında yaralının görülmesinin fiziksel olarak imkansız olduğunu saptadı.
TANIK 5 METRE DİYOR GÖRÜNTÜLER 1 METRE DİYOR
Görüntülerden elde edilen verilere göre yaralının aslında aracının sol kapısından en fazla 1 metre ila 130 santimetre uzakta bulunduğunun anlaşıldığı vurgulanan raporda, tanık beyanlarının geçerliliğini test etmek adına olay yerinde lazerle ışın gönderilerek çıplak gözle keşif yapılması gerektiği, ancak bu hayati adımın atlanarak eksik keşif yapıldığı hatırlatıldı. Raporda şu ifadelere yer verildi:
"(UKB)’nin görüntüden elde ettiği veriye göre yaralı, aracının sol kapısından 1 metre en fazla 130 cm uzakta bulunmaktadır. Bu nedenle bu binanın üçüncü katından yaralının görülemeyeceği değerlendirilmektedir. Dosyadaki bazı tanık vs. ifadelerinde ise yaralının araçtan 5 metre kadar ileride olduğu yazılıdır. Aracın sol tarafı bayır aşağı olduğundan 5 metre ilerisini balkondaki kişinin asla göremeyeceği ortaya çıkar. Bunun için lazerle ışın göndererek ve lazerli tutanında çıplak gözüyle oradaki yaralıyı ister 1 metreden ister 5 metreden görüp göremeyeceğinin keşfi yapılmalıydı. Takdir Yüce Yargı’nındır.”
OKTAY’IN KAYIP İKİ SAATİ VE VÜCUDUNDAKİ DARP İZLERİ
Raporda balistik ve olay yeri verilerinin yanı sıra, ölüm olayının gerçekleştiği zaman dilimi ile adli tıp bulguları arasındaki kronolojik ve fiziksel uyumsuzluklar da teknik olarak masaya yatırıldı. Olay gecesi saat 23.30 sıralarında müteveffanın restorandan ayrılışı ile ölümün gerçekleştiği saat 02.00 arasında geçen yaklaşık iki saatlik süreçte Behçet Oktay’ın nerede olduğuna ve güzergahına dair MOBESE ve tanık beyanlarındaki eksikliklerin dosyada major bir boşluk oluşturduğu kaydedildi. Ayrıca, raporda 8 önemli maddi delilden birisi olarak müdürün telefonlarının kaybolması olayının analizine de dikkat çekildi.
ELLERİ KOLLARI BAĞLANMIŞ
Bununla birlikte uzman adli tıp ve biyoloji uzmanlarının ceset üzerindeki incelemelerine dayandırılan raporda, müteveffanın sağ kolunda, el ve bacak bölgelerinde ve sağ göz kenarında saptanan ekimozların (morlukların) biyolojik yapısı incelendi. Bulguların, bu darp emarelerinin şahıs henüz hayattayken ve ölümüne yakın son iki saat içerisinde oluştuğuna dair emareler barındırdığı resmi raporda ifade edildi. Uzman hekim görüşünde, özellikle sağ bilekte saptanan 10 mm genişliğindeki dairesel izin anlamlı olduğu belirtilerek şu ifadelere yer verildi:
"Bu emniyet müdürüne, ölümüne yaklaşan son 2 saat içerisinde bir yerde bir şekilde, sanki eli kolu bağlanarak darp edildiği görüşü hakimdir. Müteveffanın sağ elinde bilekte yuvarlak çepe-çevresi bir iz yaklaşık 10 mm genişlikte gibi algılanmakta ve anlamlı bulunmaktadır. Düşmesin diye ellerinin bir ip vs. gibi bir şeyle bağlanıp bağlanmadığı hem ambulans yaralı götürme yönergesinden incelenebilir hem de doğrudan o geceki görevlilerden sorulabilir."
SAVCI OLAY YERİNE GİTMEDİ
Dosyadaki hukuki ve idari ihmaller zincirine yönelik en çarpıcı iddialardan birini ise olay gecesi yürütülen adli işlemlerin hızı ve usulü oluşturuyor. Soruşturmadan sorumlu Cumhuriyet Savcısının, böylesine kritik bir konumda bulunan Özel Harekât Dairesi Başkanının ölümünün ardından olay yerine bizzat intikal etmediği iddiaları dosyaya gölge düşürürken, adli tıp uzmanları tarafından gerçekleştirilen otopsi işleminin süresi de teknik bir tartışmanın fitilini ateşliyor.
OTOPSİ 12 DAKİKA SÜRDÜ
Resmi kayıtlara göre yalnızca 12 dakika sürdüğü belirtilen otopsi süreci, adli tıp literatüründe şüpheli ölümler için öngörülen standart prosedürlerin çok uzağında kalıyor. Uzmanlar, ateşli silah yaralanmalarında mermi giriş-çıkış açılarının belirlenmesi, swap numunelerinin alınması, toksikolojik incelemeler ve iç organ deformasyonlarının tespiti gibi en temel adli tıp ritüellerinin dahi saatler sürmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Stratejik öneme sahip bir emniyet müdürünün şüpheli ölüm dosyasında otopsinin bu denli aceleye getirilmiş olması dikkat çekiyor.
YENİDEN İNCELEME ÇAĞRISI
Ulusal Kriminal Büro raporunda yer verilen teknik değerlendirmelerde; silahın gez mekanizmasındaki kaymanın oluş zamanı, merminin olay yerindeki fiziksel konumu, tanık beyanlarının görüş açısı imkansızlıkları, ceset üzerindeki ölüm öncesi darp izleri ve kayıp zaman diliminin birbiriyle uyumu konusunda yeni ve kapsamlı incelemeler yapılmasının dosyadaki soru işaretlerinin giderilmesi açısından önem taşıdığı belirtildi. Rapor, hukuki süreçte maddi gerçeğin ortaya çıkarılması adına bu teknik başlıkların adli adımlar kapsamında yeniden ele alınması gerektiği görüşünü paylaştı.





YARIN:
· Dosya yeniden açıldı ama 9 yıldır savcılık incelemesinde…
· Oktay ailesinden Adalet Bakanı Akın Gürlek’e çağrı…





