Rahman ve Rahim olan Rabbimiz, Mekke nin ilk dönemlerinde indirdiği sure ve ayetlerde imanın ve iyi işlerin karşılığı olarak cenneti ve ni metlerini tanıtıyor, inkarın ve kötü işlerin karşılığı olarak cehennemdeki cezayı tanıtıyor.

İş işten geçmeden, inkarla cehennem alevleri buluşmadan, haram lokma sahibini cehennem kendine doğru çekmeden, Allah ın ayetleri ile buluşmasını sağlamak, inkar ve haram lokmadan kişiyi kurtarmak için Sevgili Peygamberimiz, gece gündüz durmadan çalışmış. Kaçanların peşinden koşmuş. Kendini yaktıktan sonra koşan adamın peşinden koşar gibi koşmuş demeyeyim. Çünkü bu dünyanın ateşi geçicidir. Ahiretin ateşi ise devamlıdır. Onun için Sevgili Peygamberimiz daha fazla çalışmıştır.

Birileri çıkıp "Kardeşim beni inkarımla baş başa bırak, yanarsam ben yanarım" derse biz onu yine de bırakmayız. 25 yaşında üniversiteyi bitirmiş, aklı başında bir delikanlı kendini yakmaya teşebbüs etse ve aynı sözleri söylese "Demokrasi var, özgürlük var, ten ve can bana ait, dilediğim gibi yakarım" dese polis de itfaiye de ona müdahale eder.

"Biz onu bırakmayız, müdahale ederiz" derken zor ve cebir kullanırız anlamında söylemiyorum. Kur an ayetlerini okumaya ve anlatmaya devam ederiz.

Peki, cennetle mi yoksa cehennemle mi uyarmak daha doğru olur Son günlerde hep cenneti anlatalım, cehennemle korkutmayalım modası çıktı. Tabii ki hiçbir şey sebepsiz değil. Cuma veya Bayram namazlarında camiye gelen bir kısım haramiler, camide haram lokma yiyenlerin yediği her lokmanın ahirette ateşe dönüşüp yiyeni yakacağını duyması haraminin keyfini kaçırıyor ve namazdan sonra "Hoca efendi Allah ın cenneti de var asıl ondan bahsediniz" deyiveriyor.

Biz hangisini tercih edelim İnsanı yaratan Allah, onun vücuduna uygun gelecek havayı ve karışımını yaratan da Allah. Güneşimizi ve gıdalarımızı yaratan Allah, bizim eğitimimize uygun gelecek ayetleri indiren, ne kadar cennet özendirilecek ne kadar cehennemle korkutulacaksa o kadar ayet indiren yine O Allah ın Kur an daki sıralamasına dikkat edeceğiz.

Ğaşiye suresinde herkesi kuşatacak olan kıyametin dehşetinden, korkuların yüz hatlarında belermesinden, insanların günah yükü altında yorulmasından, kızgın ateşlere atılmasından, kaynar sular içirilmesinden dikenli yiyecekler yenilip doyulmayacağından bahsederek bizleri uyarır.

Bizler bu uyarılara kulak verelim. İpek gibi saçlarımızın, pamuk gibi tenlerimizin yanmaması için iman ve ibadet zırhını kuşanalım. İman ve ibadet zırhını kuşanmak bize bu dünyada da fayda verecektir. Kimsenin malını haksız yollardan yemeyeceğimize göre yolsuzluk operasyonlarıyla kimse evlerinden hapishanelere götürülmeyecek.

Cehennemi tasvir eden ayetlerin hemen ardından pırıl pırıl parlayan yüzlerden, yaptığı iyi işlerin karşılığını alarak memnun olanlardan, yüksek cennetlerde koltuklar üzerinde kaynak sularının başında, dolu bardaklar, dizilmiş yastıklar, serilmiş halılar arasında  kötü sözlerin olmadığı cennetten haber verir.

Deveyi yaratan, gökyüzünü yükselten, dağları diken, yeryüzünü döşeyen Allah ı, insanlara hatırlatmaya devam edeceğiz. Kimseye zorbalık yapmayacağız. Dönüşümüzün Allah a olduğunu ve hesabımızı da O nun göreceğini hatırımızdan hiç çıkarmayacağız.