Kamuda tasarruf paketi açıklandı. 20 küsur yıllık iktidar döneminde yapılan yanlışların ve israfın itirafı niteliğinde olan paketin içeriği olumlu görünse bile yeterli değil. Süregelen yanlışlardan dönülmesi mesajı olumlu yorumlanabilir ama bunun uzun vadeli olup olmayacağı ve hedeflenen faydayı sağlayıp sağlayamayacağı muamma.

Mehmet Şimşek’in 2014’te kamudaki makam arabaları için sarf ettiği “çerez parası” sözü akıllara geliyor mesela. Kamudaki makam arabası savurganlığına son verileceğinin açıklanması güzel ama asıl israf pakette hariç tutulan “itibardan tasarruf olmaz” diyenlerde yapılıyor. Onlara yönelik bir tedbir yok maalesef.

Bu paketin zamanlaması ve vermek istediği mesaj adeta çalışanlara “maaş zammı beklemeyin” demekten farksız. Önümüzdeki 3-4 sene boyunca seçim yok rahatlığıyla tüm yükü vatandaşın sırtına yükleyerek güya enflasyonu düşüreceğini zannedenlere sandık geldiğinde gerekli cevabı verecek bir toplumsal hafızaya ihtiyacı var halkın.

Personel servisi kaldırmak çalışanın kazanılmış hakkını elinden almak değil mi? Kamu kurumlarının kendilerine ait binaları bırakıp cicili bicili plazaları kiralamalarından kesinlikle vazgeçilmeli ama çalışan üzerinden tasarruf mantıksız.

Enflasyonu düşürme tedbirleri düşünülürken meselenin halk tarafına da kafa yorulsaymış keşke. Alım gücü günden güne eriyen milyonların zaten eriyen maaşları üzerinden tasarruf yapılamaz. Enflasyonist koşullar sürerken ücretler zamsız kalamaz, sabitlenemez. Kendi yanlışları neticesinde duvara toslayan, denizin bittiğini nihayet anlayan iktidar, bir zamanlar “çerez” dedikleri tedbirlerle kimseyi ikna edemez. Bunu bahane ederek ücret zamlarından kaçınmaya çalışmak ters teper. Sandıkta büyük bir karşılığı olacaktır bunun.

Hediyelik eşya, eşantiyon, takvim, ıvır zıvır vermeyerek, personel servislerini kaldırarak mı “enflasyonu düşürmekte kararlıyız” mesajı veriliyor? Kamuya yabancı araç alımı sonlandırılıyor ama üst kademeler hariç tutuluyor. Asıl israfın olduğu yerlere dokunulmayacak yani. Hangi mesajı alacak o zaman kamuoyu?

Kamuoyu kamuda tasarruf paketiyle oyalanırken, topluma asıl mesajı veren bir husus gündeme geldi. Çalışma Bakanı Vedat Işıkhan, geçen hafta emeklilere yönelik yeni sosyal destekleri açıkladı. Buna göre emeklilere yaz aylarında 1 ay boyunca ücretsiz KYK yurtlarında konaklama, kamuya ait misafirhane, öğretmenevi, sosyal tesis ve konuk evlerinden yüzde 15 indirimli faydalanma, PTTcell’den emeklilere özel paket, PTT Kargo’da indirim, TCDD’ye bağlı trenlerde yüzde 10 indirimin yanı sıra pek çok destek verilecekmiş!

Hayatın gerçeklerinden bu denli kopuk olmak normal olmasa gerek. Bahsi geçen kitlenin refahını artıracak tedbirler bunlarmış meğerse! Ucuz ekmek, ucuz kıyma için kuyruklara girmek zorunda kalan emeklilerin en çok ihtiyaç duyduğu ve refahını artıracak olan tedbirler bunlarmış.

KYK yurtlarında 1 ay ücretsiz konaklama sayesinde 10 bin lirayla ay sonunu getirme derdinin üstesinden gelecek demek emekliler. PTT Kargo’dan indirimli gönderiyle veya PTTcell’den indirimli paket kullanarak refahı artacak, geçim sıkıntısından, hayat pahalılığından gözünü açabilecek! Hayatın ve vatandaşın gerçeklerine yabancılaşmanın bir numunesi değil mi bu?

Temmuz’da asgari ücrete zam yapılmayacağı açıklaması da kamuda tasarruf paketinden daha önemli aslında. Çünkü bir gösterge ücrete dönüşen asgari ücret, diğer ücret seviyelerini de doğrudan ilgilendiren bir konumda. Asgari ücrete zam yapılmaması, diğer ücretlere de zam yapılmayacağı anlamına geliyor. Mayıs’ta zirveyi gördükten sonra yaz döneminde baz etkisiyle düşüşe geçeceği söylenen enflasyonun yıkıcı etkileri tam gaz sürerken, milyonlarca ücretlinin sene başında aldığı zamla yıl sonunu getirebilmesi pek de mümkün gözükmüyor.

Enflasyonu sadece halkın tüketimini kısıtlayarak çözmeyi hedefleyen ve “bakın biz de kemer sıkıyoruz” demek için kerameti kendinden menkul kamuda tasarruf paketi açıklayan siyasi iktidarın, halkın geçim derdini algılayışı tam da “emekliye konaklama müjdesi” tarzındaki nüanslarda yatıyor. Uluslararası yatırımcı denen küresel rantiyeye gösterilen ihtimam ve hassasiyet bu ülkenin vatandaşlarına gösterilmiyor, onların dertleriyle dertlenilmiyor ve zaten posası çıkmış olan halkın cebinden güya enflasyon düşürülmeye çalışılıyor.

Halkın derdiyle dertlenmeyen, onun sıkıntısına çözüm aramayan bir anlayışın, enflasyona kalıcı bir çare üretmesi de, kamudaki israfa adamakıllı bir çözüm üretmesi de pek olası gözükmüyor.