Dünya, Doğu Bloku nun çökmesinden sonra tek kutuplu hale dönüştü. Amerika nın öncülüğünde devam eden dünyada savaşlar, işgaller, sömürüler, bölgesel kavgalar, acı, kan, gözyaşı, şiddet, işkence ve zulümler arttıkça arttı. Amerika dünyanın yükünü taşıyamadı. İnsanlık, hak merkezli yeni bir dünyanın özlemini çekiyor.
Uzmanlar, ABD nin yıkılış tarihini konuşmaya başladı.Afganlı Matematik dehası Sıddık Afgan, "ABD nin yıkılışı 2013 olarak görünüyor. Bu işlemde hata payı 5 yıldır." şeklinde görüş belirtiyor. AB, Rusya, Çin, Hindistan, Japonya gibi ülkeler ABD nin bıraktığı boşluğu doldurma arayışında. Bu rekabette, üç kıtanın kesişme noktasında bulunan ve stratejik öneme sahip olan Türkiye, dünyanın gözdesi durumunda. Bu rekabet hırsı içinde bulunan ülkelerin, sıcak savaşlara ilaveten, ekonomik, kimyasal, biyolojik, psikolojik savaş yöntemlerini kullanmamaları düşünülebilir mi
Son 6 yıldır Türkiye yi meşgul eden ve her sene daha da artan kene vakalarına biraz da bu açıdan ele almak gerekir, diye düşünüyorum. ABD nin Vietnam da, Rusya nın Afganistan da salgın virüsleri, biyolojik savaş ürünlerini kullandığı biliniyor. Uzmanlar, geleceğin savaşlarının kimyasal ve biyolojik alanda olacağını söylüyorlar.
Ülkemizde, son 5 senede, kene vakasından yüze yakın insan hayatını kaybetti. 2008 de bu rakam 30 u geçmiş bulunuyor. Her sene, kene vakalarından ölenlerin sayısında artış görülüyor.
Üç sene kadar önceydi. Saadet Partisi Bolu İl Başkanlığı, bir araştırmasını kamuoyu ile paylaştı. Buna göre, bazı yabancı turistler bölgeye öldürücü virüs taşıyan böcekler bırakıyordu. Bazı sorumsuz medya kuruluşları bu haberi hafife aldı. Yetkililer ciddi bir araştırma içine girmediler. Halbuki, bilimsel yaklaşım, olayın üzerine gidip araştırma yapmayı gerektirirdi. Yapılmadı ve bugünlere geldik.
Türkiye bu araştırmayı yapabilecek potansiyele sahip bir ülke. Niçin, bir uzman komisyon oluşturup ciddiyetle işin üzerine gidilmiyor dersiniz Yapılan en elle tutulan çalışma, vücudumuza kene ısırırsa, onu nasıl çıkaracağımızla ilgili. Peki, bu keneleri yok etmek konusunda ciddi bir çalışma yapılmayacak mı
Konu ile ilgili olarak kamuoyuna kafa karıştırıcı bilgiler yansıyor. İyi niyetle ve sorumluluk anlayışıyla yapılan yayınları takdir ediyoruz. Fakat, raiting uğruna, merak uyandırmak amaçlı çarpıtılmış haberlere rastladığımız gibi, işi magazinel boyuta taşıyanlara da şahit oluyoruz. Bu sebeple halk, net bilgiye ulaşamıyoruz.
Araştırmalara göre, Hyalomma cinsi keneler Nairovirüs bulaştırıyor ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi ne yol açıyor. 30 türü olduğu söylenen bu nelerin, kan emip virüs taşıyarak bir anda 7 bin yumurta bırakması oldukça düşündürücü. Bu hastalık, 1944 te Kırım da, 1956 da Kongo da tanımlanıyor.
Bugüne kadar 20 den azla şehrimizde öldürücü kene vakasına rastlandı. En çok kene ısırmasına maruz kalan illerimizden biri de Tokat. Bu ilimizin milletvekillerinden Dr. Reşat Doğru şunları söylüyor:" Tokat ta 3 binden fazla kişiyi kene ısırdı. Son yapılan araştırmalar, özellikle bunun bir biyolojik savaş şeklinde Türkiye ye bulaştırıldığı yönünde. Bu virüsleri taşıyan kenelerin çeşitli kanallardan Anadolu ya taşınmış olduğu şeklinde düşünceler var. Bu noktada araştırmalar yapılmalı."
Ceyhan Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Koordinatörü Op. Dr. Fatih Karayandı ise şöyle konuşuyor:" Listelerde KKKA biyolojik silah olarak yer alıyor. Resmi makamlar bu konuyu araştırmalı. Nairovirüs, GATA ve Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan Kimyasal ve Biyolojik Turizm Raporu nda "biyolojik savaş ajanları" arasında gösteriliyor."
Sonuç olarak, kene vakaları, her geçen gün insanımızı tedirgin etmeye devam ediyor. Her kafadan bir ses çıkıyor. Bilen de konuşuyor, bilmeyen de. İşin asıl doğrusu hangisi, belli değil.
Bu yüzden yetkililer, konuyu ciddi bir şekilde araştırıp kamuoyunu tatmin edecek ve tedirginliği giderecek net açıklamayı yapmak zorundadır. Bu kenelerin laboratuvar ortamında üretilip üretilmediği, böcekler aracılığıyla yapılan kene mücadelesi, tabii dengeyi de dikkate alarak ilaçlamanın fonksiyonu, mutasyon, biyolojik silah vb. konuyla ilgili her soru işareti bilimsel yöntemle açıklığa kavuşturularak halkımız aydınlatılmalıdır. Türkiye halkı net olmayan ve çok kere kafa karıştıran dedi kodulardan bir an önce kurtarılmalıdır.