Tebuk Gavzesi ne giderken Peygamberimiz Efendimiz (s.a.v.) in yanına Mûaz İbni Cebel (r.a.) yaklaştı. Efendimizle beraber yürüyorlardı. Mûaz (r.a.), Efendimiz (s.a.v.) e kemal-i edeble şu arzusunu arzetti:

Ya Rasülallah! Bana, beni Cennete girdirecek ve cehennemden uzaklaşmamı sağlıyacak bir amel öğret; dedi.

Peygamberimiz Efendimiz, Mûaz ın bu isteğine şu cevabı verdi.

Ya Mûaz! Çok büyük bir şey istedin. Böyle de olsa, bu, Allah ın kolay kıldığı kişi için çok kolaydır. Şimdi beni iyi dinle:

1- Hiçbir şeyi ortak koşmadan yalnızca Allah a kulluk edersin...

2- Namazı dosdoğru kılarsın.

3- Zekâtı verirsin.

4- Ramazan orucunu tutarsın.

5- Kâbe yi haccedersin" buyurdu.

Peygamberimiz (s.a.v.) bundan sonra sözlerine şunları da ilâve etti.

Ya Mûaz! Dikkat et. Şimdi sana seni cennete ulaştıracak hayır kapılarını haber vereceğim:

Oruç kalkandır.

Sadaka, suyun ateşi söndürmesi gibi günahın azabını ve ızdırabını söndürür.

Kişinin gece yarısı kıldığı namaz da günahı söndürür.

Peygamberimiz Efendimiz (s.a.v.) sözüne ara vermeden Secde Sûresi nin 16-17 nci ayetlerini okudu. Bu âyetlerin meali şudur:

"Büyüklük taslamadan Rablerini hamd ile tesbih edenler (kulluk vazifelerini yerine getirenler), çok ibâdet etmelerinden dolayı vücutları yataklardan uzak kalanlar, Rablerine korku ve ümit ile duâ edenler ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan infak ederler inanırlar.

Hiçbir kimse, onlar için dünyada yaptıklarının karşılığı olarak saklanmış, memnun edici nimetlerin ne olduğunu bilemez."

Müteakıben Efendimiz aleyhisselât-u vesselâm Mûaz (r.a.) a şöyle buyurdu:

"- Sana bütün işlerin başını, ana direğini ve doruk noktasını bildireyim mi

Mûaz (r.a.):

"- Evet, bildiriniz Ya Rasûlellah," dedim diyor.

Efendimiz buyurdu ki:

"- İşin başı İslâm,

Direği namaz,

Doruğu cihadtır."

Sonra:

"- Sana bunların da can damarını bildireyim mi " dedi.

Ben yine:

"- Evet bildir ey Allah ın Rasûlü! dedim.

Peygamberimiz dilini tuttu ve:

"- Şunu koru" buyurdu.

Ben:

"- Ya Rasûlallah! Bizler konuştuklarımızın hesabını verecek miyiz " dedim.

Cevaben:

"- İnsanları cehenneme sürükleyen ancak dillerinin ürettikleridir" buyurdu.

Bu beyandan şöyle bir sonuç çıkarabiliriz:

Günümüzde de Müslümanlar arasında var olan vefasızlıkların/olumsuzlukların sebepleri dikkate alınacak olursa bunların sebebinin:

Gevezelikler,

Sorumsuzca söylenen sözler,

Menfi propagandalar,

Yanıltmalar,

Medya ve

Öğretim sistemi gibi hususlar olduğunu anlarız.

Gevezelik her zaman başa belâ olmuştur. İnsanların dünyasına da ukbasına da gevezelik/yersiz sözleri hep musibet olmuştur. Biz Sorumsuzca SöylenenSözler (5 cilt) kitabımızda bu hususu etraflıca ele aldık. Bunu da dikkatinize arzediyorum.