Gezi Parkı olayları tehlikeli bir oyuna da sahne oldu.

Halkı bölme gibi korkunç bir gerçeği de ortaya çıkardı.

Aynı apartmanda oturan, günlerde beraber olup sabah

kahvaltılarında birbirlerini gören komşuların ayrışmasına bile yol açtı.

Ayşe Hanım, o birkaç gün süren dehşet anını şöyle

anlattı:

Benim can ciğer komşum eline almış tencere takırdatıyor,

beri yandaki tavaya vuruyor, öbürü kapakları birbirine çarpıyor.

Çıkıp bağırdım ne oluyorsunuz yahu, bizim içtiğimiz su

ayrı değil.

Herkes birbirinin görüşünü bilir ama o asırlık mahalle

dayanışması kimsenin kalbini kırmazdı.

O gün alevi komşumla, ülkücü komşum ne kadar hararetle

tencerelere vurdular.

Neyse ki kısa sürdü. Şimdi tekrar günlerimize devam

ediyoruz, Ramazan a az kaldı deyip sabah kahvaltılarını bahçesi olan komşunun

gülleri arasında yapıyoruz. Birimiz kızartma yapmakta, birimiz börek, diğerleri

mevsim yemekleri. Güle oynaya kaldığımız yerden devam etmekteyiz.

İşte bu yüzden bu ülke insanını ayırmaya güçleri yetmemekte.

Dolmabahçe Camii nin imamı ve müezzini de bu kardeşliğe

önemli bir katkıda bulundu.

Adeta camiyi yaptıran Bezm-i Âlem Valide Sultan ın

şefkati herkesi kuşattı.

Cami görevlileri, caminin hariminde içki içildi

haberlerini yalanlayarak, bir takım çevrelerin kanı deli akan gençlerini

frenleyebildiler.

Bir kıvılcımın yettiği tahrikler böylece önlenebildi.

Gürsel Tekin ve Çarşı grubu bu çok önemli tarihi

sorumluluğu yerine getiren müezzine teşekkür etti.

Ki hepimiz bu din adamlarına şükran borçluyuz.

Şu anda toplumun ateşe değil suya ihtiyacı bulunmakta.

Camiye ayakkabı ile girip orada içki içmek kendi terbiye

ve görgü eksiklerini göstermekte.

Her mabed saygıyı hak eder.

Yalnız şurası bir gerçek ki onlar mabetlere olanca

saygısızlıklarını gösterseler de, cami onlara en anaç şefkatini gösterip,

kollarını açıp yaralıların tedavi edilmesi için revir olarak kullanılmış,

onları ağırlamış, dinlendirmiş, uzanıp yatıp uyumuşlar.

Dahası bu kalkışmanın planını bile orada yapmışlar.

Camideki otuz kadar doktorun yaralılarla ilgilenmesi bana

12 Eylül günlerini anımsattı.

O günlerde de bombalanan kahvelerin yaralıları

hastanelere kaldırılır, hangi görüştense o görüşten doktor ve hemşireler

başında nöbet tutarlardı.

İstanbul Edebiyat Fakültesi nin yanında bir kahvehane

bombalanmıştı.

Sınıfımızdan çocuklar ağır yaralı idi, ziyaretlerine

gittiğimizde, ölmek üzere idiler başlarındaki doktorlar şöyle demişti:

Sabaha kadar nöbet tutuyoruz, bunlar sağ görüşlü diye

sol görüşlü doktorlar serumlarını kesmesinler diye, sargı bezlerini, ilaçları

sakladılar.

Muhtemelen aynı şeyi bu doktorlar da onların yaralılarına

yapıyorlardır.

Tek tarafı suçlamak doğru değil.

Ama bu olayda bir cami, annelik görevini üstleniyor,

içeriye paldır küldür giren insanları koruyup kolluyor hatta içki bile içseler

onlar benim evladım deyip üzerini örtüyor.

Ahmet Kekeç e göre cami sağlık merkezi olarak

kurgulanmış, camiden dünyaya yayın yapmak için ise Reuters ve DHA nın

kameraları film seti için orada bulunuyor. Eylemcilerden bazılarının Reuters kameralarına, 10 gündür buradayız ve

Kimyasal silahlarla saldırıya uğradık demesi yayınlanan görüntülerde dikkat

çekmişti.

Kekeç e göre, Camideki görüntüler, ortada ciddi bir

hazırlığın (işin içinde yabancıların da bulunduğu mide bulandırıcı bir organizasyonun)

bulunduğunu gösteriyor.

Sağlık merkezi olarak tasarlanmış caminin, eylemciler

tarafından düşürülmek istenen Başbakanlık Ofisi nin hemen yanında olması da

Kekeç e göre işi daha da derinleştiriyor.

Eğer bu iddia doğru ise en mahrem makam olan bir caminin

yine en kötü emeller için kullanılması gibi korkunç bir gerçek ortaya çıkmakta.

Kalkışmanın ana üssü bir cami idi belki de, bu tarihe

geçecek sosyolojik bir olgu.

Zira cami severlerin bir kalkışması olsa elbet mekân

olarak seçilmesi normal zira Cuma Protestoları hep cami avlularında olurdu

yakın geçmişte.

Ama çok yıkıcı, bölücü, halkı birbirine düşürecek

kararların alındığı üstelik camiden haz etmeyen bir grubun buluşma yeri olarak

biraz garip geldi.

Buna rağmen bu çok aykırı gruba ve onların saygısızlıklarına

karşın Bezm-i Âlem Valide Camiinin şefkatli ruhaniyetini kuşanan görevlilerine

ben de çok teşekkür ediyorum.

Yapılan kabalıkları, saygısızlıkları, hakaretleri büyük

bir hoşgörü ile karşıladıkları için.

Halkı birbirine düşürmemek için içki içmediler

dedikleri için.